25 Mayıs 2026 Pazartesi

Osmanlı Döneminde Rağbet Gören Eşcinsel Bir Aşk Hikayesi Mi?!

 

Hançerli Hanım (tam adıyla Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi), IV. Murat (1623-1640) yönetimi sırasındaki kurmaca olayları anlatan bir meddah hikayesi. Yüzyıllar öncesine ait...

Sözlü gelenek zamanında kahvelerde, sokaklarda, meydanlarda anlatılır ve halkın, esnafın çok ilgi çekermiş.

Bu ilgi sonucu 1851 yılında Âlî Efendi tarafından Ceride-i Havadis gazetesi için yazıya geçirilmiş (hem de resimli).

Edebiyatçı Güzin Dino (Abidin Dino'nun eşi), "satış garantili" bu eseri basarak gazetenin para sıkıntısını gidermeyi, gelir getirmeyi amaçlamış olabileceğini öne sürer.

Buraya kadar her şey alışıldık.

Alışılmadık olansa, rağbet gören bu hikayenin içinde anlatılan başka bir yan hikayenin, erkek erkeğe eşcinsel bir ilişkiyi konu alıyor olması!

(Hükümdar Cemşid Şah, kölesi Nâyâb ve Seyf-i Dil... Hikaye, eşcinsel ya da belki biseksüel diyebileceğimiz bu üç erkek karakter etrafında ilerliyor.)

Üstelik bu ilişki sevgi ve aşk çerçevesinde ele alınıyor.

Hatta esnaf, yani toplum bile ilişkiye onay veriyor.

Elbette böyle bir hikayenin anlatılıyor ve ilgi görüyor olması, bunun toplumun her kesimi tarafından onaylandığı anlamına gelmez.

Ama bu konuların Osmanlı'da sandığımız gibi tabu olmadığı, böyle hikayelerin sokaklarda bile anlatılabildiği, halkın da dinleyip/okuyup geçtiği anlamına gelir.

(Bu arada Hançerli Hanım, Namık Kemal'in 1876 tarihli İntibah'ı başta olmak üzere sonra gelen romanlara da ilham olmuştur. Türk edebiyatının ilk edebi romanı kabul edilen İntibah'ta, Hançerli Hanım'daki Süleyman artık Ali Bey olmuştur. Hançerli Hanım'sa Mahpeyker'dir. Hançerli Hanım'da yan öykü olarak işlenen eşcinsel öykü ise İntibah'ta yoktur.)

(Konu hakkında detaylı bilgi arayanlar K24'teki ilgili yazıyı okuyabilir: Osmanlı İmparatorluğu özelinde bakıldığında, hukuki olarak yasaklanmış gibi görünse de genç erkeklerle birlikte olmak serbestçe yaşanan bir olguydu. Irvin Cemil Schick, heteronormatifliğin ve eşcinselliğin sapkınlık olarak algılanmasının Osmanlı’da 19. Yüzyılda, Batı etkisiyle gelişmeye başladığını söyler. Dolayısıyla bir modernleşme öncesi anlatısı olan Hançerli Hanım’da homoseksüel ilişki Seyfidil ve Nayab üzerinden olumlanmakta ve gayet olağan kabul edilmektedir. Bir meddah tarafından anlatılan bu hikâye gayet normal karşılanır metinde ve sadece tensel değil, aynı zamanda duygusal bir ilişki şeklinde verilir. Fakat Hançerli Hanım’ın diğer edisyonları homoerotizm açısından tarihsel bir amnezyaya tabi tutulmuştur. Gerek duygusal gerekse tensel açıdan homoerotik öğeler temizlenir bu edisyonlarda. Dror Ze’evi, Osmanlı’nın 19. yüzyılın ortalarında homoseksüel söylemden kaçtığını ve adım adım cinsel söylemin heteronormatif bir çizgiye doğru ilerlediğini söyler. Bu esnada anlatılar ve kitaplar da yeni edisyonlarında homoerotik içeriklerden temizlenir. Bu noktada Hançerli Hanım’ın 1937 ve 1950 edisyonları bu metinlere örnek gösterilebilir.)

Aslında Doğu dünyasında eskiden beri işlenen konular bunlar.

Keykavus bin İskender'in 1082'deki Kabusname'si...

1480’lerde Fuzuli'nin bazı şiirleri...

1681 doğumlu Divan şairi Nedim'in Sadabad şiirinin okul müfredatlarında yer almayan kısımları...

1757’de Enderunlu Fazıl'ın Hubanname’si bu örneklerden sadece birkaçı...

Evliya Çelebi de, Seyahatnamesi'nin 1. cildinde 17. yüzyıl İstanbul'undaki eşcinsel erkekleri (hîzân-ı dilberân) Osmanlı döneminde kayıtlı, vergilendirilen ve esnaf törenlerine katılan bir grup olarak anlatır.

IV. Murat dönemindeki resmi geçitlerde bu eşcinsellerin yer aldığı kayıtlar da mevcut.

Ve edebiyat tarihini inceleyince karşımıza çıkan daha nice detay...

Bunları okuyup araştırınca insan düşünmeden edemiyor:

Osmanlı dönemi, hemcinsler arasında olan ilişkilere bugünkü toplumumuzdan çok daha hoşgörü ve anlayışla yaklaşmış olabilir mi?

instagram.com/ofluoglumert

instagram.com/mertinkitapkulubu (Detaylı kitap yorumlarım burada)

En son çıkan romanımı incelemek için: https://www.remzi.com.tr/kitap/benim-kucuk-saheserim

10 Mayıs 2026 Pazar

Mert'in Kitap Kulübü'nde Bir Maskenin İtirafları konuşuyoruz

İstanbul'da yüz yüze buluştuğumuz kitap kulübüm Mert'in Kitap Kulübü, Mayıs ayı buluşmasıyla birlikte dolu dolu geçen 3 yılını geride bırakmaya hazırlanıyor! 16 Mayıs Cumartesi günü saat 13'te Kadıköy'de buluşacağız.

Kitap kulübümüzün bu buluşmasında, dünya edebiyat tarihinin hayatıyla da ölümüyle de en merak (ve dehşet) uyandıran isimlerinden Yukio Mişima’nın tabu sayılan bir kendini keşif hikayesini ele aldığı ve otobiyografik ögeler de taşıdığı düşünülen (ya da bilinen) romanı Bir Maskenin İtirafları'nı konuşacağız. Ama bu kitabın bir de eşlikçisi olacak; o da Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi.

Hançerli Hanım, Osmanlı’da meddahların anlatageldiği ve 1851 yılında Âlî Efendi tarafından kitaplaştırılmış bir uzun hikaye. Peki Osmanlı’da bu toprakların sokaklarında, kahvehanelerinde anlatılan bir öykü ile dünyanın ta öbür ucunda, savaşın gölgesinde, okul sıralarında geçen, adaletsiz bir varoluşla gönül kırıklığı içinde mücadele eden bir gencin Japon bir yazar tarafından 1949'da yazılmış romanı arasında ne gibi bir bağlantı var? Edebiyat tarihi umulmadık sürprizler ve önyargılarımızı ters düz edecek gerçekler saklıyor olabilir.

"Shakespeare’i çok dert etmeden Hamlet’in tadının çıkarılabildiği zamanlar artık geçti!" diyor Marguerite Yourcenar, ünlü Japon yazar Yukio Mişima hakkında yazdığı deneme kitabı Bir Boşluk Algısı’nda. Kurgusal bir romanda anlatılan karakterlerin her bir hamlesinde yazarın yaşamından izler aramak ne kadar doğru sorusu, bildiğiniz üzere benim de sık sık üstüne düşündüğüm bir konu.

Fakat Bir Maskenin İtirafları için durum epey farklı. Bu kez yazarın kendi hayatından otobiyografik ögeler taşıdığını bizzat kendisinin söylediği bir roman var karşımızda. Mişima kolay olmayanı yaparak maskesini çıkarıyor ve bize kendi öyküsünü tüm çıplaklığıyla anlatıyor.

Kolay bir hayat değil onunki (ölümü de hiç kolay olmadı). Hep saklanmak zorunda kalmak, hislerinden emin olamamak, hiç de kapılmadığı duygulara kapılıyormuş gibi görünmek ve sahiden kapılmak için kendini zorlamak… Tüm bu uyanışı başlatan küçük tetikleyiciler ve sonra Guido Reni'nin Aziz Sebastian tablosuyla iyice açığa çıkan bir varoluş. Oysa hiç istemezdi böyle bir hayatı olmasını. "Öteki çocuklara gerçek yaradılışlarını olduğu gibi göstermek olanağı tanınmıştı; ben ise hep belirli bir rolü oynamaya kendimi zorlamak durumundaydım."

Güzel bir kurgu ve canlı sahneler. Bize sadece bir çocuğun kendini keşfetme hikayesini değil, bir dönemi ve bir ülkeyi anlatması bakımından da çok önemli. Magnus Hirschfeld, Oscar Wilde, Dostoyevski, Jeanne d'Ar gibi pek çok ismin kitabın sayfaları arasında kendine yer bulması da cabası.

Japon edebiyatının en önemli eserlerinden Bir Maskenin İtirafları'nı kitap kulübümüzün 16 Mayıs'taki Kadıköy buluşmasında detaylıca masaya yatıracağız.

Heyecanla bekliyorum.

Bu da bu kitabın/yazının şarkısı olur mu? Bence çok da güzel olur.

instagram.com/ofluoglumert

instagram.com/mertinkitapkulubu (Detaylı kitap yorumlarım burada)

En son çıkan romanımı incelemek için: https://www.remzi.com.tr/kitap/benim-kucuk-saheserim


Osmanlı Döneminde Rağbet Gören Eşcinsel Bir Aşk Hikayesi Mi?!

  Hançerli Hanım (tam adıyla Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi), IV. Murat (1623-1640) yönetimi sırasındaki kurmaca olayları anlatan bir medd...