8 Kasım 2014 Cumartesi

ONLİNE EĞİTİME OFFLİNE'IM!


Okulumu çok seviyorum. Ne var ki hiç anlam veremediğim bazı uygulamaları olan da bu okulun kendisi. Bugün size bunlardan birini tanıtacağım. Yazıyı okuyunca siz de benim gibi sinir olacaksınız, eminim...

7 Kasım 2014 Cuma

BAHAR ELLE'DE


"Şu sıralar neler yapıyorsun?" diye bir soru gelmiş. Ne yapmıyorum ki? Romanımın birincisini yazdım, şimdilerde ikincisiyle uğraşıyorum ve hatta başka romanlar da karalıyorum kenara köşeye. E Kafa var. Her gün buraya yazıyorum. Yeni başladığım öykü serisinin ikinci ve üçüncü bölümlerini yazdım, yayımlayacağım. Sonra okulun tablet dergisi Üniverzete var, oraya da yazıyorum. Kısacası bilgisayar başında bir yaşam sürüyorum.

Arada kalkıp dergi karıştırıyorum tabii. Beni yakından tanıyanlar bilir bir dergi bağımlısı olduğumu. Her ay bir sürü dergi alır, önce koklar, sonra okurum. Elle Decoration Türkiye de bunlardan biri. Dekorasyona gerçekten ilgim var çünkü. Kasım-Aralık sayısında Bahar Kongel'i sayfalarına taşımış bu dergi. Kendisi bizim okulda sosyoloji okumuş, ardından dijital dergiciliğe ve markalara çekim yapmaya yönelmiş bir isim. Ama ondan burada bahsetme sebebim, hoşuma giden şu sözleri: "Dekorasyonda herhangi bir destek almadık çünkü ben evi bir iç mimara dekore ettirme fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım. Dünyamı başka bir insanın yaratması mantıklı gelmiyor bana. Kendi dünyamı ancak kendim yaratabilirim." Ne güzel söylemiş, değil mi! İşin en eğlenceli kısmını, üstüne bir de tonla para ödeyerek başka birine emanet etmek bence de çok saçma ve suni. Otel odasında mı yaşayacağım kendi evimde mi? E alın işte, aynı derginin ilerleyen sayfalarında bir ev sahibi evini Thanx Mimarlık'a yaptırmış: "Biz Thanx Mimarlık olarak, en sevdiğimiz malzemelerden biri de ayna diyebiliriz. Yatak odasında büyük bir ayna kullandık." Bakın, işte ağzıyla ifade ediyor! "Bizim en sevdiğimiz" diyor! E sizin en sevdiğinizi bakalım ev sahibi sevecek mi, ben sevecek miyim? O aynayı git kendi evinde her yere as, ama başka birinin evini yaparken karşı tarafın ne düşündüğü önemli olmalı. Bu nedenle Bahar Kongel'e sonuna dek katılıyorum. En iyisini yapmış, harika bir ev yaratmış. (Ama banyoda havlu askılığı olarak kullandığı iskeleti ben pek sevemedim, öylesine renkli bir evde eğlenceli hissinden çok ürpertici bir his verdi bana.)

Sevgilerimle...



6 Kasım 2014 Perşembe

GECİKMİŞ BİR SEZON

Yakışıklı Kerem'in kasları eridi, güzel Nurgül'ün makyajı aktı! Bu sezon entrika dizilerde değil, ekranın kendisinde.


5 Kasım 2014 Çarşamba

MESAJLAR

 

Bu hafta içinde sizden inanılmaz geri dönüşler aldım. Yazdığım bir yazıya genellikle blog üzerinden yorumlar yapılıyordu ama bu sefer blog'un yanı sıra facebook adresimin diğer kutusuna, twitter'ıma ve gmail'ime de epey mesaj düştü. Bir itirazım yok. Son derece mutlu ve (hala) şaşkınım...

Mesela bir mail'de, "Sizi okuyan, seven kitleler var..." diye başlamış bir takipçim ve düşüncelerini yazmış, inanır mısınız onunla iki gün boyunca mail'leştik! İki günün sonunda, "Ciddiye aldığınız için, verdiğiniz önem için teşekkür ederim" diye bitirdi okurum. Tabii ki ciddiye alacağım, önem vereceğim. Bence doğrusu da bu. Biri benim yazım hakkında üşenmeyip klavye karşısına geçiyor ve bana bir soru soruyor, ben de yanıtsız bırakacağım, öyle mi? Böyle bir şey yapmak saygısızlık olur. Kendimden biliyorum: İstiyorum ki attığım mail'lere hemen cevap gelsin. Hemmmen!

Bu arada, doğum günüm yaklaşırken, beni yine heyecan aldı... 21 Kasım... Bu yıl cuma gününe denk geliyor... Benim için hareketli bir gün olacak yine, biliyorum.

Sevgilerimle...


 

4 Kasım 2014 Salı

YENİ ÖYKÜ

Arkadaşlar merhaba,

Genelde dram, polisiye ve aşk konularında yazıyorum. Şimdi gizem dozunu biraz daha artıran, içine azıcık gerilim ekleyen ve biraz da bilimkurguya selam gönderen bir çalışma geldi aklıma. Yani yeni bir öykü serisi. An itibariyle geldi ve bir şeyler yazmaya başladım.

Kadınsal Şeyler'i, Ters Düz'ü sevdiğiniz gibi okur musunuz acaba, yoksa bu gizem ve bilimkurgu içinizi mi sıkar? Vereceğiniz cevaba göre öyküyü yayımlayacağım. Sevgilerimle...

 

2 Kasım 2014 Pazar

KADINSAL ŞEYLER - FRAGMAN


İlk bölümü hala okumadıysanız tıklayın!

Kadınsal Şeyler'in 1. bölümüne yaptığınız yorumlarınız ve bölümün yayımlandığı o bir saatteki okunma istatistiği o kadar iyiydi ki, ben de böyle bir fragman hazırlayıp size teşekkür etmek istedim. Fragmanda dün yapılan yorumlara da yer vermeye çalıştım ancak hepinizin yorumuna yer veremedim çünkü fragmanın müzikle uyumlu olması gerekiyordu. Umarım anlayışla karşılarsınız. Bir sonraki fragmanda da yorumlara yer vermeye devam edeceğim. Çok güzel yorumlarınız ve desteğiniz için sonsuz teşekkürler! Haftaya cumartesi 2. bölümü merakla bekleyin!

"Sayfa çevirmeye bile çalıştım telefondan okurken, düşün ne kadar sarmış öykü beni! Merakla beklemedeyim devamını!" yorumuna ayrıca bayıldım... Ne kadar eğlenceli ve yaratıcı bir yorum olmuş! Gerçekten de hepinizin yorumu öyküyü daha da zenginleştiriyor, çünkü böylece siz de öyküye bir şeyler katmış ve öyküyü okuyan diğer okurlara seslenmiş oluyorsunuz. Ne de olsa öyküyü okuyan herkes yorum yapmasa bile yapılmış olan yorumları okumaktan büyük keyif alıyor, bundan emin olabilirsiniz.

Son olarak, eğer bu öykü dizisini sevdiyseniz bloglarınızda duyurmayı unutmayın! Sevgilerimle!

 

1 Kasım 2014 Cumartesi

KADINSAL ŞEYLER - BÖLÜM 1


KONU: Çok yakın dört arkadaşın hayatı, içlerinden birinin ölümüyle tepetaklak oluyor! Okulun en popüler kızı Özgü... Erkekler onunla olmayı, kızlar o olmayı istedi... Ve biri onun ölmesini. Aşklar... Dedikodular... Sırlar... Yani kadınsal şeyler... Özgü'nün sevgilisi olan Savaş aynı zamanda diğer üç kızla da ilişki halindedir. Kızların her biri Özgü ölünce Savaş’ın kendisine kaldığını düşünür. Bir yandan Özgü’yü kimin öldürdüğünü bulmak için adımlar atılırken, diğer yandan sırlar ve yasak aşklar üç arkadaşın arasında gün geçtikçe daha da filizlenir… Sımsıkı örülü ya da pamuk ipliğine bağlı aşk ilişkileri, derin arkadaşlıklar, her an tuzla buz olabilecek olan hayaller ve karanlık sırlar sizi bu yeni serinin bağımlısı yapacak! 

Aşkın ve nefretin, iyiliğin ve kötülüğün, dostluğun ve düşmanlığın, savaşın ve barışın en uçlarda yaşandığı Kadınsal Şeyler başlıyor!

“Bıçağı burana saplarsam… Bir kalbin olmadığını düşünürsek… Sence kan akar mı?”

Üniversite hayatı çok eğlencelidir derler. Belki de demezler, ama üniversiteye yeni başlayanlar böyle bir eğlenceyle karşılaşacaklarını bilirler. Dersler rahattır, hocalar çok sıkmaz, arkadaşlarının evinde kalabilir, partiden partiye koşabilirsin. İleride evleneceğin kişiyi burada bulursun denir ve hatta nişanlanabilirsin. Ama her şey bu kadar da tatlı değil… Örneğin bugünkü sabah gazetenizi okuduğunuzda geçen gün olan o korkunç olaya dair bir haberle karşılaşabilirsiniz. Aslında onun hayatında genelde böyle ekstrem şeyler olmazdı. Ne var ki bu kural geçen gün değişti. Başta her şey oldukça sıradan görünüyordu. Olması gerektiği gibi. Derslere girmedi, hiç tanımadığı erkeklere çok arzulu bakışlar attı, her zaman gittiği kafeye gidip cheesecake yedi ve o yine her zamanki gibi böğürtlenli olanını tercih etti. Ölecek olması işte bu yüzden şaşırtıcıydı.
Çünkü ölmek günlük rutininde yoktu.

Dünya Kupası ve Kariyer Mesajı

Kim demiş 40'lar başarı zirvesine oturmak için çok geç diye? Vozinha'nın cevabı sahadan geliyor. Başarı hikayeleri anlatılırken gene...