23 Ekim 2020 Cuma

EKSİK TUĞLA

Hayat problemlerle dolu. Gerçekten. Bu konuda uzun uzun konuşup akıl verecek bir pozisyonda değilim; zaten böyle olduğunu hepiniz eminim benden çok daha iyi biliyorsunuzdur. 

Problemler denizi içinde yüzerken hayat bazen dalgaların altında kalıyor, ona ulaşamıyoruz. 

Şimdiye dek yüzleştiğimiz ve henüz yüzleşmediğimiz bir sürü problem var. Hepsi teker teker gelse yine iyi ama bazen hepsi aynı anda gelebiliyor! İşte o zaman bir afallıyoruz, bocalıyoruz, "Eyvah, yandım, öldüm, bittim ben şimdi!" diyoruz. 

Ben çok dedim. 

Dünyam başıma yıkıldı sandığım oldu, hayat bundan sonra bir daha toparlanmayacak dediğim oldu. 

Oldu da oldu. 

Olacak da. 

Nasıl olmasın ki? 

İnsanız yani.

İlla ki yolunda gitmeyen ve o an için çok doğru gelen ama aradan belli bir süre geçtikten sonra gereğinden abartılı verdiğimizi fark ettiğimiz tepkiler üretebiliyoruz. Ben böyle durumlar için şöyle bir strateji geliştirdim: 

Büyük bir sorunla karşılaştığımda, kendimi yüzlerce tuğladan oluşan bir ev ve hemen şu anda çözemeyeceğim sorunumu o evin bir tuğlası olarak düşünüyorum. Tuğlalardan biri varsın –şimdilik– eksik olsun. Tuğlalardan biri eksik diye hiçbir ev yıkılmaz, ben de yıkılmayacağım.

Sosyal medya adreslerim: 

15 Ekim 2020 Perşembe

YARIM KALMAK

Yıllardır bilgisayarımda duran bir roman taslağı var. Karakterlerin acıları çok ağır geliyor, yazamıyorum. Onu silemiyorum, imleçle tutup çöpe gönderemiyorum, ama açıp okumak da istemiyorum. Her roman yazılacağı zamanı bekler. Bu romanın zamanı geldi mi, geçti mi, bilmiyorum.

Ve gerçek hayatta yarım kalan hikayelerle ilgili bazen şunu düşünüyorum: O hikaye yarım falan kalmadı. O hikaye o kadar yazılmıştı.

11 Ekim 2020 Pazar

TRABZON'DA SONBAHAR: NASIL GEÇİYOR GÜNLER?


Koronavirüs başlıca sağlık tehdidinin yanı sıra sosyal hayatlarımızı ve ruhsal sağlığımızı etkilemeye son sürat devam ederken, öyle veya böyle hayat da devam ediyor. Trabzon'dayım. Bol bol kitap ve dergi okuduğum, çizim yaptığım, kuru boyalarla renklendirdiğim (kuru boyaların fiyatı inanılmaz artmış: 36'lısını 32 TL'ye aldım geçen gün), dizi izlediğim, dışarı çıkıp yürüyüş yaptığım günler geçiriyorum. Havalar hala ılık, güneş hala bulutların arkasından yüzünü gösteriyor. Kasvetli kış günlerine biraz daha var neyse ki. 

Geçen gün buradan sizlerle paylaştığım Mert'in Kitap Kulübü oluşumum için çok güzel geri dönüşler aldım, onunla ilgileniyorum. İlk ayımız olan Ekim ayının kitabı Martin Eden, şimdiden Kasım için seçeceğim kitabı düşünüyorum.

Netflix'te Emily in Paris'i izledim. Emily sempatik mi itici mi anlamadan diziyi bitirdim. 

Bu yazıda size eşlik eden fotoğraflar, günübirlik gittiğim Maçka'da hoş bir kulübeden. Trabzon'un şehir merkezi ise oldukça kalabalık. Deniz doldurulduğu için tüm sahil yürüyüş yolu toz toprak. Bugün yine biraz yürürüm. Hande Yener'in Carpe Diem albümünü dinleyerek. Şu sıralar elimin altında Milliyet Sanat ve Sabit Fikir dergileri var. Onları okuyorum.  



8 Ekim 2020 Perşembe

MERT'İN KİTAP KULÜBÜ AÇILIYOR!

Pandemi süresince giderek yalnızlaşarak eve kapanan kitap kurtlarının kendilerini yalnız hissetmemesi için aynı kitap sayfalarında buluşmasını hedefleyen bir oluşumdur. Trabzon'da bir sonbahar günü Mert'in aklına düşerek heyecan yaratan bir fikirle kurulmuş, binası hayal gücü olan bir kitap kulübüdür. Okumanın büyüsüne kapılmadan duramayan ve internet bağlantısı olan her kitap kurdu davetlidir! 

Bu kitap kulübünde her ay bir kitap okunacak ve ay boyunca okunan kitapla ilgili tartışmalar yürütülecek, alıntılar paylaşılacaktır. Katılımlar blog'daki veya instagram'da Mert'in Kitap Kulübü sayfasında yapılacak olan paylaşımların altından sağlanabilir. İnternet üzerinden kitap toplantıları, aynı şehirde olanlarla sosyal mesafeli buluşmalar yapılması da kulübün uzun vadeli hedefleri arasındadır. Kitabı olmayan da okuma etkinliğine katılıp yorumlarda diğer kitap kurtlarıyla buluşabilir. Kitaplar sonradan okunmak üzere öneri olarak da değerlendirilebilir. Mert'in Kitap Kulübü'ne DM'lerden ve mesajlardan her zaman ulaşılabilir.

Okunacak olan kitaplar arasında tür kısıtlaması yoktur ve bu kitap kulübü önerilere her zaman açıktır. Aşktan polisiyeye, dünya klasiklerinden bilim kurguya, gerilimden maceraya, Türk edebiyatından fantastiğe, psikolojikten suça edebiyatın farklı dallarında pek çok kitap okunacaktır.

Kendini yalnız hissettiğinde edebiyat sana müthiş bir aile sunar. Ve içindeki kalabalığı keşfetmene yardım eder. Mert'in Kitap Kulübü'ne hoş geldin!

(İlk ayımız olan Ekim ayının kitabı Jack London'ın Martin Eden'ı.)

Sosyal medyada buluşmak için:

2 Ekim 2020 Cuma

CARPE DİEM


Hande Yener'in koronavirüs olmasaydı yaz başı çıkması planlanan 20. yıl albümü Carpe Diem nihayet çıktı. 

Koronanın bitecek gibi olmadığını gören Hande, 10 şarkılık albümü yayınlayarak ne iyi yaptı. 

Albüm Aşk Sandım, Bulut, Senden Çok, Aşk Elinde, Başka Dudaklar, Boşuna, Carpe Diem (Anı Yaşa), Melekler ve Şeytanlar, Kaç ve Yolcu şarkılarından oluşuyor. 

2 Ekim 2020 olur olmaz yayınlanan albümü sabahtan beri dinliyorum.

Sound'lar, altyapılar, müzikalite muazzam.

2006'daki Apayrı çıtasını çok daha yukarıya taşıyan nefis bir albüm: Cüretkar, yenilikçi ve sanatsal. 

Herkes, ön yargılarını bir kenara bırakarak, 2020'nin bu en güzel albümünü dinlemeli. Albüm gerçekten alternatif ve çok Avrupai! 

Eline, diline sağlık Hande Yener... 

29 Eylül 2020 Salı

TELEVİZYONDA YENİ SEZONUN DİZİLERİ NASIL BAŞLADI?

Koronavirüs tehdidi tüm hızıyla, hatta hızını daha da artırarak devam ederken, televizyonda yeni sezon çoktan başladı. Geçtiğimiz sezon dizilerin birçoğu sezon finali bile yapamadan pat diye mecburi koronavirüs tatiline girdiği için, bu sezon da sessiz sedasız, yeni sezonmuş gibi olmadan, diziler yeni bölümleriyle kaldıkları yerden devam ediyorlarmış gibi başladı. Koronavirüsün endişe verici durumuna baktığımızda, bu sezon evlerde her zamankinden çok vakit geçireceğiz gibi görünüyor. Hal böyle olunca, televizyon da mütemadiyen açık olacak. Diziler "seç, beğen, al" rekabetlerine çoktan başladı. Dün akşam başlayan Uyanış: Büyük Selçuklu pazartesinin, Masumlar Apartmanı salının ve Kırmızı Oda cumanın dengesini tamamen değiştirdi. Diziler birbirlerinin ayaklarını kaydıradursun, olan gerçekten de tiyatrolara oldu. O güzelim koltuklara oturup sahne tozu yutamayacağız bir süre daha. Çok üzücü...

Şimdi gelin, benim kısa yorumlarımla ekranda ne var ne yok şöyle bir bakalım.

Pazartesi

Drama olarak başladığı ekran yolculuğuna adeta bir komedi dizisi olarak devam eden Yasak Elma, 4. sezonunda da reyting listesinde hiç fena ilerlemezken, dün akşam başlayan Uyanış: Büyük Selçuklu listede 1.liği kaptı. Onu Çukur, Yasak Elma ve Sefirin Kızı izledi. Her akşam yayınlanan Master Chef'i de unutmamalı... Hiç izlemedim.

Salı

Netflix'te yayınlanan Fransız dizisi Dix pour cent'ten Ay Yapım'ın Türk kültürüne uyarladığı Menajerimi Ara, bizim toplumumuz için fazlasıyla konsept ve spesifik bir dizi olsa da, izleyicinin ilgisini çekmeyi başardı. Bir oyunculuk ajansında yaşananları anlatan dizi, oyunculuğa, dizi sektörüne dair bir ilginiz varsa kesinlikle ilginizi çekecektir. Benim içinde olduğum bir sektör olduğu için keyifle izliyorum mesela. Ahsen Eroğlu, Deniz Can Aktaş, Barış Falay, Canan Ergüder, Fatih Artman ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun oluşturduğu ana cast'a, her hafta birbirinden ünlü oyuncular dahil oluyor. Konuk oyuncu açılışını halihazırda zaten Ay Yapım'ın oyuncusu olan Tuba Büyüküstün'le yapan ve sonrasında Çağatay Ulusoy'dan Edis'e pek çok ismi konuk eden dizi, bu açıdan izleyiciye eğlenceli vakit sunuyor ve "Acaba bu haftanın konuğu kim?" diye düşündürtüyor. Ancak öte yandan, orijinal dizinin bir sezonu sadece altı bölüm ve bu aşamadan sonra bizdeki yerel dizinin nasıl ilerleyeceği, biraz senaristlerin marifetine kalmış. Ayrıca ünlü konukların sezon boyunca devam etmesi de bir parça imkansız görünüyor. Ama dizi sektörün içinden müthiş sektör eleştirileri yapıyor: "Artık esas kızın annesi rolü için bile 30 yaşın altındaki oyuncular isteniyor!"

Yeni başlayan Masumlar Apartmanı, Menajerimi Ara'nın reytingini fazlasıyla düşürdü. Menajerli dizi geçen haftaki bölümüyle reyting listesinde sert bir düşüş yaşadı. AB'de 8. olurken, TOTAL'de ilk 10'a bile giremedi. Masumlar Apartmanı ise her iki kategoride de 1. olarak zirveye oturdu. Hekimoğlu AB'de 4., TOTAL'de 7. olarak devamlılığını korurken, Baraj da müthiş düşüşlerle AB'de ilk 10'a bile giremezken, TOTAL'e de ancak 10. sıradan girebildi. Bu şekilde dizinin devam etmesi imkansız. 

Gerçek bir hayat hikayesi olarak lanse edilen Masumlar Apartmanı, Gülseren Budayıcıoğlu'nun romanından esinlenen dizilerden yalnızca bir tanesi. Bildiğiniz gibi İstanbullu Gelin ve Kırmızı Oda da kendisinin kitaplarından uyarlandı. Farah Zeynep Abdullah, Birkan Sokullu, Ezgi Mola ve Merve Dizdar'ı bir araya getiren dizi, yaşamı takıntılarla dolu insanların hayatını gözler önüne seren bir dram. İlk adı Çöp Apartman olan dizininin bu yeni adını ve afişini çok beğendiğimi de söylemeliyim. 

Çarşamba

Yaz dizisi olarak başlayan Fox dizisi Sen Çal Kapımı çarşamba akşamları zirveye otururken, haftaya Kanal D'de başlayacak olan Sadakatsiz'in bu listeyi nasıl etkileyeceği merak konusu... Cansu Dere ve Caner Cindoruk'u buluşturan dizi, aldatılan bir kadının öfkesini ele alacak. Her yeni dizisini merakla beklediğim MED Yapım'ın bu yeni işini de merakla bekliyorum. Sadece adı acaba Sadakatsiz değil de Sadakat mi olmalı diye sesli düşünüyorum. Vatanım Sensin'in ilk adı Vatan Haini'ydi mesela. Küçük bir algı oyunu, ama izleyiciye daha sempatik gelmesi açısından etkisi büyük. Bu arada, geçtiğimiz sezon çarşamba akşamının dizisi olan Öğretmen'e hala gün bulunamadı.

Perşembe

Mucize Doktor ve Bir Zamanlar Çukurova kızışması devam ediyor... TOTAL'de Çukurova, AB'de ise Mucize Doktor 1. oluyor. 

Cuma

Geçtiğimiz sezondan devam eden diziler arasında yeni sezonun en iyi ilk bölümü Babil'indi bence. Listedeki yeri pek parlak olmasa da (kaliteli işlerin aldığı sonuç... şaşırmadık), şahane bir bölümdü. Ozan Güven'in boşluğunu dolduran Onur Saylak kadroya yakışmıştı, Birce Akalay'ın performansı çok iyiydi. Aslı Enver, Halit Ergenç, Nur Fettahoğlu, Selahattin Paşalı hepsi öyle... Ama dizi, tıpkı Hercai ve Bay Yanlış'ta olduğu gibi, Kırmızı Oda'nın karşısında tutunamıyor. Bu üç dizinin de yakında bitmesi büyük ihtimal...

Netflix

Ve gelelim Netflix'e... Rita bittiğinden beri Netflix'te yeni bir diziye başlamamıştım. Biraz Away'e baktım. Bir de, The Home Edit diye bir ev programı keşfettim! Ünlülerin "vakitsizlikten" fırsat bulup düzenleyemedikleri gardıroplarının içini hizaya sokan bir format. Bir de sanki dünyayı kurtarıyorlarmış gibi tamı tamına altı kişilik bir ekip var. Oysa yaptıkları hepi topu bir çantayı alıp alt raftan üst rafa koymak. Tonla da para istiyorlar. Tam bir sosyete işi, tam bir "ekmek bulamayan pasta yesin" durumu. Korkarım ki bu trend yakında Türkiye'ye de gelir. Ben yazdım ya, kesin gelir.

Sosyal medyada beni takip etmek için:

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert