Cumartesi günü, Odunpazarı Modern Müze'nin yani OMM'un açılışı için İstanbul'da Söğütlüçeşme'den kalkan yüksek hızlı tren ile Eskişehir'e gittim. Bu, hızlı trene ikinci binişimdi. Genellikle eski romanlarda ve filmlerde görmeye alışık olduğumuz, benim çok sevdiğim tren maceraları, günümüzde hem biraz nostaljik hem de sizi farklı bir döneme ait hissettiriyor... Tren, doğası ve kökeni, tarihçesi gereği hep bir parça nostaljik. Eski filmleri, kültleşmiş romanları hatırlatır hep bana. Agatha Christie'nin Doğu Ekspresi'nde Cinayet'ini mesela. Neyse ki bir polisiye romana konu/atmosfer olamayacak kadar güzel bir hava, sıcak bir cumartesi günüydü. Açılış için hazırlanan insanlarla birlikte, dört numaralı vagondaki yerimi alıyorum.
Koleksiyoner Erol Tabanca'nın kurduğu OMM, ünlü Japon mimar Kengo Kuma'nın elinden çıkan harika bir mimari tasarıma sahip. Müzenin içindekiler kadar kendi binası da görülmeye değer. Müzenin ilk sergisi "Vuslat", küratörü ise Haldun Dostoğlu. Müzede eseri olan çoğu sanatçı da Eskişehir'deki açılıştaydı. Japon bambu sanatçısı Tanabe Chikuunsai IV de, müzeye özel ürettiği dev bambu enstalasyonuyla oradaydı. OMM'da iki tane eseri sergilenen Erdil Yaşaroğlu da, eşi Begüm Kütük'le birlikte müzenin açılışındaki isimlerdendi. (Belki fotoğrafımızı instagram story'lerimde görmüşsünüzdür.) Ve daha sayamadığım nice isim...
Beni sosyal medyadan takip etmek için:


