5 Ocak 2014 Pazar

VAPURDA MÜZİKLE DİNLENDİK, KARAKÖY'DE DEM'LENDİK


Çok güzel ve sürprizlerle dolu bir pazar günü yaşadım.

Öğle vakti bindiğimiz vapurda ben, annem ve babam yan yana oturduk.

Vapurun hareket etmesine az kala karşımıza üç adam gelip oturdu, ellerinde çalgılarıyla.

Biz üç kişiyiz, onlar üç kişi. Karşılıklı oturuyoruz.

Belli ki sokak müzisyenleri ve şimdi şehrin bir semtinden başka bir semtine gidiyorlar... Ama önümüzde canlı konser verecekleri aklımızın köşesinden geçmemişti.

Derken mandolin ve gitar kılıflarından çıktı, mandolin çalan adam aynı zamanda tuhaf ve anormal ince sesiyle şarkı söylemeye başladı. Bunu hiç beklemeyen bizler de haliyle şaşırdık, hem de hemen önümüzde çalınıp söylenen şarkıyla mutlu olduk.

İkinci şarkıya başladıklarında, hiçbir şey çalmayan üçüncü adam salonu gezip gitar kılıfına para toplamaya başladı. Babam verirken, şaka amaçlı bir istek parçada bulundu. Onlar da bu şakaya güldüler. Ama paraları topladıktan sonra vapurun üst kısmına çıktılar. E bu kadar mıydı yani, diye üzüldüm ben.

Vapurdan indikten sonra, Karaköy'deki Dem'e gittik. Benim ikinci gidişimdi bu, ilkini şu yazımda anlatmıştım. Annemlerin ilk gidişiydi. Öğle olduğu için hiç yer yoktu, akşamüstü tekrar uğradık; dışarıda, kaldırımın en köşesindeki masada yer bulduk. Böylece Dem'in güzel iç dekorasyonunun bir parçası olamasak da Karaköy'ün ıssız sokaklarını izledik. Sohbetimizle de içimizi ısıttık.

Biz menüde Kenya'dan geldiği yazılan siyah çay Milima'dan içtik, bir de iki çeşit cheesecake yedik: Frambuazlı brownie ve bademli. Bu sefer çaydan pek ayrıcalıklı bir tat alamadım, belki de siyah olduğundandır. Ama iki pasta da kesinlikle on numaraydı.

Yeni yılın ve yeni ayın ilk yazısı da böylece gelmiş olsun. Bu yıldan beklediğim somut şeyleri iç sesimden listeleyeyim:

1. On birinci sınıfta yazdığın romanı kitaplaştırma işlemlerini durdur. Hemen "Ters Düz"ün romanını yazmaya başla ve bitir.
2. Bloglar için takipçilerden gelen geri dönüşlere göre haftada iki ya da üç yazı yaz (Bir de keşke daha çok vakit olsa!)
3. Okul dergisine yazmayı da unutma.

("Mert, hep yazıyorsun da derslerin ne alemde?" diye soranlarınıza: Notlarım ve sınavlarım çok iyi arkadaşlar, okul yazmamı ya da yazmam okulumu hiç etkilemiyor. Aksine dengeliyor.)

Bir de soyut şeyler var tabii:

1. Anlayışsız insanlar keşke birazcık anlayışla tanışsa. Ama olmuyorsa da, sen biraz daha anlayışlı olup onların anlayışsızlıklarını alttan alacaksın. Sinirlenmeden, streslenmeden, saygısızlıklarına göz yumarak...
2. Özlediğin kişiler yanımda yokken onların hasretine dayan.
3. Günün birinde yalnız kalma durumuna alış. (Sanırım bu yine bir sonraki yıla ertelenecek!)

Ne dersiniz? Beklentilerimi karşılayabilecek miyim sizce?






5 yorum:

  1. anne babanla zaman geçirmeni sevdim:))güzel
    bence sen çıtayı ayarlamışsın,hedeflerini tutturursun,kesin:))

    YanıtlaSil
  2. kafa dergi selam!! :)

    harika bi başlık ya yazının başlığını çok sevdim haliyle okurken yazıyı da çok sevdim :)

    çay ve pastalar ne tatlı görünüyor ortam şahane. özendim valla vapura atlayıp gidicme şimdi..

    mutlu yıllar :)

    YanıtlaSil
  3. çalgılı gezi de hedeflerin de hoş. güzel kararlar. yalnız kalmaya alış ne demek. ben yurtta veya evde yaşıyosun sanmıştım. yalnız yaşamaktan daha güzel bişi yok kii.
    :)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba
    Güzel Bi Başlık Olmuş :)

    YanıtlaSil
  5. Bence hedeflerini tutturacaksin..ailenle keyifli cay icmeler olsun:)

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!