10 Nisan 2016 Pazar

MERT SİZİ INSTAGRAM'A BEKLİYOR!


Her sabah 7'de kalkıp bloga yazı yazmak bende artık alışkanlığa dönüştü sanırım. Sonra da romanla uğraşıyorum işte. Ters Düz'ün devamı geliyor millet! 

Bugün sadece şunu soracağım: Instagram kullanıyor musunuz? Ben Instagram'da da varım! Gündelik hayattan fotoğraflar, kitaplar ve kendi yaşamımdan paylaşımlar için sizi Instagram hesabıma da bekliyorum. Gelin, orada da muhabbet edelim!

https://www.instagram.com/ofluoglumert/


9 Nisan 2016 Cumartesi

BİR KARAKTERE BLOG AÇMAK... SOUNDS GREAT!


Herkese günaydın!

Evet farkındayım, bu aralar hızıma yetişilmiyor. Bu hafta bloga neredeyse her gün bir yazı yazmışım. Bir yazının peşinden hemen yeni bir yazı yazınca eskiler altta kalıyor ya, üzülüyorum. Ama yapacak bir şey de yok. Çünkü ben hep yazmak istiyorum!

Ya diyorum ki, öyle eğlencesine, bizim Ters Düz'deki karakterlerden birine bir blog mu açsam? Mesela Ece'ye? Ece köye gittiğinde yaşadığı olayları anlattığı bir blog açmış olsun, kendi perspektifinden, kendi objektifinden onun yazılarını ve fotoğraflarını takip edelim. Ece orada birinci ağızdan kendini anlatsın yani. Ve tüm bunlar romanla eş zamanlı olsun. Yani Ece bu bloga ilk yazısını güya Ekim ayında yazmış olsun, çünkü romanda Ece köye ilk kez Ekim ayında gidiyor.

Ece'nin blog tasarımı, blogunun renkleri, blogunda paylaştığı kitap ve film önerileri bize hep Ece'yi anlatsın... Blogunun adı ne olur sizce? Ece'nin Dünyası gibi bir isim mi, yoksa çok daha sofistike bir şey mi? Düşünmek gerek...

Ya da belki de kitaptaki başka bir karaktere mi blog açmalı? Bilmem, önerilerinize açığım... Haydi yazın bana!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert




8 Nisan 2016 Cuma

A 101 - BİM ABUR CUBURLARI VE AKILLARA ZARAR İSİMLERİ!

Onlar her yerdeler! Sağımızda, solumuzda, üstümüzde, altımızda, yanımızda, diğer yanımızda! Neden mi bahsediyorum? Tabii ki A 101, BİM ve ŞOK'tan! Yaptığım gayriresmi bir sokak gözlemine göre, her mahallede en az üç A 101, en az iki BİM ve en az bir adet ŞOK market bulunmakta. Ama öyle, her an her adım başında karşımıza insanı maviden soğutan, hastane duvarlarını andıran iç düzenlemesiyle (daha doğrusu düzensizliğiyle) bir A 101 çıkmıyor mu? Bu yazıda, sade ve sadece A 101 ve BİM'lerde satılan abur cubur markalarını ve aslında hangi bildiğimiz orijinal ürünün versiyonları olduklarını ele almak istiyorum, tabii ki yaratıcılık kokan (!) isimlerine de değineceğim (Evet üşenmedim ve son derece spontane bir şekilde böyle bir şey yapmaya karar verdim). 

Eğer hazırsanız başlıyoruz... A 101 ve BİM gururla sunar!

Coca Cola vs Le' Cola 

. 

İşte karşınızda normal Coca Cola'nın A 101 ve BİM'deki versiyonu olan Le'Cola! Bu ismi kim bulmuş, çok düşünmüş mü, amacı Fransa'yı çağrıştırarak "en iyi kola bizimkisi, diğerleri bizim çakmamız" gibi bir etki mi yaratmaktı, bilmiyorum. Hiç içmedim. Açıkçası canlı halini bile görmedim. Lisede arkadaş ortamlarında Le' Cola esprisi yapılırdı, oradan biliyorum. Ama yok yani bu nasıl bir isim böyle... (Fanta'nın muadili olarak Le'Porta da varmış!)

Topkek vs Kekspir 


Bildiğimiz Topkek, A 101 ve BİM kapısından içeri girdi mi Kekspır'e dönüşüyor. O nasıl bir isimdir sorarım size?William Shakespeare'den mi aklınıza geldi Kekspır diye bir ürün yaratmak?

Eti Hoşbeş vs Centro gofret


Aranızda Eti Hoşbeş'i sevmeyen var mı? Ben çok severim! Sürekli elimin altında bulunan nadir abur cuburlardandır. Eti Hoşbeş'in en sevdiğim yanıysa çeşit olarak çok alternatifinin olması. Bakınız: Vişnelisi, misket limonlusu, ekşi elmalısı, mandalinalısı... Ama A 101 ve BİM sularında Eti Hoşbeş pek rağbet görmüyor. Onun yerine raflarda Centro gofretleri var.

Crax tuzlu çubuk kraker vs Krınkıl ya da Halk çubuk kraker 


Bir yanda klasik tuzlu çubuğumuz Crax... Bir yanda da söyleyiş benzerliği bakımından uydurdukları isim Krınkıl... Fazla söze gerek yok...

Sütaş/Pınar süt vs Birşah süt 


Ama şimdi şöyle de bir durum var... Sütaş ve Pınar'ın 200 ml'lik sütleri 1.20 TL iken, Birşah süt sadece 60 kuruş! E şimdi siz ikisini aynı rafta yan yana koyarsanız, genel müşteri profili de tabii ki onun yarı fiyatı olan Birşah'ı atıverir sepetine, çünkü onun fiyatı daha cazip gelir.

Evet, arkadaşlar... Bu liste çoğaltılabilir... Ben örnek olsun diye bunları yazdım... Gördüğünüz gibi Kekspır'den Le' Cola'ya, Krınkıl'dan Le' Porta'ya kadar akıllara zarar isimlere sahip ürünler var A 101 ve BİM marketlerde (yahu o Kekspır değil de Kekspir olmasın, hayır yani okunuşları da zor). İşin diğer garip yanı, bu ürünlerin sadece A 101 ve BİM'de satılıyor olması... Yani Migros'a gidip "Ver bana ordan bir Kekspır!" diyemiyorsunuz. E öyle olunca da haklı olarak işkilleniyor insan. "Çok ucuzsa çok dandiktir, kesin bir iş vardır bunda" diyor ister istemez. Ama öte yanda kimilerine göre de ucuz olanı almak daha hesaplı, çünkü böylece vişneli bir Eti Hoşbeş'e vereceğin parayla iki paket Centro gofret alabiliyorsun.

Ben bunların hiçbirini yemedim de içmedim de. Ama isimler o kadar komik ki... Zaten bu yazıyı da sadece sizleri eğlendirmek için yazdığımı umarım göz ardı etmemişsinizdir. İnternette A 101 ve BİM abur cuburları diye açılmış yüzlerce sayfa var. 

Zaten ister Coca Cola olsun, ister Le' Cola, siz yine de çok fazla içmeyin bu meredi. Bakınız sonra şekerdi, diş çürüğüydü uğraşır durursunuz... Diğer meseleye gelince... Evinizin altındaki mahalle bakkalı dururken A 101 de neymiş? İlla tatlı krizine girdiniz mi, meyveli müsli falan yiyin, ben çok severim. Elma, muz, havuç, ceviz, badem, fındık, bunlar ne güne duruyor? BİM'deki gofter de, Macro Center'daki gofret de dişlerinizi çürütmekten başka bir işe yaramıyor, bunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert



6 Nisan 2016 Çarşamba

DÜNÜN DEVAMI VE TERS DÜZ VE DİĞER ŞEYLER


Dünkü yazımda Gökçe Bahadır'a Ters Düz'ü hediye ettiğimden bahsetmiştim. Bugün kendi hesabında paylaşmış fotoğrafımızı, çok da güzel bir notla... "Mert kendi yazdığı kitabını hediye etti. Okumak için sabırsızlanıyorum. Tebrikler!" demiş... Keyifli okumalar koca yürekli insan... Yorumları sabırsızlıkla bekliyorum!

Ben de bu aralar harıl harıl Ters Düz'ün devamını yazmakla meşgulüm, biliyorsunuz... İşte onunla ilgili yapmış olduğum ön tanıtım videosu. Bu bir kolaj video.


Ve en son bir de 20 saniyede Bozbalık'ta neler olduğunu anlatan bir video yaptım. 20 saniye içinde bu köyde neler oluyor bilmek ister misiniz? Neler olmuyor ki! İşte Bates Motel için çekilmiş bir klibi Bozbalık'a uyarlayınca bakın ortaya nasıl bir şey çıktı...


Bugün okulda çekilen on dakikalık bir talk show programına katıldım. Kitapla ilgili kısa bir sohbet yaptık. Sabah 10'da başlayacak olan çekimlere ben 9.30'da gittim, ama çekimler 11.45'te ancak başladı! Programın sorumlusu çok kızdı "Konukları 11.30'da çağırmalıydınız, niye beklettiniz..." falan diye. Ama benim için önemli değil bu. Daha iyi, arkadaki hazırlık sürecini de görmüş oldum. Kamera işleri çok zor arkadaşlar çok! Kaydı bana verirlerse ben de buradan sizlerle paylaşırım.


Yazıyı keyifli bir karikatürle kapatayım. İşte Ters Düz'ün kapağındaki arı birdenbire canlanınca ben... 🐝 Nasıl olmuş? 


Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert


🌹 Ters Düz'ü çok keyifle okuması dileklerimle (okuyacağını söyledi, söylediyse oku

5 Nisan 2016 Salı

SEVGİLİ GÖKÇE BAHADIR DA TERS DÜZ OKUYOR!


Hayat Bilgisi'ndeki Yeliz karakteriyle girdi birçoğumuzun hayatına... Ardından Yaprak Dökümü'ndeki pembe mantolu Leyla ile dikkatleri son sürat kendine çekti... Sonra Kayıp Şehir, Aramızda Kalmasın ve en son Hatırla Gönül derken (ki bilen bilir, çok severek izlediğim bir diziydi, maalesef reytinge kurban gitti) Gökçe Bahadır oyunculuğunu çoktan kanıtlamıştı. Bugün bizim okula geldi. Bir fotoğraf çektirmek için ben de yanına gittim. Ve içimden geldi, Ters Düz'ü oracıkta imzalayıp kendisine hediye ettim. 

Yeliz'i, Leyla'yı, Aysel'i, Yadigar'ı, Gönül'ü, Jülide'yi, ama en çok da Gökçe Bahadır'ı çok sevmiyor muyuz? O hem çok yetenekli bir oyuncu hem de çok güzel, hoş, zarif ve sevecen bir kadın değil mi? Ters Düz'ü çok keyifle okuması dileklerimle (okuyacağını söyledi, söylediyse okur)... Anlayacağınız Gökçe Bahadır da Ters Düz okuyor arkadaşlar! 

O çok değerli bir oyuncu, iyi ki hayatımızda... Bir gün tekrar görüşmek üzere!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert


🌹 Ters Düz'ü çok keyifle okuması dileklerimle (okuyacağını söyledi, söylediyse oku

2 Nisan 2016 Cumartesi

RÜZGARLI BİR GÜNDE PİERRE LOTİ



Herkese merhaba! 

Şu her dizinin illa bir duygusal sahnesinin çekildiği meşhuuuuur Pierre Loti'ye gitmek uzun zamandır aklımdaydı. Gerçekten de öyle değil mi, Pierre Loti aklımıza dizilerdeki, özellikle de tarihi dönem dizilerindeki aşk/ayrılık/veda sahneleriyle kazınmadı mı? Pierre Loti'yi Pierre Loti yapan aslında biraz da bu tarafı, yani çekimlere ev sahipliği yapması (biz gittiğimizde de bir gelin damat vardı). Gelin görün ki, dizilerdeki kamera açısını, o sahneleri burada göremedim ama durun şimdi ona sonra geliriz. Bu hafta içi, cumartesi (bugün) Loti'ye gitmek üzere Berk ve Pelin'le sözleşmiştik. Hava son birkaç gündür çok güzeldi, hatta dün güneş terletmişti. Ama maalesef bugün bizim şansımıza epey rüzgar çıktı. Hayır yani evde otursak güneş olur, dışarıda hava ne güzel diye camın arkasından bakarız, e dışarı çıktığımızda da rüzgar yani! Neyse ki yağmur falan yağmadı. Ilık, kapalı ve rüzgarlı bir hava vardı o kadar. Böyle rüzgarlı bir günde şehrin en yüksek tepelerinden birine (belki de en yüksek?) çıkmak da cesaret ister yani...


Bakın rüzgardan saçlarımız uçuşuyor... 

Neyse şimdi başa sarayım. Otobüsten Pierre Loti durağında indikten sonra hemen teleferiğe yöneldik. Bu teleferik meğer aynı şehir hatları gibiymiş, İstanbul kart basıp binebiliyormuşsun. Ben daha özel, daha nostaljik bir şeyler bekliyordum. Toplu taşıma gibi bir şeyle karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğradım. Üstelik aynı metrobüs gibi uzun da bir teleferik sırası vardı. Neyse efendim sıra nihayet bize geldiğinde 1.15 basıp (aktarma yapmadı niyeyse) beş altı kişilik teleferiğe bindik. Hafta sonu olduğu için ve sadece dört teleferik olduğu için bu kuyruk normal karşılanabilir. 



Sadece bir dakikacık süren teleferikten inince biraz dolaştık. Pierre Loti olarak bilinen bu çay bahçeleri/kafeler, büyük bir mezarlıkla iç içe aslında. Yani o tepede hem kafeler hem de mezarlık var, hatta çay bahçelerini geçip devam ederseniz arkadaki mahallelere kadar devam ediyor yol. Mor sümbüllerin fotoğrafını yukarıda görebilirsiniz. 

Çok kalabalıktı, en uçtaki masalarda hiç yer bulamadık. Çayımızı arka masalardan birinde içtik (ben değişiklik olsun diyerek elma çayı ısmarladım). Daha sonra uçta bir masa boşalınca oraya gittik. Ama rüzgar öyle sert esiyordu ki çok üşüdük doğrusu... 




Haliç manzarası elbette güzeldi... Güneşli bir günde eminim çok daha güzel olur. Suyun ortasında minik adalar ve (galiba) yolcu gezdiren küçük kayıklar vardı. Pelin'le Berk oturduğumuz yerden uzun süre bu kayıkları inceleyip kürekle mi yoksa motorla mı çalıştıklarını anlamaya çalıştı. (Not: Sonra aşağı inince baktık motorla çalışıyorlarmış.) 


Kırmızı kareli masa örtüleri buranın simgesi galiba... Klasik çay bahçesi masa örtüsü işte...


Ters Düz'le tersdüzelfie'lerimizi de çekildik. Ve bu arada dediğim gibi dizilerin çekildiği yerleri pek tanıyamadım. Ben daha eski iri kalın gövdeli ağaçların gölgesi altında, daha az ve daha büyük masaların olduğu, daha nostaljik bir yer bekliyordum sanırım. Yine de güzel bir gün için -mümkünse rüzgarlı olmayan bir gün seçin- Pierre Loti'ye gidip manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz (ve mümkünse çok kalabalık olmayan bir gün seçmeye çalışın çünkü ortalık yirmi kişilik Arap ailelerinden geçilmiyordu). 


Dönüşte aşağı yürüyerek indik (beş dakika sürdü sürmedi). Aslında yürüyerek de çıkılabilir ama biraz yokuş yukarı olduğu için pek tercih edilmiyor. Yemeğimizi Lokma'da yedik. Yerken ben sanatsal fotoğraflar çekmeye çalıştım... İşte bugün de böyle geçip gidiverdi... Kendinize iyi bakın!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert/
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

SABAHIN 7'SİNDEN NOTLAR

- Hafta sonu bile hiçbir sebep yokken saat 7'de kalkılır mı ya? Bu kadar mı erkenci olunur? Bu kadar mı uyunmaz? Güneş doğduktan sonra uyuyamıyorum işte! 

- Sağlıklı atıştırmalıklar... /ya da/ neden hala birisi kitap kokulu oda spreyi yapmıyor ki? 👌👍🍪 🍩 📚 🔰



- Bugün Pierre Loti'ye gideceğiz. Blogda mutlaka yazarım. 

- Şaka maka Nisan da geldi... Zaman ne çabuk geçiyor! 

- Kasiyerler neden 5 kuruşu, 10 kuruşu falan para üstünden saymıyor? Hele küçük marketlerdekiler "Aa kasamda yokmuş!" deyip iyice vermemeye başladılar. Yok artık. 

- O değil de bizim sınıfta metrekareye iki blogger, beş vlogger, üç oyuncu, on model/manken, yedi de tanınmış sima düşüyor. Şimdi dağılabilirsiniz. 

😉
Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert/
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

Diziler, Filmler... Ne İzlesek?

The Shards 80'ler modası Instagram üstünden pazarlanırken ve insanlar da gönüllü üreticiler olarak 80'ler fotoğraflarını keyifle pa...