5 Ağustos 2013 Pazartesi

EN İYİ 7 KOMİK MARİLYN FİLMİ (SAHNELERLE ve REPLİKLERLE)

Kaçınız onun Altın Küre kazandığını biliyor, dürüst olun... Ağustos'un 5'i ünlü yıldız ve benim de gerçekten çok sevdiğim Marilyn Monroe'nun 51. ölüm yıldönümü. O gün geldiğinde herkes hâlâ gizemini koruyan ölümüyle ilgili atıp tutacak, klasik olarak her yıl yapıldığı gibi. Bense onun en popüler komedi filmlerini izleyerek kendi beğenime göre sıraya koydum; filmlerinden en sevdiğim sahneleri, replikleri ve müzikleri listeledim. Yani Marilyn'in belki de unutulan ya da çoğunluğu ilgilendirmeyen oyunculuğunu gündeme getirmek istedim. Marilyn Monroe adı yine karşınızda, ama bir farkla: Bu defa skandal yok. Yetenek var.

 1 - Some Like It Hot (1959)




"Some Like It Hot" Marilyn Monroe'nun benim çok sevdiğim üç filminden biridir. Monroe'ya Tony Curtis ve Jack Lemmon'un eşlik ettiği bu bol kahkaha attıran film, 2000 yılında Amerikan Film Enstitüsü tarafından "Tüm Zamanların En İyi Amerikan Komedi Filmi" seçilmiştir. Monroe da "Komedi veya Müzikalde En İyi Kadın Oyuncu" dalında Altın Küre kazanmıştır. Bu film ülkemizde de "Bazıları Sıcak Sever" olarak en bilinen Marilyn filmidir. Marilyn bu filmde Sugar Kane adında, "ukulele" çalan bir şarkıcıyı canlandırıyor. Filmin konusuna gelince: Joe (Curtis) ve Jerry (Lemmon) iş arayan iki müzisyendir. İkili bir mafya çatışmasına şahit olunca kadın kılığına girip tamamı kızlardan oluşan ve Sugar'ın da aralarında bulunduğu bir orkestraya katılarak onlarla birlikte Florida'ya doğru trenle yola çıkarlar. Artık Josephine ve Daphne olmuşlardır. Sugar Kane onlara aşkla ilgili hayallerini anlattıkça, Joe ona aşık olur. Daphne'ye ise Florida'da gittikleri otelde bir talih kuşu konmuştur: Zengin bir koca! Yukarıya bir fotoğraflarını eklemeden edemedim. Erkek olan Daphne bu gerçeği filmin sonunda kendisine aşık olan adama açıklayınca adam ona "Kimse mükemmel değildir!" der. Trende başını yatağının perdesinden çıkarıp koridora baktığı sahne aklıma ilk gelen sahne oldu. Gözlerinin önüne düşen açık sarı saçları ve rahat hareketleriyse bu filmdeki Marilyn'in en sevimli halleri.

2 - Bus Stop (1956)





"Bus Stop" da Marilyn Monroe'nun benim çok sevdiğim üç filminden ikincisi. Başrolü paylaştığı Don Murray ise yanına en çok yakıştırdığım aktör. Bu hem eğlenceli hem duygusal filmdeki performansıyla Monroe'nun "Komedi veya Müzikalde En İyi Kadın Oyuncu" dalında Altın Küre'ye aday olduğunu da ekleyerek, en iyi sahneden önce filmin konusunu anlatmaya başlayayım. Coşkulu, neşeli, gürültücü, inatçı ve beceriksiz kovboy Bo (Don Murray) bir rodeo'ya katılmak için Arizona'ya gidince orada gözü Hollywood'da olan güzeller güzeli "şantöz" Chérie (Marilyn Monroe) ile tanışır ve ona aşık olur. Chérie de onu hoş bulur, ama bir yakışıklı yüzünden hayallerinden vazgeçmeyi göze alamaz. Türlü komik olaylardan sonra Bo, Chérie'yi bir otobüse zorla bindirerek kaçırır. Otobüs çok şiddetli bir kar fırtınasına yakalanınca yolcular dağın başındaki kulübeye sığınmak zorunda kalır: Burası bir otobüs durağıdır, sıcacık bir dinlenme tesisidir. Bo Chérie'yi kaçırdığı ortaya çıkınca önce otobüs şoföründen karın altında müthiş bir dayak yer (ki bu dosyada eğer Marilyn'in değil de genel olarak oynadığı filmlerin sahnelerini listeliyor olsaydım o sahne de kesinlikle listede yer alırdı), sonra da çevredekiler ondan Chérie'den özür dilemesini isterler. 

Bo: Cherry?
Chérie: Efendim?
Bo: Sana yaptığım şey doğru değildi, sana öyle davranmak... Beni affedebilecek misin?
Chérie: Sanırım hayatımda daha kötü davranışlar da gördüm. Sanırım söylenecek tek söz bu.
Bo: Sana bol şans diliyorum, Cherry.
Chérie: Ben de Bo.
Bo: İşte eşarbın.
Chérie: İşte atkın.

Chérie onu affetmiştir bile, ama yüzüne bakmaya cesaret edemez çünkü onu gördüğü anda onu sevdiğiyle yüzleşecektir. Bu yüzden fotoğraflarda gördüğünüz kendinden geçmiş hareketleri yapar. O kadar tatlıdır ki! Ama duygusal diyalog sizi yanıltmasın, sonunda birlikte bir otobüs yolculuğuna çıkıp aşk yuvalarına gidiyorlar. Bu arada filmde çok kaliteli replikler var. Mesela bir diyaloglarında Chérie, ona ısrarla Cherry diyen Bo'ya her seferinde karşı çıkar ve adını Chérie olarak düzeltir. Bo sonunda, "Tek adın bu mu?" diye sorar ve günümüz genç kızlarının da zor durum için ceplerinde bulundurması gereken şu cevabı alır: "Tek ihtiyacın olan bu!"

3 - Let's Make Love (1960) 

 
"Let's Make Love" favori üç Marilyn filmimin üçüncüsü. O kadar komik bir senaryosu var ki filmin, izlerken her defasında tekrar ve tekrar gülüyorum. Güzel Monroe'ya bu filmde dönemin jönlerinden Yves Montand eşlik ediyor. Ben Montand'ı bu filmde "Mad Men"den tanıdığımız Jon Hamm'e benzetiyorum, sizce de onu andırmıyor mu? Bu eğlenceli filmde Marilyn, Amanda diye bir müzikal oyuncusunu canlandırıyor. Oynadığı orta halli Broadway müzikali aslında taklitler ve taşlamalar içeren bir oyun. Taklidi yapılacak kişilerden biri de Jean-Marc Clement, yani Montand. Ünlü milyarder Clement bu oyundan haberdar olunca sinirlenerek provaları görmeye gidiyor. Gittiğinde karşısında mavi kazağı ve dudak uçuklatan figürleriyle "Boys! My name is Lolita!" diyen ve ardından "My Heart Belongs to Daddy" şarkısını söyleyen bir sarışın görünce haliyle yumuşuyor. Oradakiler onu Clement'a benzetince, zaten Clement olan Clement, Amanda'ya daha yakın olabilmek için kimsecikler bilmeden kendini oynamayı kabul ediyor. Tabii bu sır açığa çıkmaz mı? Marilyn'in cadde boyunca koştuğu sahne halk arasında dolaşmayı bilmeyen milyarder Clement'ı, üstüne bir de sokak çöpçüsünden azar işitince deli ediyor. Amanda'yı, Marilyn'i ve bizleri ise güldürüyor. Filmden seçtiğim eğlenceli bir diyalog:

Amanda: Onu gerçekten salak yerine koyacaklarmış. 
Clement: Kimi?
Amanda: Clement'ı. Benzerliğinize hâlâ şaşıyorum. Tabii sen daha kibarsın.
Clement: Teşekkürler. Neden böyle düşünüyorsun?
Amanda: Onun tek yaptığı spor arabalarla hava atmak. Ya da kızlar tarafından dava edilmek.
Clement: Bu hoşuna gitmiyor mu?
Amanda: Doğru, ama o kadar parayla bu dünyada neler yapabileceğini düşününce... Keşke sen de kumpanyaya katılsaydın. Fransızca öğrenir, seninle pratik yapardım.
Clement: Üniversitede misin?
Amanda: Hayır, gece okulunda. Lise diplomamı alacağım.
Clement: Neden?
Amanda: Cahil olmaktan bıktım. Kimsenin ne dediğini anlamıyorum!
Clement: Shakespeare ve Yunan mitolojisi oynamak...
Amanda: Hayır! Ben en çok böyle müzikalleri severim.

Marilyn'in "Specialization" ve "Let's Make Love" şarkıları da on numara!

4 - Gentlemen Prefer Blondes (1953)




Marilyn'in Lorelei Lee'yi canlandırdığı bu filmde kendisini yine bir şarkıcı olarak izliyoruz. Ona Doroty Shaw rolünde Jane Russell eşlik ediyor. En komik ve eğlenceli sahnelerin gemide geçtiği bu filmde Lorelei, saf ve zengin bir koca adayı bulmuş (Tommy Noonan, zengin aşık Gus Esmond'ı canlandırıyor) ama şimdi de onu elinde tutma derdinde. Bu uğurda yapamayacağı numara yok gibi.

Lorelei: Beni senin gibi erkekler bu hale getirdi. Beni birazcık sevseydin, başıma gelenleri bana karşı kullanmak yerine benim için üzülürdün! Başka kelime etme!
Gus: Bir şey demeyecektim.

İlk fotoğrafta Marilyn'de bir tuhaflık sezdiniz, ama garipliğin ne olduğunu bir türlü bulamıyor musunuz? Ben söyleyeyim: Lorelei bir iş çevirirken bulunmaması gereken bir kamaranın penceresine sıkışıp kalıyor ve yoldan geçen "tehlikeli kişi"ye çaktırmamak adına sanki onun yanında, ayaktaymış gibi bir örtüye sarınıyor. Ama aslında kafasının altında vücudu yok! Ben bu sahneye her seferinde saatlerce gülüyorum. Marilyn'in pembe kıyafeti içinde o meşhur "Diamonds Are a Girl's Best Friend" şarkısını söylediği sahne de tabii ki en iyi sahnelerden. Rihanna'nın "Diamonds"ından önce o vardı, ne sanmıştınız?
5 - The Seven Year Itch (1955)



Marilyn'in filmleri içinde "en güzel jeneriğe sahip film" olarak not düştüğüm "The Seven Year Itch" de "Yaz Bekarı" adıyla "Bazıları Sıcak Sever" gibi ülkemizde en bilinen Marilyn filmlerinden. Monroe "En İyi Yabancı Aktris" olarak BAFTA'ya aday olmuştur. Eşini ve oğlunu yaz için tatile yollayan Richard (Tom Ewell)'ın üst kat komşusunu oynayan Marilyn bu filmde sadece "kız" olarak geçiyor. Üst kattan alt kata bir domates düşürüp durumu komşusuna açıklamak için Richard'ın kapısını çaldığı sahneden şöyle bir diyalog alıntıladım:
Kız: Beni hatırlamadın mı? Yukarıdaki domates!
Richard: Tamam! Hadi ama, içeri gel domates!
Kız: Ölebilirdin! Herhalde ihmalkarlığım olurdu. Belki de bana dava açardın. Sen değil tabii, avukatın. Sen ölmüş olurdun.
Richard: Dava düşmüştür! Ne içmek istersin?

Anlaşılan kızla adamın aklı başka şeylerde. Bu arada metrodan gelen esintinin kaldırımdaki havalandırmadan çıkıp Marilyn'in eteğini kaldırdığı sahne sinema tarihinde Marilyn Monroe'nun simgesi haline gelse de, filmde bu sahne kısa bir anla geçiştirilmiş. Hatta filmde öyle görkemlice açılan bir etek de yok. Bu fotoğraflar sette çekilmiş olabilir. 
6 - How to Marry a Millionaire (1953)


"How to Marry a Millionaire" Monroe'nun başrolü Betty Grable ve Lauren Bacall gibi aktrislerle paylaştığı bir film, yani sade ve sadece Marilyn görüntüsü içermiyor. Ama kesinlikle çok eğlenceli ve başarılı bir film (baştaki anlamsız orkestra sahnesini saymazsak). Üç arkadaşın New York'ta lüks bir çatı katına taşınmalarını ve kendilerine üç erkek bulma çabalarını anlatıyor. Marilyn burada Pola adında sakar, gözlüklü, saf gibi görünen ama aklında yine mücevherler olan bir kadını canlandırıyor. Sağa sola çarpan, gözlüksüz görmeyen ama gözlük takmak istemeyen bir kadın rolünde de harika bir iş çıkarıyor. Pola kızlarla konuşurkenki bir diyalogu not ettim.

Pola: Kiminle olduğumu gördünüz mü?
Kız arkadaşı: Gördüm.
Pola: Neye benziyor?
Kız arkadaşı: Tek gözlü bir adam için çok hoş.
Pola: Tek gözü mü var?
Kız arkadaşı: Neden o şeyi takıyor sandın?
Pola: Biri onu yumrukladı sanmıştım!
Kız arkadaşı: Beraber olduğun kişiyi görene kadar neden gözlük takmıyorsun?
Pola: Gözlüklü kızlar hakkında ne derler bilirsiniz...

Sahi, acaba o dönem New York'unda gözlüklü kızlar için ne deniyordu da senarist böyle bir replik yazmaya karar vermiştir?

7 - There's No Business Like Show Business (1954)



Ethel Merman, Donald O'Connor, Dan Dailey, Mitzi Gaynor ve Johnie Ray gibi isimlerle Marilyn Monroe bu eğlenceli kadronun içinde, bir aile öyküsünde yer alıyor. Bol dans, bol şarkı... Listedeki filmlerin içinde en katıksız müzikal olan film Monroe eksenli olmadığından fotoğraftakiler dışında çarpıcı diyebileceğim bir Marilyn sahnesi de içermiyor. Ama sanırım alttaki görüntü yeterli olacaktır.
Not: Marilyn Monroe'nun yalnız komedi filmlerinde değil gerilim filmlerinde de müthiş bir oyunculuk sergilediğini kanıtlayan "Don't Bother to Knock", yine gerilim ve kara film türünde onu bir numaraya yükselten "Niagara", duygusal bir western filminin altından da başarıyla kalkabileceğini ispatlayan "River of No Return" gibi daha pek çok başarılı filmi var. Ama ben ölüm yıldönümünde onun sadece komedi filmlerine yer vermeyi ve özel hayatından hiç bahsetmemeyi tercih ettim, bu nedenle örneğin tamamlanmamış komedi filmi "Something's Got to Give"i de listeye eklemedim. Bir de yayımlamadan bir gün önce bir aksilik oldu ve dosyam silindi, ben de yedi saatte yeniden yazmak zorunda kaldım. Şimdi biri boynuma sopayla vurmuş gibi hissediyorum, sırtımda karıncalar dolanıyor, gözlerim zaten ekrana bakmaktan kıpkırmızı olmuş; ama başladığım işi bitirmenin mutluluğu içindeyim. Filmleri defalarca izlememe rağmen bu yazım için baştan sona izlemiştim. Monroe'nun kimi filmi renkli kimi filmi siyah beyaz kimi filmi sonradan renklendirilmiş... Bu nedenle fotoğraflar da her telden. Hiç bilgi yanlışı yapmamaya gayret gösterdiğim ve çok emek harcayarak (ikinci kez yazdığım) bu yazımı umarım beğenmişsinizdir. Yakın zamanda başka bir Marilyn lisesinde görüşmek üzere...

Tavsiye: "The Marilyn Collection"ı meraklısıysanız mutlaka alın. Oyuncunun en popüler filmlerini (ama hepsini değil) içeren harika bir film seti.

2 yorum:

  1. aaaa pek severim. hepsini kaç defa izledim. not aldım. bi daa izlerken bakıcim.
    :)

    bi de izlemediysen, marilynle bir hafta adlı enfes bir film var. yenilerden.
    :)

    YanıtlaSil
  2. merhaba:)
    izlemediklerim var içinde. onları da izlemeliyim. kafa dergsisini sevdim.
    ara ara açıp okuyacağım:)
    selamlar.

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!