Merhaba.
Yazdığım Bozbalık Serisi'nin (şu anki düşünceme/planıma göre, üçlemesinin) ilk kitabı olan Ters Düz 21 Kasım 2015'te, doğum günümde çıkmıştı.
Kitabın çıkış süreci başlı başına zor bir süreçti (ki siz bunu blog yazılarımdan zaten gayet iyi biliyorsunuz) ve bunu başarabildiğim, nihayet ilk kitabımı ellerimde tutabildiğim için benden mutlusu yoktu.
Ters Düz tanıdığım tanımadığım birçok insanın evine girdi ve aldığım güzel yorumlarla, desteklerle Bozbalık ailesi büyüdükçe büyüdü.
Bloglarda, internette, sosyal medyada hiç tanımadığım insanların kitap hakkında hala ve hala yazılar yazması inanılmaz sevindirici bir şey.
Ama maalesef, davulun sesi bazen sadece uzaktan hoş geliyor...
Şimdi serinin ikinci kitabını neredeyse tamamladım, ama aynı yayınevinden çıkmayacak kitabım.
Çünkü istemiyorum.
Çünkü ismini bile yazmak istemediğim o yayınevi, yayınevinin en çok satan kitaplarından biri olmasına rağmen Ters Düz'ü sanki kendi kitabı değilmiş gibi önemsizleştirdi, hatta yayınevinde çalışan bir editör, kendi bastığı bu kitap hakkında bir nickname kullanarak internette bile isteye kötü bir yorum yaptı. Öyle düşünmediği halde. Sırf can acıtmak için. Sırf kitabı çok sevdiği için. 20 yaşındaki Mert'in yüzüne gelecek vadeden çok parlak bir yazar olduğunu söylemesine, hem de bunu gerçekten inanarak söylemesine rağmen.
Aslında bunun sinyallerini başından beri veriyordu bu yayınevi. Sonuçta bir Can Yayınları, bir Doğan Kitap, bir İletişim, bir İthaki değildi.
Oysa herkes sanıyor ki "Ooo Mert kitabın çok sattı şimdi zengin olmuşsundur!"
Evet, kitap sattı ama...
Ama'sını siz biliyorsunuz.
Yazarın para kazandığı yok.
Hele de kitap böyle bir yayınevinden çıkmışsa.
Hani Ters Düz'de Ece'nin de yazar olması sebebiyle şöyle bir cümle yazmıştım ya:
Yayınevleri aslında edebiyat heveslilerinin bir araya toplanıp sanatsal konuşmalar yaptıkları yerler değil, para kazanma hırsıyla birbirini yiyen insanların ne tür kitaplar basıp daha çok para kazanabileceklerini tartıştıkları ticarethanelerdi.
diye...
Aynen öyle işte...
Ben bunu başından beri biliyordum ama...
Durumun bu kadar vahim olabileceğini tahmin edememiştim...
Sonuç olarak...
Serinin ikinci kitabının çıkmasını istiyorum, bunu tutkuyla istiyorum, yazmak benim için bir tutku, bir hobi, bir macera...
Ama yayıncılık sektörünün böyle olduğu bir dönemde, hangi yayınevine nasıl güvenebilir bir yazar?
Tabii eğer kitabınızın adı Aşk Adası, Aşk Vadisi, Papatya Falı, Aşkım Canikom, Erkeğimin Peşinde, Kiralık Sevgili, Aşk Oyunu, Aşkın Yolu, Gel Evlenelim, Pardon Bana Mı Dedin, Ya Seversen, İki Kere İki Dört Etmez, Lise Aşkım, Çok Yakışıklı Çocuk, Karizmatik Çocuk, Hoş Çocuk, Çok Yakışıklı Çocuk II, Önüm Arkam Aşk, Arkam Önüm Aşk, Aşkımızın Meyveleri, Aşk Meyveleri, Çekirdeksiz Aşk gibi bir şeyler değilse.
***
Bazen diyorum ki, bir matbaaya gidip kitabımı kendim basayım ve dağıtımına da yine kargoyla falan kendim yapayım!
Harika olmaz mıydı?
Zaten para derdinde değiliz ki, bunu tutkuyla yapıyoruz. (Para derdinde olanlar kitap yazmasın zaten. Bu sektörde para kazanılmaz kitaptan.)
E o zaman ne engelliyor bizi bunu yapmaktan?
Bunu gerçekten soruyorum size...
Böyle bir şey mi yapsam?
Kitabın her şeyiyle kendim uğraşıp serinin ikinci kitabını kendim mi çıkarsam?
Ve Ece Duman'ın Bozbalık maceraları böyle devam etse...