"Anne," diye mırıldandı Özgü, annesinin
orada olduğunu fark edince. “Yine onu gördüm.”
“Biliyorum, tatlım,” diye fısıldadı Aycan.
“Artık geçti.”Özgü yana kayıp yorganın altına gelmesi için annesine baktı. Aycan yatağa girince, bir kedi gibi onun kollarına sokulup gerindi. Bir süre öylece kaldılar.
“Öğlen ikide uçağım var.”
Özgü bir anda canlanarak ona döndü,
kabuslarını unutmuştu. “Yoksa sonunda Paris’e mi gidiyoruz?”“Üzgünüm, ben iş için Belçika’ya gidiyorum…”
Özgü’nün yüzü tekrar soldu.
“…ama önümüzdeki hafta sonu için Paris
biletlerimizi aldım.”Özgü çığlık atarak annesine sarıldı. “Nihayet! Kızlar içinde Eyfel’i görmeyen bir ben kalmıştım!”
“Eda ve Duru geçen yaz gittiler, biliyorum, ama Bal ne ara gitti?”
"Yarıyılda."
“Yarıyıl tatilinde mi? Erkek arkadaşıyla
Mısır’a gitmemiş miydi o?”"Eğer ayrılmasaydılar gideceklerdi. Ama Bal çocuğu havaalanında terk edip kuzinleriyle Paris’e gitti. Ayrılıkla ilgili detayları bilmek ister misin?”
“Hiç sanmıyorum,” dedi Aycan gülümseyerek. “Her neyse, ben giyineyim. Sen de giyin hemen. Okula geç kalıyorsun.”
Özgü kocaman gözleriyle onaylayarak gardırobunun başına gitti. İki dakika kırk sekiz saniyelik bir kararsızlığın ardından, kırmızı noktalı beyaz bir gömlek ve sarı bir etek giymeye karar verdi. Biraz far ve ruj sürdü. Güneş gözlüğünü kafasına takarak odadan çıktı. Ozan alt kattaki mutfakta tabletine bakarken bir kase mısır gevreğini aç bir kurt gibi yiyordu. Özgü telaşla yanına koştu.
“Umarım tabağındaki annemin Almanya’dan benim için getirdiği meyveli gevrekten değildir!”
“Anneanne müslilerin senin olsun,” diye cevap verdi Ozan. “Benimki çikolatalı. Ama bu da midemi bulandırdı. Niye sofra kurulmamış? Emine Abla nerede?”
Özgü tam hiçbir fikri olmadığını söyleyecekken Aycan mutfağa girdi. Ozan o gelir gelmez masadan kalktı ve sırt çantasını hemen omzuna astı. Aycan ona bakarak kaşlarını çattı, çantanın içinde ne olduğunu biliyordu.
“Açar mısın?”
Ben artık çocuk değilim, tamam mı?”Özgü merakla onları izliyordu.
“Ama ben hala senin annenim! Çantanı aç.”
"Neyim olduğun umurumda bile değil! Beni
rahat bırak!” Ozan hışımla mutfaktan çıktı. Aycan birkaç saniye duraksadıktan sonra, “Kaseni kaldır!” diye peşinden bağırdı. “Emine Hanım bugün izinli. Gelmeyecek.”
Ozan hızla mutfağa geri döndü ve kasesini lavabonun içine bıraktı. “Oldu mu?”
"Bugün Belçika’ya gidiyorum. Ben yokum diye
eve on ikiden sonra dönülmeyecek Ozan, anlaşıldı mı? Ablana soracağım. Kameralardan
da takipte olacağım.”
“Eve gelmeyeceğim ben. Batularda kalacağım.”
Özgü, evdeki bu boşluktan yararlanarak, akşama küçük bir parti düzenlemeye daha
Ozan kapıdan çıkmadan karar vermişti bile. 





























