3 Ocak 2019 Perşembe

YENİ YILIN İLK YAZISI




Yeni yıl geldi...

Blog'lara bir "yeni yılın ilk yazısı" yazmadan olmaz.

2019'da, blog hayatımın 10. yılına girmiş olacağım.

10 yıl!

Geriye dönüp bakıyorum da, ne çok şey yazmışım...

Bu beni çok mutlu ediyor...

Yine her konudaki fikirlerimle dolduracağım buraları...

Artık Atlas Global'in Glober dergisinde de yazıyorum. Hatta ilk sayım çıktı, basılmış halini dün aldım ben de elime, ona da bir sonraki yazımda değineceğim.

Bu yazıda sizlere başka bir konudan bahsetmek istiyorum.

Geçenlerde mail kutuma bir bülten düştü.

"Alışveriş merkezleri bizi hasa mı ediyor?" diye.

Ediyor tabii, diye yanıt verdim içimden.

Buz gibi İsveç'te 6 ay yaşayıp bir nezle bile olmadan döndüm, biliyorsunuz bunu. 

İsveç'e veda yazısı yazarken aynen şöyle demiştim: "Buraya gelirken "Orası İsveç, illa hasta olurum" diye bavulumu bir sürü ilaçla doldurmuştum, ama ne oldu biliyor musunuz? Bir tanesini bile kullanmadım. Çünkü 5 ay boyunca tek bir kere bile hasta olmadım. Evet, inanması güç: Dünyanın belki en soğuk ülkesine geldim, göllerin nehirlerin aylarca buz tuttuğunu gördüm ama bir nezle bile olmadan dönüyorum. Bunu da son ana kadar söylemedim ki belki hasta olurum diye ama artık geri dönüş günüm geldi çattı o yüzden şimdi rahatlıkla söylüyorum! Demek ki neymiş, hasta olmak soğuk havayla alakalı değilmiş. Bizi yaşadığımız şehirlerin stresi, binaları, gökdelenleri, AVM'leri hasta ediyormuş. Oysa İsveç'te hayat parklarda, ağaçlar arasında, yeşillikler içinde, güler yüzle geçiyor. İnsanlar sokakta birbirlerini selamlıyor. Hasta da olmuyorlar." 

Ama İstanbul’da her kış hastayım.

Herkes hasta!

Öyle belli bir adı da yok hastalığımızın.

Burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı, öksürük, kulak tıkanıklığı...

Kısacası nezle-grip...

Tüm bunların suçlusuysa kapalı ve havasız alanlar!


Başlı başına bir işkence olan metrobüsler... Otobüsler... Havasız, sıkış tıkış toplu taşımalar... 

Öyle veya böyle yolumuzun düştüğü alışveriş merkezleri de aynı şekilde...

Pek çok yerde havalandırma sistemleri doğru düzgün çalışmıyor bile... 

Çalışanları da, temizlenmediği için oralarda yaşayan mikroplar nedeniyle, yarardan çok zarar getiriyor... 

İmkan olsa, toplu taşımaya binmeyeceğim!

Ama bir şekilde, onlara mecbur kalabiliyoruz. 

O sevmediğimiz, nefret ettiğimiz metrobüsü kullanmak zorunda kalabiliyoruz yani...

Oraya binen bir kişi bile hasta olsa, o sıkışıklıkta ve havasızlıkta anında yayılıyor. 

Üstelik ucuz da değil toplu taşıma. 

Hani ucuz olsa, uygun fiyatlı olsa, yine çekilir dert deyip bineceğiz...

Ama pahalı da...

Örneğin ilk binişte 2.60 TL basıyorsunuz. İstanbul'da bir yere tek vasıtayla gidilebildiği nerede görülmüş.

İkinci aktarmanızda da 1.85 TL alıyor sizden.

Etti 4.45 TL.

E bunun dönüşü de var. Günün sonunda, en iyi ihtimalle 9-10 lira çıkmış oluyor cebinizden.

Ben bu yeni yıla biraz hasta girdim...

Hala hastayım, düzelemedim.

Bunun sorumlusu da toplu taşımalardan, havasız ortamlardan başka bir şey değil! 

Bu sefer de böyle bir "yeni yılın ilk yazısı" olsun işte... 

instagram: @ofluoglumert

twitter: @ofluoglumert

facebook: @ofluoglumert

9 yorum:

  1. bende gripten çok fena muzdaribim :((((

    YanıtlaSil
  2. İlk yazınız İstanbul ve kışa sitem olmuş. İstanbul konusunda haklısınız ama kış güzeldir.

    YanıtlaSil
  3. Inşallah herşey gönlünce olur mutlu yillar

    YanıtlaSil
  4. Nefes alacak yer kalmayınca büyük şehirlerde kolay hastalanıyor insan...

    YanıtlaSil
  5. Ben de gribim, kulağım tıkalı, keyfimi kaçırıyor doğal olarak

    YanıtlaSil
  6. Asya toplumları gibi kapalı ve açık mekanlarda bez maskelerle gezebilirsiniz. Ağız ve burnu örten maskelerin çeşitli desenlerde alternatifleri var. İsveç'te hastalığa maruz kalmadan dönme azminiz takdire şayan.

    YanıtlaSil
  7. ah çok doğru evet büyük şehir hasta ediyor ama napcan işte iş ve hareket de burda. işallah daha uzun yıllar burada olursun :)

    YanıtlaSil
  8. Herkesin özel araç almasına kızıyorlar ama imkan bulduğum ilk anda alacağım. Cidden toplu taşımalardan tiksiniyorum. Hele o tutunma yerleri... geçen gün yanımdaki adam elleriyle bütün yüzünü sıvazlayıp tutundu, tutunduğu yerin halini gördüğümden beri bir daha asla tutunmadım o demirlere. Düşme pahasına tutunmadan gidiyorum metroda. Ama otobüste, metrobüste tutunmamak mümkün değil bazen.. :(

    YanıtlaSil
  9. Soğuk mikrobu kırar der büyüklerimiz. İsveç yaşam şekliyle, disipliniyle hayran bırakır her gittiğimde. Biz en çok da selamlaşmayı kaybettik.

    YanıtlaSil

Gmail hesabı olmayanlar, anonim seçeneği ile yorum yapabilir... Yorumlarınız için çok teşekkür ederim!