15 Ekim 2020 Perşembe

YARIM KALMAK

Yıllardır bilgisayarımda duran bir roman taslağı var. Karakterlerin acıları çok ağır geliyor, yazamıyorum. Onu silemiyorum, imleçle tutup çöpe gönderemiyorum, ama açıp okumak da istemiyorum. Her roman yazılacağı zamanı bekler. Bu romanın zamanı geldi mi, geçti mi, bilmiyorum.

Ve gerçek hayatta yarım kalan hikayelerle ilgili bazen şunu düşünüyorum: O hikaye yarım falan kalmadı. O hikaye o kadar yazılmıştı.

12 yorum:

  1. ''O hikaye yarım falan kalmadı. O hikaye o kadar yazılmıştı.'' tespit çok hoşuma gitti..

    YanıtlaSil
  2. Dursun o Mertciğim, vakti gelmemiştir. Vakti geldiğinde çağırır o seni. Belki yarın, belki otuz yıl sonra. Onu düşünme, bırak olduğu yerde dursun. Vakti gelip de tamamladığında inanılmaz bir başarma hissi verecek. Bana öyle oluyor. 😀

    YanıtlaSil
  3. Belki de o roman da o kadar yazılmıştı sevgili mert... bunu yalnızca sen bilebilirsin. Vakti geldiğinde mutlaka ne olması gerektiğini anlayacaksın. Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Her roman yazılacağı zamanı bekler demişsin ya... Hah işte bu bir kıymet ifadesi olabilir. Sideways'de geçen bir söz vardır, filmi izlediğimden beri en çok kullandığım ifadelerden biridir o, bir kıymetin, yaşanacak bir anın altını çizer: Bekler her şarap belli bir anı! Yorumlarda altı çizileni dinle ve sakın silme... Belki bir gün adı daha çok duyulan bir yazar olduğunda, tamamlamamışsan bu haliyle, yarım kalan senfoniler gibi, yarım kalan roman olarak finalini okuyanın -düş- dünyasına bırakıp yayımlarsın; kimbilir, okur onu farklı bir gözle ve farklı bir merak duygusuyla okur. O haliyle bile düşünüp, canlandırmalar eşliğinde çıkarımlar yapacağındansa, emin olabilirsin:)

    YanıtlaSil
  5. belki de roman orda bitti. Hülya

    YanıtlaSil
  6. Acıları o kadar güçlüyse,konusu dokusuda güçlüdür.iyi bir eserde hepsi bulunur bilirsiniz,sunuma yolculuk gerisi.Silkinip bitirebilirsin bence

    YanıtlaSil
  7. At çöpe gitsin yeni romanlar seni bekler

    YanıtlaSil
  8. Hayattaki bazı hikayelerin sonu yok gerçekten, o kadarlar, olduğu kadar. Bir bitiş anı bile yok, havada, asılı ama o kadar işte, bir harf daha yok!

    YanıtlaSil
  9. Bir yazarın gelgit anları bunlar. Ve bizimle paylaştığın için ne kadar şanslıyız.

    YanıtlaSil
  10. Atmaya kıyılamayan ama kullanılmayan eşyalar gibi. Böyle insanlar tanıyorum. Bohçalarda, sandıklarda saklanan eşyalar 30-40 sene sonra birilerine verilmeye çalışılıyor. Kimse de beğenip kullanmıyor tabi. Makbule geçmiyor anlayacağınız. Belki siz de silmelisiniz. Ya da şimdi o şekilde kullanmalısınız.

    YanıtlaSil

Gmail hesabı olmayanlar, anonim seçeneği ile yorum yapabilir... Yorumlarınız için çok teşekkür ederim!