24 Ağustos 2013 Cumartesi

AYRAÇLAR DA İNSAN!

Kendimi bildiğimden beri yazmaya yeteneğim ve ilgim var... Ama elbette önce okumaya. Kafa Dergi'nin eylül sayısı için hazırladığım, bu yaz beğendiğim ve beğenmediğim kitapları listelediğim "Kuma düşürdüğüm ve kuma attığım yaz kitapları" başlıklı dosyamdan önce, şu çok önem verdiğim kitap konusuna kitaplarımızın süsü olan ayraçlarla başlangıç yapayım dedim. Ayraç koleksiyonumdan en özel parçalara da dergimin ilk sayısında yer verdim. Ayraçlar da insan! Hikayelerine hep birlikte kulak verelim.


Kitaplar ve dergiler gibi ayraçlar da para harcamaktan çekinmediğim bir konu. Kitapçılarda, sahaflarda veya çeşitli mağazalarda görür görmez bayıldığım ayraçları alıyorum almasına ama sıra kitabın sayfaları arasına koymaya geldi mi kullanmaya kıyamıyorum. Kafa Dergi için böyle bir yazı hazırlamaya karar verdim de, onlar da çekmecedeki özel kutularından çıkmış oldular. Bu fotoğrafta gördüğünüz ayraçların hepsi bana en sevdiğim insanlardan hediye. Üstünde yelkenli ve araba kabartması olan tahta ayraçlarım da, bana "Şirinler" köyünü hatırlatan mantara yaslanmış yaşlı adamın olduğu ayraç da, bir melek bir şeytan olan komik Bart Simpson ayracı da, mektup açacağı gibi olan metal ayraç da -kısaca hepsi- çok güzel değiller mi sizce de? Kol saatim, gece lambam, aldığım aylık dergilerden yalnızca biri ve lisedeyken okuduğum en iyi seri "Millennium" kitaplarım eşliğinde... Yarattığı karakterlerin ve kendisinin efsaneleştiğini göremeyen Stieg Larsson'a selam olsun.


Yine sevenlerimin, bu sefer yurt dışından getirdikleri ayraçlar... Özellikle Avrupa'da gidip saatler geçirmek istediğim çok özel kitapçılar var, kafama listelediğim ("Kafa" da lanetli kelime oldu benim için, her kullandığımda aklıma dergi ve yazılacak yazılar geliyor!). Şu örtü gibi olan çiçekli ayraca da bakın hele! Gece ben uyurken Mona Lisa gibi beni izlediğini hissettiğim siyah beyaz baskılı ve diğer Kızılderili ayraç ise teyzemin kendine alıp kısa süre önce koleksiyonum için bana verdiği ayraçlar. Onlara gündüz bakmak en iyisi. Bana enfes bir müzik şöleni sunan Cowon J3 eşliğinde... La la la la!


Bu iki ayraç için başka hiçbir ayracın olmadığı özel bir kare yakalamak istedim. Tam da benim gibi bir kitap bağımlısına yetecek büyüklükte, eve girdiğinde hırsızın mücevher sanıp çalacağı türden iki ayraç. "Millennium" serisi lisedeyken okuduğum en iyi seriyse, çocukluğumun en iyi serileri de "Talihsiz Serüvenler Dizisi" ve "Ulysses Moore"dur. Henüz okumamış çocuklara ve çocuk kalmış büyüklere gerçek dünyada geçen fantastik bir macera olan "Ulysses Moore"u tavsiye ederim, özellikle de ilk altı kitabı -seriyi hâlâ devam ettiren kitaplarsa belki de benim lise dönemlerime denk geldiğinden, bana elli dokuzuncu sezona dek uzatılmış "Yaprak Dökümü" dizisinin verdiği tadı verdi. Yetişkinlere de seslenen on üç kitaplık "Talihsiz Serüvenler Dizisi" ise, sıkı durun, "Harry Potter"dan on kat daha iyi. Sessiz sedasız başarıya ulaşmış bir seri. Evet, sihir yok ama on üç kitap boyunca kelimenin tam anlamıyla sürükleyen bir macera var. Hayır, deli değilim.


Yazdığım hiçbir restoran, kafe, mağaza, kitabevi, otel adından reklam almadığımı ilk ve son kez belirterek -zaten ben eleştiri yapıyorum- bu ayraçları nereden aldığımı belirteyim, belki almak istersiniz diye. İstanbul insanlarını anlatan magnetli ayraçları gördüğünüz gibi yalnızca aldım, daha poşetinden bile çıkarmadım. İstanbul siluetleri olarak tek kutuda satılan ayraçlarıysa yan yana koyup manzara izliyorum. Kitap ayracı olarak kullanılamayacak ağırlıktalar ve tozlandıkları için her gün siliyorum. Birkaç yıl önce yanılmıyorsam, yirmi beş liraya almıştım. Biraz pahalı tabii, tasarım oldukları için. İki ayraç da İstanbul'daki "Kağıthane" mağazasından. Fotoğrafa sağ alttan dahil olmaya çalışan kadın çizimli ayraç ise Marmaris'e her gittiğimde uğradığım "Mona Titti Art"tan. Bu yazıya sığdıramadığım diğer ayraçlarımsa, belki koleksiyonum büyüdükçe yeni yazılarda karşınıza çıkar. Zaten bunlar koleksiyonumun en sevdiğim ayraçlarıydı. Sizin en sevdiğiniz ayraç hangisi oldu?

8 yorum:

  1. magnet'li olanları çok beğendim, bende bir ayraç kolaksiyorunu yapıyorum, hatta bazı kıyafet etiketlerini bile atmıyorum , çok cici duranları var kitap içinde.
    en yakın arkadaşlarımdan biriyle de sürekli birbirimize ayraç hediye alırız ^.^
    ayraç konusunda tek üzüldüğüm nokta öyle ayraçlar görüyorum ki 10 lira, 12 lira az daha üstüne para katıp kitap alıyorum bende( aklımda olup tuzlu oldukları için alamadığım ayraçların günahını çıkarttım ^.^)

    YanıtlaSil
  2. Ulysses Moore ve Talihsiz Serüvenler Dizisi hakkında tamamen katılıyorum. İkisi de çocukluğumun kitaplarıı, ve Ulysses Moore'un 6. kitabından sonra sırf para için uzatıldığı da çok belli. 8'i okumuştum en son bıraktım ^^

    YanıtlaSil
  3. talihsiz serüvenler dizisi benim de oğlumun ilk okuduğu seiydi.çok sevmişti. bir de içinde şifreler olan ve bir şifre okuyucu kart olan bir seri kitap vardı adları aklıma gelmedi.o da erkek çocukların çok ilgisini çeker eminim.Thomas Brezina'ydı sanırım yazarı.

    YanıtlaSil
  4. Kitaplari ve kitap ayraclarini seviyoruz demekki:)) hepsi cok hos..birde tozlarini alman arada sirada cok hos:)) sevgiler..bekliyorum devamini::))

    YanıtlaSil
  5. Mert selam,
    Benim de hatırı sayılır bir ayraç koleksiyonum var-dı.
    Vardı, çünkü bir gün, 3 yaşındaki oğlumu ayraçlarımın epey bir bölümünü ısırmış halde buldum, can sıkıcıydı:/ şu an kırıldılar hep ama yine de atmıyorum, bu halleriyle PVC kaplatmaı düşünüyorum, hem ileride oğluma da göstermek için:)
    Ayraçlara gelince..arabalı, kelebekli ve Kafkalı olandan bende de var:) Gittiğim şehirlerden de ayraç alırım, son zamanlarda akıllanıp karton olanları pvc kaplatmaya başladım, tavsiye ederim, hem böylece her türlü tehlikeye karşı korumuş oluyorsun ;)

    Ben en çok kumaştan Budapeşte ayracını beğendim, hatta bayıldım..
    Budapeşte'de bulundum ama hiç böyle bir ayraç dikkatimi çekmemiş, nefis birşey..

    YanıtlaSil
  6. ayraçları sevmen doğal.
    ben de hastayım haliyle.
    öğütlerini not aldım.
    reklam almayacağını tahmin ediyorum.
    bence de ne yaparsan, kitap, okumak, yazmak, kültür, sanat adına yap. çizgi roman roman. asla reklamla, ünle, parayla ilgilenme. ortalıkta öle insan çok. sen yaptığını iyi yap bulan seni bulur zaten.

    bir de unutma ama, benzersizsin.

    :)

    YanıtlaSil
  7. bir bu eksikti dedim yazını okurken :) gözlerim döndü ayraçları görünce işte kendime yeni bir uğraş buldum bu iş bana pahalıya patlayacak :( sen gel bloga gir, yazıları incele bula bula bu yazıda takıl :) yanlış anlama sakın yazı güzel, akıcı, bilgi verici, görseller de bir o kadar güzel de, ben şu an kendime kızıyorum sana değil :) şimdi senden gördüm, her gittiğim yerde bir kitap parasından çok parayı ayraca vereceğim :)) Neyse eline sağlık güzel bir konuya değinmişsin ve sonuç olarak koleksiyonuna bayıldım, sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  8. woow ne çok ayracın varmış benim iki tanecik biri maymunlu diğeri de boncuklu meme kanseri için satılıyordu ...
    Siyahlı İst.'lu olan bir harikaymış dostum :))

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!