24 Haziran 2021 Perşembe

SAKİN GÖRÜNEN KÜÇÜK BİR KÖY HANGİ KARANLIK SIRLARI SAKLIYOR OLABİLİR Kİ?

 

Bozbalık Köyü'nde bir şeyler oluyor... Sakin görünen küçük bir Karadeniz köyü hangi karanlık sırları saklıyor olabilir ki? 

İlk kitabım Ters Düz'ün devamı olan yeni kitap öncesi kitabın yeni kapaklı özel baskısının çıktığından burada bahsetmiştim.

Bu özel baskı sadece Kitapyurdu'nda satılıyor, Ters Düz'ü burada bulabilirsiniz.

Yazdığım roman, hikaye ve senaryolardaki karakterlerle ilgili, aklımdan hiç çıkmayan bir şey var: İki insan arasındaki ilişkide yaşanabileceklerin sonsuzluğu çok enteresan değil mi? Heyecan verici ve aynı zamanda korkutucu. Salt aşk ilişkisine indirgemiyorum; dramatik perspektiften ele alarak, daha genel anlamıyla ilişkilerden bahsediyorum. İnsanlar arasındaki ilişki ağlarından. Çok sayıda insana, çok kalabalık ortamlara gerek yok. Bomboş bir odanın içinde, sadece iki insan arasında bile sonsuz sayıda olay, gelişme, durum yaşanabilir. Hatta bazen bir başka kişiye dahi gerek yok; insan kendi içinde de sayısız çatışmadan, fırtınadan ve savaştan geçebilir… Hangimiz geçmiyoruz ki? 

Ta lise yıllarımdan beri üstünde çalıştığım bir hikaye olan Ters Düz'ü tam da böyle duygularla yazdım işte. Trabzon'da, adı Bozbalık olan hayali bir köy kurguladım ve küçücük bir köyde bile, eğer insan faktörü varsa, ilişkilerin ne kadar karmaşık olabileceğini göstermeye çalıştım. İstanbul gibi büyük bir şehrin karmaşasından Bozbalık gibi bir yere dönmek zorunda kalan Ece'nin, sığındığı bu küçücük köyde oradakinden çok daha büyük tehlikelerle, karanlık insan ilişkileriyle karşılaşması fikrini esas aldım. Hatta ben, henüz serinin ikincisi sizinle buluşmadığı için okumanıza şimdilik daha çok zaman olan ama benim yazmaya çoktandır başladığım üçüncüsünde, ne tepki vereceğinizi merak ettiğim bazı karakter dönüşümleri kurguluyorum. Bozbalık Üçlemesi'nin ana çıkış noktası (kitap yayımlandığında okuyup yazdığı yazıyı bana ulaştıran içinizden bir okurumun da dediği gibi) tam da bu: İnsan olan yerde, her şey olur. 

Bozbalık'ta görüşmek üzere. 🌳🙋🏻‍♂️📚

Kitapla ilgili yorumlarınızı mutlaka bekliyorum.


15 Haziran 2021 Salı

İLK KİTABIM TERS DÜZ'ÜN YENİ BASKISI, YEPYENİ KAPAK TASARIMIYLA KARŞINIZDA!


Sürpriz! 

Beş yıldır beklediğiniz yeni kitap öncesi heyecanı biraz daha tazelemek için, ilk göz ağrım Ters Düz'ün yeni baskısı, yepyeni kapak tasarımıyla kütüphanenizdeki yerini alsın istedim!

KIZ KÖYE GERİ DÖNER. 
VE KOVANDA GİZLENEN ARILARIN SAKLADIĞI BİR SIR VARDIR.

Yakında yeni kitabını çıkaracak genç bir yazar olan Ece Duman, yıllardan beri hiç iletişim kurmadığı babasının kaybolduğunu öğrenince herkesten, kendisinden bile sakladığı geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Ece, on sekiz yıl sonra çocukluğunun geçtiği Trabzon’daki Bozbalık Köyü’ne geri döner. Köyde hiçbir şeyin bıraktığı gibi kalmadığını, her şeyin zaman içinde değişmiş olduğunu görür. O zamana dek varlıklarından bile haberdar olmadığı üvey kardeşleriyle tanışır. Kendini bir anda karmaşık bir ilişkiler ağının, karanlıkta gizlenen sırların, baş etmesi zor bir aşk ikileminin içinde bulur. Ve karşılaştığı her imkânsızlığa rağmen, babasına ne olduğunu bulmaya kararlıdır. Ucunda ölüm bile olsa…

Mert Ofluoğlu, Bozbalık Üçlemesi’nin ilk kitabı Ters Düz’de, okurlarını sırlarla örülü bir köye davet ediyor. Aşk, gizem ve beklenmedik bir ihanet. Bu köyden çıkış yok!


Ters Düz'ün bu özel baskısı sadece Kitapyurdu'nda satışta. 


Bozbalık Köyü'yle ilk kez tanışacaklar ve Ece'yle ailesinin sizi ters düz edecek hikayesini yeniden okumak isteyenler, yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum! 

Bozbalık'ta görüşmek üzere!


1 Haziran 2021 Salı

MARMARİS'TE GÖKTEN DÜŞEN (YASAK) ELMALAR...

Tesadüfün böylesi... 

Gökten bir, yok yok iki, iki de değil üç, hatta dört elma düştü! 

Yasak Elma! 

Dizinin müptelası, hepsinin ayrı ayrı hastasıyım, biliyorsunuz... 

Marmaris'e bir kez daha veda etme zamanı geldiği için yarı hüzünlü bir şekilde Dalaman Havaalanı'nda uçağımı bekleyip birkaç hafta içinde çıkacak olan yeni kitabımın baskı revizesini heyecan ve mutlulukla son bir kez gözden geçirirken, aaa, bir de ne göreyim, entrika kraliçeleri biraz ötemde oturuyor. 

Aslında radarlarım hep açıktır ama bu sefer gerçekten dalmış gitmişim; zira kitaptaki temposu yüksek, kritik bir sahneyi okumakla ve okuyunca sizin vereceğiniz tepkileri merak etmekle meşgulüm. 

E bir de malum korona yüzünden herkesten uzak bir köşede oturduğumdan, uçağa binmeye az bir zaman kala fark ettim onları. 

Pandemi başlamadan önce güya Yasak Elma set ziyareti yapacaktım, sonra pandemi girdi araya, ama bakın bir şeyin olacağı varsa oluyor demek ki... Gökte ararken yerde buldum dedikleri bu olsa gerek! 

Hiç de yorgunuz morgunuz demediler, şak diye maskelerini indirip "Hadi selfie çek!" dediler.

Ortaya da böyle alelacele de çekilmiş olsa son derece doğal bir fotoğraf çıktı. 

Madem Marmaris'in de bahsini ettim, o zaman bu "bahara elveda, yaza merhaba" tatilimden en sevdiğim birkaç fotoğrafı slayt olarak sizlerle paylaşayım. Instagram'ımda. 

Fazla söze gerek yok, Marmaris her zaman çok güzel! 🌴🚲🌅

(Not: İstanbul'a döner dönmez ilk iş kuaföre gittim. Şu an bu yazıyı yazarken saçlarım kısacık. 💇🏻‍♂️)

(Not 2: Bu kareyi Şahika hepimizi zehirlemeden önce çektik. 🐍) 

Hadi bu yazının şarkısı da bu olsun.