KADINSAL ŞEYLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KADINSAL ŞEYLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2015 Salı

KADINSAL ŞEYLER - BÖLÜM 1

 
Kadınsal Şeyler'i ilk kez 1 Kasım 2014 Cumartesi tarihinde yayımladığımda öykü tam 12659 tık ve 28 yorum almıştı. Sonra yazmaya ara vermiştim. Ama herkes Özgü'yü kimin öldürdüğünü, Duru'ya, Bal'a ve Eda'ya bundan sonra neler olacağını merak ediyordu. Şimdi, o bölümü revize ederek yeniden yayımlıyorum. Seri bundan böyle yeni bölümleriyle devam edecek. Keyifli okumalar!
 
 
DURU KAN GÖRECEĞİNİ aklına bile getiremezdi. Zaten küvettekinin kan olduğunu fark etmeden önce, bir anlığına, birinin küvetteki suya kırmızı boya damlattığını düşündü. Kıpkırmızıydı su. Ve Özgü kanlar içindeki haline rağmen hala çok güzel görünüyordu –bugüne dek pek çok erkekle çıkmasını sağlayan yegâne şey de bu güzelliğiydi. Duru uzun bir süre ona bakmaya devam etti, sonra her şeyin sırası karıştı. Bal’ın ağlamaya başladığını, Eda’nın cep telefonundan acil servisi aradığını duyuyor, fakat hangisinin diğerinden önce olduğunu anlayamıyordu. Anlayabildiği tek şey, Özgü için bir şeylerin kötü, hem de çok kötü gitmiş olduğu, ama kendisinin, Eda'nın ve Bal'ın, onun en yakın arkadaşları oldukları halde, bunca zamandır hiçbir şeyin farkına bile varmadıklarıydı…

 
AYCAN GÖZLERİNİ AÇTI, esnedi ve yataktan kalkıp kızının odasına gitti. Özgü uyuyordu. Uzun, sapsarı saçları yastığın üzerinde dağılmıştı. Gözlerinde yaşlar vardı. Önceki gün babasının ölüm yıldönümüydü ve o günden beri babasına olan özlemi depreşmiş, kabuslar görmeye başlamıştı. Belli ki yine o kabuslardan biriyle boğuşuyordu. Babası o daha bebekken ölmüştü. Onu ve kardeşini Aycan dadılarla, bakıcılarla, ama nihayetinde tek başına büyütmüştü. Özgü babasını hiç tanımamasına rağmen içinde büyük bir boşluk ve acı vardı. Aycan, gözleri yavaşça açılana kadar kızını izledi.

"Anne," diye mırıldandı Özgü, annesinin orada olduğunu fark edince. “Yine onu gördüm.”
“Biliyorum, tatlım,” diye fısıldadı Aycan. “Artık geçti.”

Özgü yana kayıp yorganın altına gelmesi için annesine baktı. Aycan yatağa girince, bir kedi gibi onun kollarına sokulup gerindi. Bir süre öylece kaldılar.

“Öğlen ikide uçağım var.”
Özgü bir anda canlanarak ona döndü, kabuslarını unutmuştu. “Yoksa sonunda Paris’e mi gidiyoruz?”

“Üzgünüm, ben iş için Belçika’ya gidiyorum…”

Özgü’nün yüzü tekrar soldu.
“…ama önümüzdeki hafta sonu için Paris biletlerimizi aldım.”

Özgü çığlık atarak annesine sarıldı. “Nihayet! Kızlar içinde Eyfel’i görmeyen bir ben kalmıştım!”

“Eda ve Duru geçen yaz gittiler, biliyorum, ama Bal ne ara gitti?”

"Yarıyılda."
“Yarıyıl tatilinde mi? Erkek arkadaşıyla Mısır’a gitmemiş miydi o?”

"Eğer ayrılmasaydılar gideceklerdi. Ama Bal çocuğu havaalanında terk edip kuzinleriyle Paris’e gitti. Ayrılıkla ilgili detayları bilmek ister misin?”

“Hiç sanmıyorum,” dedi Aycan gülümseyerek. “Her neyse, ben giyineyim. Sen de giyin hemen. Okula geç kalıyorsun.”

Özgü kocaman gözleriyle onaylayarak gardırobunun başına gitti. İki dakika kırk sekiz saniyelik bir kararsızlığın ardından, kırmızı noktalı beyaz bir gömlek ve sarı bir etek giymeye karar verdi. Biraz far ve ruj sürdü. Güneş gözlüğünü kafasına takarak odadan çıktı. Ozan alt kattaki mutfakta tabletine bakarken bir kase mısır gevreğini aç bir kurt gibi yiyordu. Özgü telaşla yanına koştu.

“Umarım tabağındaki annemin Almanya’dan benim için getirdiği meyveli gevrekten değildir!”

“Anneanne müslilerin senin olsun,” diye cevap verdi Ozan. “Benimki çikolatalı. Ama bu da midemi bulandırdı. Niye sofra kurulmamış? Emine Abla nerede?”

Özgü tam hiçbir fikri olmadığını söyleyecekken Aycan mutfağa girdi. Ozan o gelir gelmez masadan kalktı ve sırt çantasını hemen omzuna astı. Aycan ona bakarak kaşlarını çattı, çantanın içinde ne olduğunu biliyordu.

“Açar mısın?”
Ben artık çocuk değilim, tamam mı?”

Özgü merakla onları izliyordu.

“Ama ben hala senin annenim! Çantanı aç.”
"Neyim olduğun umurumda bile değil! Beni rahat bırak!” Ozan hışımla mutfaktan çıktı.

Aycan birkaç saniye duraksadıktan sonra, “Kaseni kaldır!” diye peşinden bağırdı. “Emine Hanım bugün izinli. Gelmeyecek.”

Ozan hızla mutfağa geri döndü ve kasesini lavabonun içine bıraktı. “Oldu mu?”

"Bugün Belçika’ya gidiyorum. Ben yokum diye eve on ikiden sonra dönülmeyecek Ozan, anlaşıldı mı? Ablana soracağım. Kameralardan da takipte olacağım.”
“Eve gelmeyeceğim ben. Batularda kalacağım.” Özgü, evdeki bu boşluktan yararlanarak, akşama küçük bir parti düzenlemeye daha Ozan kapıdan çıkmadan karar vermişti bile.

16 Mayıs 2015 Cumartesi

ÖYKÜLERİM E-BOOK'TA!

Matbu kitabım çıkana kadar yazı boş geçirmek istemedim ve dünyada yayıncılık sektörünün son trendi olan self-publishing olayına ülkemizde giren ilk isimlerden biri olayım dedim! Biliyorsunuz, yazmayı çok seviyorum ve aslında yazdıklarımızın okura hangi vasıtayla ulaştığının pek de bir önemi olmadığını fark ettim. Bu nedenle Ters Düz ve Kadınsal Şeyler adındaki iki farklı öykü serimin ilk bölümleri an itibariyle www.publitory.com'da! Bilgisayarınızdan, tabletinizden, cep telefonunuzdan, e-book'unuzdan veya e-reader'ınızdan okuyarak siz de dijital tarihe adınızı yazdırabilirsiniz! Ama peşin peşin söyleyeyim: Ben bu öykü serilerini televizyon dizisi tadında olsun, kolay okunabilsin ve sürüklesin diye yazdım. Yani edebi açıdan (şimdilik) fazla bir beklentiniz olmasın. Zaten ileride bu ve bilgisayarımda biriken diğer öykülerimi (özellikle Ters Düz'ü) dizi senaryosuna da dönüştürmek istiyorum.

İşte öykülerimin konusu:

Ters Düz


"Geçmişte düşen bir kar tanesi, çığ gibi büyüyüp geleceğe uzanırsa ne olur?

Trabzon'un Bozbalık Köyü'nde doğan Ece’nin çocukluğu, annesi onu doğururken öldüğü ve babası başka bir kadınla evlendiği için çok kötü geçmiştir. Ece on yaşına geldiğinde, üvey annesinin hamile olduğunu öğrenir ve İstanbul'daki teyzesinin yanına taşınır. Şimdi yirmi sekiz yaşında, yakında ilk kitabını çıkaracak olan bir yazardır. Eski hayatını tamamen geride bırakmayı başarmıştır ve hiçbir şeyin bunu bozmasına izin vermez. Ta ki, evi terk ettiğinden beri hiç iletişim kurmadığı babası Kadir'den bir mektup alana dek. Artık herkesten sakladığı geçmişiyle yüzleşmek zorundadır.

Ters Düz'ün aşk, sır ve gerilim üçlüsüyle örülü hikayesi başlıyor! Trabzon'un kurgu ürünü Bozbalık Köyü'nün toprakları eski aşkların yeniden alevlenişine, sırların gün ışığına çıkışına, ihanet zincirlerinin kopuşuna, gizem dolu cinayetlere ve kötü bir kaderin başlangıcına ev sahipliği yapacak. Bu köyden çıkış yok!"

Kadınsal Şeyler


"Lise yıllarından beri çok yakın olan dört arkadaş: Özgü, Duru, Bal ve Eda. Özgü, artık üniversitenin en popüler kızıdır. Erkekler onunla olmayı, kızlar o olmayı istemektedir... Ve biri onun ölmesini.

Özgü, kendi evinde verdiği bir parti sırasında, sevgilisi Savaş onu terk eder. Diğer üç kız bu duruma içten içe sevinir, çünkü onlar da birbirlerinden gizli, Savaş'la ilişki halindedirler. O gece, Özgü'nün terk edilip havuza düşmesinden sonra parti biter ve bir şey olur: Kızlar, Özgü'nün cansız bedenini, kan gölüne dönmüş olan küvette bulurlar. O günden sonra geride kalanların hayatları asla eskisi gibi olmayacaktır.

Sımsıkı bağlı ya da pamuk ipliğine sarılı arkadaşlıklar... Yasak aşklar... Karanlıklar sırlar... Dedikodular... Yani 'kadınsal şeyler'..."

Taze çıktı!

Kapakları da ben yaptım bu arada... Bir şeyler tasarlamayı çok seviyorum, e işin en güzel kısmını da başkasının yapmasına göz yummak olmazdı... Basılacak olan kitabımın kapağını da kendim yapacağım... Beğendiniz mi?

 
Mert Ofluoğlu

8 Mayıs 2015 Cuma

KADINSAL ŞEYLER - ÖN OKUMA


Kadınsal Şeyler adındaki öykü serim haftaya başlıyor! İşte tadımlık ön okuma:

Duru kan göreceğini aklına bile getiremezdi. Zaten küvettekinin kan olduğunu fark etmeden önce, bir anlığına, birinin küvetteki suya kırmızı boya damlattığını düşündü. Kıpkırmızıydı su. Ve Özgü kanlar içindeki haline rağmen hala çok güzel görünüyordu –bugüne dek pek çok erkekle çıkmasını sağlayan yegane şey de bu güzelliğiydi. Duru uzun bir süre ona bakmaya devam etti, sonra her şeyin sırası karıştı. Bal’ın ağlamaya başladığını, Eda’nın cep telefonundan acil servisi aradığını duyuyor, fakat hangisinin diğerinden önce olduğunu anlayamıyordu. Anlayabildiği tek şey, Özgü için bir şeylerin kötü, hem de çok kötü gitmiş olduğu, ama kendisinin, Eda’nın ve Bal’ın, onun en yakın arkadaşları oldukları halde, bunca zamandır hiçbir şeyin farkına bile varmadıklarıydı...

Yepyeni bir gençlik dramı... Üç yakın kız arkadaş, birbirlerinden habersiz aynı erkeğe aşık olursa ne olur? Kadınsal Şeyler için takipte kalın!

 

3 Mayıs 2015 Pazar

"KADINSAL ŞEYLER" BAŞLIYOR!

 
 
Partiye davetlisiniz.
Ölü ya da diri.

 
 Romantizm ve polisiye kodlarını takip eden bir gençlik dramı... "Kadınsal Şeyler" yakında başlıyor! İşte ilk tanıtım fragmanı:
 
 

16 Aralık 2014 Salı

3 KIZ 1 ERKEK

 
Blogumun merakla okuduğunuz öykü dizisi Kadınsal Şeyler'de bu cumartesi sezon finali heyecanı var! Güzel kızlarımız Duru, Bal ve Eda birbirlerinin Savaş'la olan ilişkilerini öğreniyor. Yakışıklı Savaş kızlardan birini seçmek zorunda kalıyor. Ana karakterlerden birinin öleceği, sürprizlerle ve şok edici gelişmelerle dolu bu sezon finalini sakın kaçırmayın!

15 Kasım 2014 Cumartesi

KADINSAL ŞEYLER - BÖLÜM 2


BÖLÜM 1 OKU

ÖZET: "Bu bir evcilik oyunu değil, bir cinayet. Biri onu kalbinden bıçaklamış." Özgü öldürüldü. "Seviyorum seni, anlasana!" Savaş Duru'ya aşkını ilan etti. "Sen Özgü'yle çıkıyorsun! En yakın arkadaşımla!" Duru onu reddetti. "Bıçağı burana saplarsam… Bir kalbin olmadığını düşünürsek… Sence kan akar mı?" Bal Savaş'a o kadar aşıktı ki gözü döndü. "Sorun sende değil… Ben hiç kimseyi sevemedim…" Savaş Bal'ın bu teşebbüsünden son anda kurtulmayı başardı. "Savaş'la öpüştüğünü gördüm." Özgü, Eda'nın sevgilisini elinden alacak olduğunu düşündü. "O günden sonra Zeynep'i Özgü'nün cenazesinde görmek ne kadar… tuhaf!" Ve sırlar gittikçe daha çok konuşulmaya başlandı.

BÖLÜM TANITIMI: Kadınsal Şeyler'in yeni bölümünde Bal, Özgü'yü öldürdüğü gerekçesiyle sorguya alınıyor! Herkes şüpheli, sinirler gergin, ilişkiler sallantıda, sırlar kayıpta... Şok olmaya hazır olun! 

"Hayırdır, çok sessizsiniz? Sizin masanızdan kahkaha eksik olmazdı?"

"O gece kütüphanede ne yapıyordunuz?" diye sordu Erman bir kez daha. Bal, Duru ve Eda polis karakolunda, onun odasındaki koltuklarda oturuyorlardı. Erman önce üçünü de tek tek sorguya almıştı. Şimdi ise hepsiyle aynı anda konuşuyordu.
“Pardon ama, sorguya mı çekiliyoruz?” dedi Bal, bu muameleden sıkılmış bir ifadeyle. Erman devasa cüssesiyle tepelerinde dikiliyor ve onlara bir cüceymiş gibi davranıyordu.
“Evet, küçük hanım,” dedi Erman, Bal’la göz göze gelene dek eğilerek. “Hala anlamadınız mı?”
“Oraya ödevimizi yapmak için gitmiştik. Sonra uyuyakalmışız. Ve sabaha doğru uyandığımızda... Özgü'yü kanlar içinde bulduk... Hepsi bu! Size bildiğimiz her şeyi anlattık!” dedi Duru yalvarırcasına.
“Ama tatmin olmadım,” dedi Erman kaşının tekini kaldırarak.
“Ne gibi?” dedi Eda.
“Önceden konuşup ağız birliği etmişsiniz gibi.”

2 Kasım 2014 Pazar

KADINSAL ŞEYLER - FRAGMAN


İlk bölümü hala okumadıysanız tıklayın!

Kadınsal Şeyler'in 1. bölümüne yaptığınız yorumlarınız ve bölümün yayımlandığı o bir saatteki okunma istatistiği o kadar iyiydi ki, ben de böyle bir fragman hazırlayıp size teşekkür etmek istedim. Fragmanda dün yapılan yorumlara da yer vermeye çalıştım ancak hepinizin yorumuna yer veremedim çünkü fragmanın müzikle uyumlu olması gerekiyordu. Umarım anlayışla karşılarsınız. Bir sonraki fragmanda da yorumlara yer vermeye devam edeceğim. Çok güzel yorumlarınız ve desteğiniz için sonsuz teşekkürler! Haftaya cumartesi 2. bölümü merakla bekleyin!

"Sayfa çevirmeye bile çalıştım telefondan okurken, düşün ne kadar sarmış öykü beni! Merakla beklemedeyim devamını!" yorumuna ayrıca bayıldım... Ne kadar eğlenceli ve yaratıcı bir yorum olmuş! Gerçekten de hepinizin yorumu öyküyü daha da zenginleştiriyor, çünkü böylece siz de öyküye bir şeyler katmış ve öyküyü okuyan diğer okurlara seslenmiş oluyorsunuz. Ne de olsa öyküyü okuyan herkes yorum yapmasa bile yapılmış olan yorumları okumaktan büyük keyif alıyor, bundan emin olabilirsiniz.

Son olarak, eğer bu öykü dizisini sevdiyseniz bloglarınızda duyurmayı unutmayın! Sevgilerimle!

 

1 Kasım 2014 Cumartesi

KADINSAL ŞEYLER - BÖLÜM 1


KONU: Çok yakın dört arkadaşın hayatı, içlerinden birinin ölümüyle tepetaklak oluyor! Okulun en popüler kızı Özgü... Erkekler onunla olmayı, kızlar o olmayı istedi... Ve biri onun ölmesini. Aşklar... Dedikodular... Sırlar... Yani kadınsal şeyler... Özgü'nün sevgilisi olan Savaş aynı zamanda diğer üç kızla da ilişki halindedir. Kızların her biri Özgü ölünce Savaş’ın kendisine kaldığını düşünür. Bir yandan Özgü’yü kimin öldürdüğünü bulmak için adımlar atılırken, diğer yandan sırlar ve yasak aşklar üç arkadaşın arasında gün geçtikçe daha da filizlenir… Sımsıkı örülü ya da pamuk ipliğine bağlı aşk ilişkileri, derin arkadaşlıklar, her an tuzla buz olabilecek olan hayaller ve karanlık sırlar sizi bu yeni serinin bağımlısı yapacak! 

Aşkın ve nefretin, iyiliğin ve kötülüğün, dostluğun ve düşmanlığın, savaşın ve barışın en uçlarda yaşandığı Kadınsal Şeyler başlıyor!

“Bıçağı burana saplarsam… Bir kalbin olmadığını düşünürsek… Sence kan akar mı?”

Üniversite hayatı çok eğlencelidir derler. Belki de demezler, ama üniversiteye yeni başlayanlar böyle bir eğlenceyle karşılaşacaklarını bilirler. Dersler rahattır, hocalar çok sıkmaz, arkadaşlarının evinde kalabilir, partiden partiye koşabilirsin. İleride evleneceğin kişiyi burada bulursun denir ve hatta nişanlanabilirsin. Ama her şey bu kadar da tatlı değil… Örneğin bugünkü sabah gazetenizi okuduğunuzda geçen gün olan o korkunç olaya dair bir haberle karşılaşabilirsiniz. Aslında onun hayatında genelde böyle ekstrem şeyler olmazdı. Ne var ki bu kural geçen gün değişti. Başta her şey oldukça sıradan görünüyordu. Olması gerektiği gibi. Derslere girmedi, hiç tanımadığı erkeklere çok arzulu bakışlar attı, her zaman gittiği kafeye gidip cheesecake yedi ve o yine her zamanki gibi böğürtlenli olanını tercih etti. Ölecek olması işte bu yüzden şaşırtıcıydı.
Çünkü ölmek günlük rutininde yoktu.

30 Ekim 2014 Perşembe

2 POSTER


Entrikası bol öykü dizileri
Burada dallanıp budaklanıyor

Gördüm bir tatane okudum bin tane
Sürprizi bol öykü dizileri
www.kafadergi.blogspot.com

Kadınsal Şeyler cumartesi akşamı saat 20.00'da başlıyor! 

1 KASIM SAAT 20.00'DA KAFA'DASINIZ!


Erkekler onunla olmak, kızlar o olmak istedi. Ve biri onun ölmesini...

Yeni öykü dizisi Kadınsal Şeyler'in başlamasına son 2 gün!

1 Kasım cumartesi akşamı saat 20.00'da herkes Kafa'da olacak! Peki siz nerede olacaksınız?

NOT: EĞER 1. BÖLÜMÜ YAYIMLANIR YAYIMLANMAZ OKUMAZ VE SERİYE 4.,5. BÖLÜMDE FALAN BAŞLARSANIZ, ÖNCESİNDE AKLINIZIN KALACAĞINA VE "NEDEN VAKTİNDE BAŞLAMAMIŞTIM Kİ?" DİYE PİŞMANLIK DUYACAĞINIZA GARANTİ VERİLİR.


Deep tanıtımını yapmayı eksik etmemiş.
VE TÜM BU ŞEYLERDEN ALAKASIZ BİR FOTOĞRAF: ÜÇ HAFTA İÇİNDE ÜÇ SABUNLUĞUMUN NE HALE GELDİĞİ! O KADAR DAYANIKSIZ ÇIKTILAR Kİ... BİR DAHA NE WATSONS'TAN NE MİGROS'TAN NE MACRO CENTER'DAN SABUNLUK/LİF/SÜNGER ALMAYI DÜŞÜNÜYORUM!

26 Ekim 2014 Pazar

#ADALET85YAŞINDA SEMPOZYUMU VE SÜRPRİZ GELİŞMELER

Adalet Ağaoğlu'nun 85. yıl partisine hepiniz davetlisiniz! Tabii ki pastadan tadanlar arasında ben de vardım...
 



85 YAŞ...

Dün "Türkiye'nin Dert Dinleme Uzmanı Adalet Ağaoğlu 85 Yaşında" sempozyumunun ikinci ve son gününe katıldım. Cuma gecesi yağan şiddetli yağmura rağmen hava açmıştı, hatta güneş terletiyordu bile. Etkinliğin görünen amacı Ağaoğlu'nun 85. yaşını kutlamak olsa da, asıl amaç -ya da bu vesileyle- yazarın Everest Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı "Dert Dinleme Uzmanı"nın tanıtımını yapmaktı. Zaten bu etkinliği de Everest düzenliyordu.

12.00'da başladı sempozyum. Gerçi salonda on kişi falan olduğumuzdan, biraz daha kalabalıklaşmasını umarak bizi 12.30'a kadar beklettiler. Ama haklıydılar. Konuşmacılar evin oturma odasında konuşur gibi üç beş kişiye konuşmayacaktılar ya! Neyse, sizi sıkmamak adına konuşmacılara pek yer vermek istemiyorum. Genel olarak Ağaoğlu'nun öyküleri ve romanları üzerine konuşuldu. 14.00-15.30'daki aradan sonra, 15.30'da tekrar bir oturum başladı. Bu oturuma Adalet Hanım da geldi. O da en on sırada, seyircilerin yanına oturarak kendisi hakkında konuşulanları dinleyecekti. Ağaoğlu'nun eşi Halim Ağaoğlu'nun önceden hazırlanmış konuşma videosunu ve Ömer Madra'nın da aynı şekildeki videosunu izledik. Bu isimlerin de normalde salonda bulunması gerekiyordu ama Halim Bey yaşından, Ömer Bey de İstanbul'da olmadığından gelemedi. Halbuki ben bu tip durumları aksaklık olarak görüyorum. Madra'nın İstanbul'da olmayacağı aylar önceden belliydi, o zaman bunu niçin tanıtımlarda düzeltmediniz? Belki sadece Madra'yı görmek için gelenler var? Ya da Halim Bey'i canlı canlı görmek için gelenler? Ya da Haydar Ergüden'i görmeye gelenler (O da geç kaldı)?



KÜSLÜK BİTTİ, KISKANÇLIK BAKİ!

Bu oturumun asıl sürprizi ise Selim İleri'ydi. Biliyorsunuz, Ağaoğlu ve İleri yaklaşık otuz yıldır küstüler. Şimdi yeni barıştılar. Bunun nedeninin iki tarafın da birbirini karşılıklı olarak "kıskanmak" olduğunu da itiraf ettiler. Da da da dann! Neyse, sizin anlayacağınız mutlu son yani. Nasıl ki magazin dünyasında bir şova dönüşüyor çekişmeler, edebiyat dünyasında da daha zarif olmakla birlikte aynı gündem mevcut. Ama edebiyat için işin biraz da esprisi. İleri de Ağaoğlu da çok tatlı, sevecen insanlar çünkü. Hele Adalet Hanım'ı bir görseniz... sarılasınız gelir! İnanın kendimi çok zor tuttum!

Ağaoğlu'nun mektuplarından yola çıkarak bir belgesel çektiklerini açıklayan akademisyen Seza Yılancıoğlu, oturumun belki de en dikkat çekici bilgilerini veren isimdi. Yazarın 1954 tarihli mektuplarında eşi Halim Bey'e taktığı lakapları okudu. Yani mektuplarına nasıl giriş yaptığını. "Lacivert" dermiş Adalet Hanım Halim Bey'e. O da "kurşuni" imiş. Seza Hanım, Adalet Hanım'la belgesel için yaptıkları söyleşilerde bu konuları çok konuşmuş. "Gri ve mavinin tonları çok zengindir" demiş Adalet Hanım. Onun lakabının "kurşuni" olmasının sebebi ise adalet binasının, hapishanelerin ve kurşunun renginin bu olmasıymış.

"Horozcuğum" ya da "Açgözlü horozcuğum" dermiş bir de ve "Maymuncuğum"... Ne dersiniz ha, belki yakında Adalet Hanım'ın hayatının dizisi çekilir?


Ve pasta kesme saati geldiğinde heyecan, mutluluk gözlerinden okunuyordu Adalet Hanım'ın... Nasıl okunmasın! Bu sempozyuma, bu salona ne zorluklarla geldiğini bakın kendisi anlatıyor (çektiğim videodan da izleyebilirsiniz): "Zaten kendimi çocuk gibi hissediyordum, beni çocuk sevincime kavuşturdunuz gene... Çünkü... Açıklayacağım artık... Ben üç buçuk dört aydır yataktayım, evdeyim; buraya gelmem büyük emek verenlerin çabalarıyla oldu... Hayata sizlerle birlikte dün katıldım. Bugün de sürüyor. tedirgin olmamış hoş göreceksiniz. Rica ediyorum." O öyle kibar, öyle mütevazi ki...
"Pastamı keserken magazine malzeme lazım!" demesi salonda herkesi güldürdü. Hem esprili hem çok içten bir insan o...

İnsanlar an'a dahil olmaktan çok telefonlarıyla an'ı çekiyorlardı. Canlısı dururken, bir camın arkasından bakıyorlardı koskoca Adalet Ağaoğlu'na...

Ve çok güzel bir etkinlik daha benim anılarıma dahil olmuş oldu...

 
Aşklar... Dedikodular... Sırlar... Yani kadınsal şeyler... Çok yakın dört arkadaşın hayatı, içlerinden birinin ölümüyle tepetaklak oluyor! Peki siz onların hayatına 
dahil olmaya hazır mısınız?
 
Okulun en popüler kızı... Özgü... Erkekler onunla olmayı, kızlar o olmayı istedi...
Ve biri onun ölmesini.
 
Özgü'nün sevgilisi olan Savaş ise aynı zamanda diğer üç kızın da sevgilisi. Kızların her biri Özgü ölünce Savaş'ın kendisine kaldığını sanıyor. Bir yandan Özgü'yü kimin öldürdüğünü bulmak için adımlar atılırken, diğer yandan sırlar ve yasak aşklar üç arkadaşın arasında gün geçtikçe daha da filizleniyor...
 
Aşka, arkadaşlığa, aileye ve sırlara dair gerçek hayattan esintiler taşıyan bir hikaye!
 
Yeni öykü dizisi Kadınsal Şeyler, 1 Kasım cumartesi akşamı saat 20.00'da Kafa'da başlıyor! Blog'unuzda duyurun ve duyurduğunuz notu bu yazının altında paylaşın, sizin blog'unuz da Kafa'da çıksın! Bu yeni macerayı sakın kaçırmayın!
 

24 Ekim 2014 Cuma

SIRLAR...

Erkekler onunla olmayı, kızlar o olmayı istedi... Ve biri onun ölmesini.
 
 
"Kadınsal Şeyler" Kafa Dergi'de başlıyor! Çok yakın dört arkadaşın hayatı, içlerinden birinin ölümüyle tepetaklak oluyor. Gizem, aşk ve sır içerikli bu maceranın ilk bölümünü sakın kaçırmayın. Yan taraftaki ankete oy vermeyi de unutmayın.
 

20 Ekim 2014 Pazartesi

KADINSAL ŞEYLER

 
Aşklar... Dedikodular... Sırlar... Yani kadınsal şeyler... Çok yakın dört arkadaşın hayatı, içlerinden birinin ölümüyle tepetaklak oluyor! Peki siz onların hayatına dahil olmaya hazır mısınız? Emin olun, bu hikayede siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız!

 
 
 
 
Bloguma yeni gelenler halihazırda devam eden öykü dizilerimin ikinci sezonlarına belki yabancı kalırlar diye, ben de  sıfırdan bir şey yazmaya karar verdim. Yepyeni. Adı Kadınsal Şeyler. Bu öykü dizisinde üç kız arkadaşın hayatına kulak kabartacağız. Eğlenmeye ve hüzünlenmeye hazır olun! Ama onların başlarından geçenleri okudukça "Bu aynı beni anlatıyor!" diyeceksiniz. Çünkü bu öyküde gerçek hayattan esinlenilmiştir. Birkaç gün sonra Kafa'da başlıyor! Sakın kaçırmayın!
 



Diziler, Filmler... Ne İzlesek?

The Shards 80'ler modası Instagram üstünden pazarlanırken ve insanlar da gönüllü üreticiler olarak 80'ler fotoğraflarını keyifle pa...