21 Ocak 2021 Perşembe

KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK... NEDEN OLMASIN?

Yayıncılık sektörünün geldiği durumu üzüntüyle izliyorum.

Zira izlemekten başka elden bir şey gelmiyor ve gelmeyecek gibi...

Temmuz ayında yayımladığım "Türkiye'de genç bir yazar olmak... ya da olamamak" başlıklı yazımı hatırlıyorsunuzdur.

Kendi kitaplarımla ilgili son durumu uzun uzadıya o yazımda anlatmıştım. 

Peki bu konuyu neden tekrar açtım?

Geçen gün mail'ime gelen bir teklif üzerine... 

Çok büyük, çok popüler, çok köklü bir yayınevi, mail atarak, onlara daha önceden gönderdiğim yeni kitabımı basacaklarını, benimle detayları konuşmak için telefon numaramı istediklerini söyledi.

Numaramı yazdıktan biraz sonra telefonum çaldı.

Çok köklü yayınevinden arayan bu ses, kitabımı basacaklarını, ancak bunun için benden 17 bin lira istediklerini söyledi.

Şaka gibi... 

Tabii ki kabul etmedim... 

Sen koskoca yayınevi bile, kitaplarını yazarlardan para talep ederek basmaya başladıysan, vay bu ülkedeki yayıncılık sektörünün geldiği hale!

Benim de kafam attı.

Ben Ters Düz'ü 2015 yılında çıkarmışım.

Devam kitabı olan ikinci kitabımı 2016'da yazıp bitirmişim.

Yıl olmuş 2021. 

Bu roman beş yıldır benim elimde. 

Ben hala o yazmaya tutkulu hayalperest yazar hallerimle, kitaplarımı basacak düzgün bir yayınevi bulmaya çalışıyorum... 

E bu kitabı bekleyen siz değerli bir sürü okurum yok mu?

Var. 

Maksat kitabı okurlarla buluşturmak değil mi?

Aynen öyle.

O halde ben neden Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık sistemi üzerinden kitabımı bastırmıyorum ki? Siteyi inceleyince, sistem aklıma yatar gibi oldu... 

Hatta bu hızla, Bozbalık Üçlemesi'nin üç kitabını da oradan çıkarırım!

(Ve hatta, ilk kitabı okuyup yorum yazanlarınızın yorumlarına da o kitapta yer verir miyim, veririm!)

Belki de bunca zaman bu kadar beklemekle hata ettim.

Sizin bu konudaki önerileriniz neler? 

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

4 Ocak 2021 Pazartesi

DISCO POP'UN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

Bu hepimizi canımızdan bezdiren hız, teknoloji ve hastalıklar çağından aradığımızı bulamadık mı ne, her şeyde bir nostalji hissi arar olduk. Dekorasyonda, giysilerde, filmlerde, konseptlerde ve evet, müzikte de. Mesela 80'lerin disco sound'u 2020'ye damga vurdu. Haziran'ın sonunda çıkardığı What's Your Pleasure? albümüyle post-disco sularında tahtını ilan eden Jessie Ware, Spotlight, Ooh La La, Save a Kiss ile kulaklarımızın pasını sildi. Ağustos'un ortasında çıkardığı disco pop türündeki Midnight Sky single'ı ile büyük ses getiren ve aylarca zirvede kalan Miley Cyrus, Kasım'ın sonundaki Plastic Hearts albümünde de synth-pop etkisini sürdürdü. Dua Lipa da başlı başına dance ve disco pop türündeki albümüne de zaten Future Nostalgia adını koydu. Kylie Minogu'un disco türündeki albümü de Disco adını taşıdı. Róisín Murphy, Róisín Machine albümünde disco ve house'u birleştirdi. The Weeknd'in Blinding Lights'ı synth-pop ve disco efektleriyle bizi bizden aldı. Hande Yener bile, merakla beklenen Carpe Diem albümünde disco müziğin hakkını veren, nostaljik soslu parçalara imza attı. 


Ben bu durumdan çok memnunum çünkü R&B, elektronik, caz, blues, soul ve disco çok sevdiğim müzik türlerinden. İanır mısınız, şu günlerde en çok dinlediğim albüm, Donna Summer'ın 1979 tarihli Bad Girls albümü. Hot Sutff, Bad Girls, Can't Get to Sleep At Night, Sunset People ve I Feel Love bayıldığım parçalardan. Kygo, Eylül ayında Summer'ın Hot Stuff şarkısını remix'ledi de şarkı genç neslin de bildiği bir parça haline geldi. 

Raye'in Euphoric Sad Songs albümü de çok başarılı. Natalie Don't ve Walk on By çok iyi. En az Billie Eilish kadar iddialı olan ve ses renkleri de çok benzeyen Bea Miller ve Benee ise yine adlarını çok duyuramadı. Oysa Benee'nin Supalonely şarkısı, Bea Miller'in Elated! albümü çok iyiydi. Peki siz bu yıl en çok hangi şarkıları dinlediniz?

Bu arada, 2021 hepimize bol bol sağlık getirsin. 

Sosyal medyada beni takip etmek için:

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert