12 Ocak 2026 Pazartesi

2026. Ve hala blog'larımızdayız.

2026.

Yepyeni bir yıl.

2009'dan beri blog yazdığımı düşünecek olursak, 20. yılıma doğru gidiyorum. Hadi bakalım. 

Buralar bizim sanal günlüklerimiz. Blog'larla başlayıp, sonradan daha pratik olduğu ve daha çok kişiye ulaşma imkanı olduğu için, takip edilme, takipçilerle dolup taşma arzusuyla instagram'a, twitter'a gidenler, blog'larını terk edenler oldu. 

Bizlerse hala buradayız. 

Elbette artık o eski okunmalarımız, yorumlaşmalarımız yok. Çok çok azaldık. 

Ama zaten buradaki birinci amacımızın da yazmak, kaydetmek olduğunu düşünüyorum ben. 

"Fenomen" ya da "influencer" olmak için blog yazan kimse olamaz.

İşte bizler, bu blog yazmayı sevenler olarak, blogspot'lar kapatılana, internet çökene kadar yazılarımızı uzay boşluğuna bırakmaya devam edeceğiz gibi görünüyor. 

Acaba yıllar yıllar sonra, benim şu an odamda, camdan düşen kar tanelerini seyredip çayımı yudumlarken yazdığım bu yazıyı kim okuyacak? Ya da, "aradığınız yazıya ulaşılamıyor" yazısı mı çıkacak ekranlarda?

Blog'larımızın geleceğe kalacağının bir garantisi olmadığını bir kez daha vurgulayayım.

Gmail kapanabilir, Blogspot kapanabilir. Veya kapatılabilir.

X hesabım kapatıldı mesela. 2014'ten beri Twitter'daydım. Bu yıl (pardon, 2025 demem gerek) eylül ayında bir gün hesabıma girdiğimde, profilimin bomboş olduğunu gördüm. "Hesabınız askıya alındı" diye hiç anlam veremediğim bir şey yazıyordu. İtiraz ettim, cevap bile vermediler. 2 ayım bekleyişle geçti. 2 ay sonra, hesap yine bana hiçbir açıklama yapılmadan tamamen kapatıldı. Hiçbir neden, gerekçe yok. Zaten hesapta da kitaplar ve gezi fotoğrafları dışında hiçbir şey paylaşmadığım için, hani başka türlü bir sebebi de olamaz. X tamamen keyfi olarak sayfamı kapatmış. Sonra şikayetvar gibi sitelere baktım, herkes, sıradan vatandaş, bu dertten muzdarip. Neredeyse 10 bin takipçim olan Twitter hesabım birdenbire kapatıldı ve yıllar boyunca yazdığım, biriktirdiğim her şey yok oldu gitti. O yüzden diyorum, bu yazılarımıza da bir gün ulaşamayabiliriz...

Ama o güne kadar buralardayız.

***

Astrolojik öngörüler/tahminler her sene bize umut veriyor, öyle değil mi? Hangi burçsak, "bu yıl bizim yılımız olacak!" diye motive oluyoruz (nedense her burç kazançlı çıkıyor bu işten, hiç negatif bir burç yorumu alan olmuyor, çaktırmayın, maksat herkes mutlu olsun). Umutlanmaya, bir yerinden hayata tutunmaya o kadar ihtiyacımız var ki, burçlardan medet umuyoruz, ne yapalım... Hiç değilse onlar bize genelde hep güzel şeyler söylüyor. 

Geçmiş yılların burç tahminlerini okuyorum. Mesela 2023'te benim burcum hakkında söylenenleri yaşadım mı? Hayır. 2017'de yaşadım mı? Hayır. Yine de fala inanma falsız kalma hesabı, seviyorum burç tahminlerime bakmayı... Burçların genel özelliklerinin gezegen hareketleriyle ilgili olduğu gibi bir gerçeklik de var aslında, ama günlük tahminler falan pek de tutmuyor. Tutacak gibi de değil. Şimdilerde okuduğum, Olga Tokarczuk'un Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde romanındaki Janina karakterinin astrolojiyle ve gökte neler olduğuyla ilgilenmesi de yazıyı yazdığım zamana denk geldi. 

Neyse, 2026 yılı burç tahminlerimi okuyunca bu yıl da yine benim yılım olacak, onu anladım.

Hepimiz, daha doğrusu kalbi iyi niyetlerle, güzelliklerle dolu olanlarımız, güzelliklerle karşılaşalım bu yıl.

Bu çabuk çabuk yazdığım yazı da böylece 2026'nın ilk blog yazısı oluverdi.

instagram.com/ofluoglumert

instagram.com/mertinkitapkulubu

En son çıkan romanımı incelemek için: https://www.remzi.com.tr/kitap/benim-kucuk-saheserim

Kitabı sesli kitap olarak dinlemek için: https://www.storytel.com/benim-kucuk-saheserim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

2026. Ve hala blog'larımızdayız.

2026. Yepyeni bir yıl. 2009'dan beri blog yazdığımı düşünecek olursak, 20. yılıma doğru gidiyorum. Hadi bakalım.  Buralar bizim sanal gü...