Farkında mısınız, son zamanlarda her şeyde bir "ederinden fazla" fiyat alma fırsatçılığı çıktı? AVM restoranlarında asla o kadar etmeyecek olan sıradan yemeklere 300-400 lira ödüyor, mağazalarda asla o kadar etmeyecek olan giysilere 3 bin, 4 bin lira veriyoruz. Ayakkabılar 5 bin lira. En son bir sırt çantası aldım, 3 bin 100 lira. İpin ucu kaçtı. Tutabilen yok. Bir simit şu an 15 lira ama 50 lira da deseler sorgulamadan alacak noktaya geldik. (Zaten bazı fırınlar kafasına göre 18, 20 liradan da satmaya başladı simidi.)
Bugünlerde malum, Contemporary İstanbul sergisi ile ilgili belirlenen giriş ücreti tartışılıyor. İzzet Çapa "Bu paraya sergi mi olur arkadaş" diye tepki gösterdi. Fazıl Say da ona cevap verdi filan. Ben de fiyatı aşırı bulanlardanım. Öğrenciye 850 liraya bilet satmak nedir?! Öğrenci değilsen de 1250 lira. Ne oluyoruz yahu, sergi bu, sergi! Yapın şunu 200-300, hadi bilemedin 400 lira, herkes gidip gezebilsin.
Bu arada, Kylie Minogue'un Tension 2025 dünya turu biletlerine bakıyorum da, 99 dolara bile konser bileti var. Yani İngiltere gibi pahalı bir ülkede bile 3.400 liraya böyle bir konser izleyebilirsiniz (arkalardan da olsa). İstanbul'da bir sergiye 1250 lira vereceğim parayı saklayıp böyle bir konsere gitmeyi tercih ederdim. Tabii ki bu dünya turunda Minogue Türkiye'ye uğramıyor (ve bu hiç şaşırtıcı değil). Eskiden ne güzelmiş, tüm dünya starları konserlerinde İstanbul'a gelirlermiş (-miş diyorum çünkü gittiğim tek bir tanesi bile olmadı benim). Mesela Lana Del Rey'i filan İstanbul'da izlemek ne güzel olurdu doğrusu. Ek olarak, Güldür Güldür Show'un bilet fiyatlarının 1925 liradan başladığını da (evet, yanlış duymadınız) tarihe not düşmek isterim. (Ama hadi yine bir sergidense bir tiyatroya/şova o para verilebilir.)
Kylie demişken, Can't Get You Out of My Head yıldızının Tension II albümü geçtiğimiz günlerde çıktı. Minogue, 2020'nin sonuna doğru çıkardığı Disco albümü ile müzikal olarak disco ve dance-pop sularında gezinmiş, beni de dinleyici kitlesi arasına o albümle katmıştı. Akabinde 2023 yılında çıkardığı Tension albümü ile sound olarak yine beni benden almıştı ve albüme adını veren Tension şarkısını belki bir yıl içinde belki bin kez dinlemişimdir (az değil bence). Padam Padam çok ses getirdi filan. Kylie de bu ilgiden memnun kalmış olacak ki, Tension dönemini bitirmeyerek albümün devamını çıkardı (bizde de Hande Yener yapar böyle devamı olan albümleri). Lights Camera Action, Good As Gone, Taboo ve Kiss Bang Bang ilk etapta dikkatimi çeken şarkılardan oldu. Öyle çok iyi değil, ortalama düzeyde şarkılar ama pop olarak dinlerseniz fena da değiller hani.
Ve son olarak...
"Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz!"
Atatürk'ümüzü saygıyla anıyoruz, arıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun!
Ben 70'lerde mi yaşamalıydım acaba? O dönemin disko müziklerine bayılıyorum. Chic'in 78 tarihli C'est Chic ve 79 tarihli Risqué albümü muhteşem. I Want Your Love ve My Forbidden Lover parçaları haftalardır dilimden düşmüyor. Albüm kapakları da şahane! Retro bir insanım... Herkese iyi pazarlar...
HANDE YENER CARPE DİEM İLE KENDİ ÇITASINI ÇOK YUKARIYA ÇIKARDI;
ŞARKILARINDA YALNIZCA SEVGİLİYE DEĞİL, EVRENE VE UZAY BOŞLUĞUNA DA MESAJLAR YOLLUYOR
Hande Yener’in kemik dinleyici kitlesi ile ilgili
gözlemlediğim şöyle bir şey var: Hepsi, Hande Yener’in daha iyi, hak ettiği
yerlere gelebilmesini neredeyse Hande Yener’den bile daha çok istiyor! Bunu
olumlu bir yorum olarak söylüyorum, çünkü dinleyicilerine bu hissi verebilmek
her sanatçının yapabileceği bir şey değildir. Hande Yener’in sesi çok güzel,
pop da söylese, elektronik de söylese, daha alternatif tarzları da denese ona
çok yakışıyor. Çok duru, su damlası gibi bir sesi var. Hal böyle olunca sevenleri
de onu daha iyi yerlerde görmek istiyor. Zaten gayet iyi bir yerde Hande Yener,
hatta bazı yorumcular “Ajda Pekkan’ın boşluğunu bir tek o doldurabilir”
yorumları yapıyor. Açıkçası, Hande’nin nev-i şahsına münhasır bir ses ve duruşu
olduğu fikrindeyim. Romeo’yu da, Biraz Özgürlük’ü de o söyledi sonuçta. Nasıl
Delirdim dedi. Sonra Sopa ile "Her günahın bir bedeli var bunu zaten ödedim /
Her delinin bir sebebi var bunu zaten söyledim" dedi. Hande Yener’in bütün bir
yolculuğu, aradaki birkaç kötü şarkıyı saymazsak, özgün bir hikayenin devamı
aslında. Onu ne hiçbir alakasının olmadığı Demet Akalın’la ne de başka bir
sanatçıyla aynı cümle içinde geçirme taraftarı değilim. Hande’nin sesi, sound’u
ve yaptığı tüm albümler kendine özgü, başka da kimsede olmayan bir
orijinallikte.
20. yıl albümü Carpe Diem’in iki part’a böldüğü ilk albümünü
yayınladığı 2 Ekim gününü nasıl bir heyecanla beklediğimi ben biliyorum...
Şarkılar o kadar güzel ki, daha şimdiden albümün ikinci part’ı için inanılmaz
bir açgözlülük içindeyim! Keşke o kısmı da hemen yayınlasa istiyorum. Ama bu
ikinci kısmın 2021’den önce gelmeyeceği aşikar, gelmemeli de: Carpe Diem’deki
her bir şarkı öyle kıymetli ki, hak ettikleri değeri ve kliplendirmeleri
görmeleri için bir süre dinleyici nezdinde dinlenip demlenmesi gerekiyor.
Ancak, Carpe Diem’in devam albümü çıktığında, bu iki albümdeki şarkılara
kesinlikle ama kesinlikle bir remix albümü gelmeli. Şarkıların farklı
versiyonlarını dinlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.
2016'da, "Ben bu Hande Yener'i çok özledim" başlıklı bir yazı yazmış, "Hande Yener Apayrı, Nasıl Delirdim, Hipnoz ve Hayrola albümleriyle bir zamanlar çıtayı öyle bir yükseğe koydu ki, şu an kendisi bile o noktaya ulaşamıyor" demiştim. Sonra 2017'de, "Bu yazın en iyi albümü Hande Yener'den geldi. Çünkü..." yazımla yeni durumu değerlendirmiş, Hande Yener'in o özlediğim/özlenen günlerdeki sound'larına geri döndüğünü, 2006'daki Apayrı ruhunu 2017'ye taşıdığını yazmıştım. Sahiden de, bugünkü Carpe Diem'de de yaptığı gibi, Apayrı dönemindeki gibi özgün sound'lar
yapacağının sinyalini aslında Hepsi Hit Vol. 2'deki şarkılarında vermişti Hande Yener. Carpe Diem’de, o çıtayı yukarıya çıkardı, şimdi albümün ikinci part’ı için
beklentiler çok daha yüksek. En az Carpe Diem kadar iyi olsa bile Hande Yener
geriye Apayrı gibi zamansız bir albüm daha bırakmış olacak.
Şarkıların istisnasız HEPSİNİ çok sevdim ve hiçbirini sıraya
koyamıyorum. Ama yine de kendimi zorlayarak şöyle bir sıralama yapabildim:
1 – Melekler & Şeytanlar: "Yetmiyorsa kalır dünde /
İstemiyorum hiçbir şey için üzülmek de / Hiç kimse için değişmek / İstemiyorum
yarınları düşünmek de"
2 – Aşk Sandım: "Her gün her gün dönüştüğün / Bir başkası
var geceyi bölüştüğüm / Bendim aşkın olmadığı devirde, aşk sandığım biriyle /
Dev gemiler batırdım, hepsi derinde"
4 – Başka Dudaklar: "Sessizce saklanan o duygularda / Çok
konuşulmayan o arzularda / Bu defa değiştim ayarladım / Kalbimle ortak
kararlarım / Boza boza en kesin kuralları / Öpüyorum başka dudakları"
Hande Yener'in koronavirüs olmasaydı yaz başı çıkması planlanan 20. yıl albümü Carpe Diem nihayet çıktı.
Koronanın bitecek gibi olmadığını gören Hande, 10 şarkılık albümü yayınlayarak ne iyi yaptı.
Albüm Aşk Sandım, Bulut, Senden Çok, Aşk Elinde, Başka Dudaklar, Boşuna, Carpe Diem (Anı Yaşa), Melekler ve Şeytanlar, Kaç ve Yolcu şarkılarından oluşuyor.
2 Ekim 2020 olur olmaz yayınlanan albümü sabahtan beri dinliyorum.
Sound'lar, altyapılar, müzikalite muazzam.
2006'daki Apayrı çıtasını çok daha yukarıya taşıyan nefis bir albüm: Cüretkar, yenilikçi ve sanatsal.
Herkes, ön yargılarını bir kenara bırakarak, 2020'nin bu en güzel albümünü dinlemeli. Albüm gerçekten alternatif ve çok Avrupai!
2020'nin gelişiyle birlikte, dile kolay, bir on yılı geride bırakırken yeni bir on yıla başladık. "Pop müzik öldü, şimdi rap müziğin zamanı" cümleleri ve pop müzik öldü mü kaldı mı tartışmaları süredursun, aslında çok eski değil, 2010'lu yıllarda pop müziğin çok güzel örneklerini dinledik... Bazısı hit olmuş, bazısı o kadar gündem olmasa da kaliteli müzik adına sanatçıların diskografisinde önemli bir yer edinmiş şarkılardan oluşan albümleri, tabii ki kendi beğenime göre şöyle bir hatırlamak istedim. Bu derlemeyi yaparken, adeta nostaljik bir zaman yolculuğuna çıktım ve şimdi sanki milattan öncesine aitmiş gibi gelen bu albümleri tekrar tekrar dinledim.
Bu yazı, uzun bir zamandır taslak olarak blog'umun yayımlanmamış yazılar kısmında bekliyordu. Sürekli "aman bir şeyi gözden kaçırmayayım" diyerek düzeltiler, eklemeler yapa yapa, yazı uzadıkça uzadı ve sıkıcı bir
ansiklopedik bilgi halini aldı. Böylece o yazımı sildim ve çok kısa-öz bir
şekilde, kendimce ciddi kriterlerden geçirerek, pek çok şarkıcının ismini
eledim. Ve albümleri uzun uzun yorumlamaktan da (içim ağlaya ağlaya) vazgeçtim. 2010-2020 yılı arasında çok iyi albümler çıktı; ama sadece bu yazacaklarım
değil, benim de sevdiğim daha bir sürü albümü bu yazıya al(a)madım. Ama gerçekten,
hala ve hala tekrar tekrar dinlediğim albümleri bu yazıya almalıydım ve öyle de
yaptım. Bunu yaparken, çıkış tarihlerine göre kronolojik sırayla ele aldım
albümleri. Hepsine yüksek not vermiş gibi görünüyor, çünkü yazıyı zaten bende iz bırakan albümleri ele alarak kısalttığım için geriye onlar
kaldı. Böylesi sizler için de daha kolay okunabilir oldu diye düşünüyorum.
Bu arada bu yazıyı yazdıkça, acaba o albüm hakkında zamanında blog'umda ne yazmışım diye arşivde kaybolduğumu, yazıda yer alan albümlerin meğer pek çoğu hakkında uzun uzun yazdığımı fark ettim. Malum, Eylül 2009’da açtığım ve o günden beri
dur durak bilmeksizin yazdığım blog'um 10 yaşını geçeli çok oldu ve meğer koca
bir on yıla tanıklık etmiş. Dediğim gibi, her albümü uzun uzun yazmıştım. Hele en favorilerimden olan Funda Arar, Göksel, Hande Yener, Betül Demir ve Gülşen'i o kadar uzun yazmışım ki, başlı başına bir yazı bile olabilirler
diyerek onları başka yazılara saklamaya karar verdim. Albümleri kronolojik olarak, albümdeki şarkıları da albümdeki sıralarıyla belirttim. Buyurunuz efendim. Okudukça, "Aaa, hakikaten bu şarkı vardı, bir ara ne dinlerdim ben ya" diyeceğinizin garantisini bile verebilirim. Yazıyı okurken arka fonda Youtube'dan açmak serbest.
Candan
Erçetin - Kırık Kalpler Durağında (16 Aralık 2009) 10/10
Kırık Kalpler Durağında, Git, Kader, Unutama Beni,
Vallahi, Yalvaramam, Gözler, Türkü, Vay Halime, Unutursun, Bahar, Kimin
Doğrusu, Özür Dilerim, Nedense Sustum, Ben Kimim, Ninni. "Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler, anlatılmaz ama oradadır bütün dertler... Kimini yakıp geçen aşklar incitmiş, kimini yanlış kararlar yıkıp geçmiş, kimine yakın dostu ihanet etmiş, kimi hayatın sillesini yemiş."
Gülşen
- Önsöz (22 Aralık 2009) 10/10
Bi An Gel, İade, Tamamen Yanılsama, Önsöz,
Ezberbozan, Bir Taraf Seç, Uyan Da Gidelim, Arkadaş Kalalım, Hükmen Mağlup, Yukarıdan
Ayarlı, Dillere Düşeceğiz Seninle. "Çekip
sağa inmesini de bilirim icabında, sen olacağına bak / Sen haklı çık da
didişmelerden, gocunmam alkışlarım şak şak! / Aç biilaç dönmesini de bilirim
icabında, sen olacağına bak / Sabahlar olmaz sevişmelerden, gönlünü alıveririm
şipşak!"
Hande
Yener - Hande’ye Neler Oluyor? (1 Nisan 2010) 10/10
Yasak Aşk, Sopa, Bodrum, Çöp, Bi Gideni mi Var, Kal
Kal, Boşa Ağlayan Kız, Kalpsiz, Neden Ayrıldık, Ben Kimim, Böyle Olacak."Her
günahın bedeli var, bunu zaten ödedim / Her delinin sebebi var, bunu zaten
söyledim"
Sertab
Erener - Rengârenk (7 Haziran 2010) 10/10
Rengarenk, Bir Varmışım Bir Yokmuşum, Koparılan
Çiçekler, Asla, Bir Damla Gözlerimde, İkimiz Bir Fidanın, Bir Çaresi Bulunur,
Avare, İstanbul, Ego, Bu Böyle, Ayrılık ve Biz, Açık Adres.
Nadide
- Nadide’s (12 Temmuz 2010) 9/10
Olmadı Gitti, Kara Kara, İki Kanlı, Sorumlusun, Hatırlanmıyor. "Aşkım her şeyden
büyüktür, her yer bana dar / Kimileri kabullenemez, gizli bir benliğim var"
Tarkan
- Adımı Kalbine Yaz (28 Temmuz 2010) 10/10
Sevdanın Son Vuruşu, Acımayacak, İşim Olmaz, Kayıp, Öp, Adımı Kalbine Yaz,
Sen Çoktan Gitmişsin, Usta-Çırak.
Yonca Lodi - Milat (7 Kasım 2010) 9.5/10
Düştüysek Kalkarız, Tavan Arası, Milat, Tenden Tene, Mum Lekesi, Emanet, Yalan Gibi, Yeter, Haksızlık Değil Mi, Gölgelerime Işık Tut. "Böyle bir acıya yürek nasıl dayanır, nasıl alışır bilmem / Biliyorum senin de aklın hep bende, nasıl dersin gelmem"
Sıla - Konuşmadığımız Şeyler Var (24 Kasım 2010) 10/10
Öndeyiş, Acısa da Öldürmez, Kafa, Oluruna Bırak, Boş Yere, Gol, Boşver, Tam da Bugün, Cam, Kafoz, Zamanında, Vur Kadehi Ustam.
Can
Bonomo - Meczup (19 Ocak 2011) 8/10
Bana Bir Saz Verin, Balon, Öptüm, Hep Bi’
Derdi Olur, Ayıl, Sebebi Var, Şaşkın, Ben Yağmurum, Süper, Meczup, Daha Sıcak
Daha Dumanlı.
Yıldız
Tilbe - Hastayım Sana (Şubat 2011) 9.5/10
Bu Evde Sen’le, Hastayım Sana, Bir Daha Dokunma, Sen Gelince, Ayrılamam, Sevgilim Benim (Seni
Düşüneceğim), Yalanlar, Sende Kalsınlar, Hiç Kimse Değilim, Ne Var, Habersizim
Zannetme.
Deniz
Seki - Sözyaşlarım (9 Şubat 2011) 8.5/10
Suya Hapsettim, Herkes
Kendi Yolunda, Aşk Müzikali, Hayallerim Hayal Oldu, Soyadımı Sen Yaz, Uyan, Soysuz Şövalyeler, Kork Benden Bundan Sonra, Bugünlerde, Bitti. “Adı aşk denen bu müzikali
hem sen oynadın hem ben oynadım, ama alkış almıyor"
Funda
Arar - Aşkın Masum Çocukları(10 Şubat 2011) 10/10
Sen ve
Ben, Aşkın Masum Çocukları, İkimiz, Piyango, Erite Erite, Anmam Adını, Herkes
Gibisin, Aşkın Bana Değdi Değeli, Gül Döşek, Gerekçe, Sevdiklerim, İki Sevda
İki Hata, Aşkın Bana Değdi Değeli.
Atiye
- Budur (24 Mart 2011) 8/10
Budur, Güzelim, Baba, Yalnızca Üzmek İçin,
Ahmet, Asla, Yoksun, Batum Türküsü, Hali Hali Hal. "Sabahın körü oldu ortalarda yoksun, tenimi bıraktın nefesinden yoksun."
Sibel
Can – Seyyah (5 Nisan 2011) 9.5/10
Yok Yok, Hançer,
Arası Yok Mu, Beyaz Sayfa, Suistimal, Son Vapur, Sebep, Ne Olursun, Mucize, Bize Üzüldüm, Eloğlu, Hançer. “Telaşlı halinden kurt düştü aklıma, garanti başka bir el dolaştı saçlarında”
Hadise
- Aşk Kaç Beden Giyer? (12 Nisan 2011) 9/10
Burjuva, Mesajımı Almıştır O, Aşk Kaç
Beden Giyer, Kalbine Yalan Bulma, Melek, Yetenek, Superman, Macera, Harakiri. “Denenmişi denemek yok, hiç olmadı kitabımda, olduramazsın / Nasıl bir
düşmek bu böyle gözden, Superman olsan toplayamazsın!”
Betül
Demir - Mıknatıs (19 Mayıs 2011) 10/10
Hop Dedik, Mıknatıs, Beni Mazur Gör, Ya-Ya, Herkes Haklı, Küfür,
Üşüdüm, Yola Devam, 14 Şubat, İlaç, Bir Ara. “Ve ben artık kendi yolumu seçtim, içine koydum aşkı, zehir içtim /
Kanatsa da dilin acı damarı, yara almaya her daim müsaitim ... İster doğru yolda gönül, ister
yanılır / Hasta düşürse de aşk, tenin ilaç sayılır” ve “İnsanlar konuşurken kaderler gülüşürmüş / Bazen kurban katiliyle suçu bölüşürmüş” diye başladığı ve “Al götür beni, ister yere ister göğe ser / Ört üzerimi seni, nefesini nefesime ver / Hiç ayırma gözünü gözümden, gece kan ter / Bana en kendin olduğun halini göster”
Bengü
- Dört Dörtlük (9 Haziran 2011) 8/10
Aşkım, Kalbi Olan Ağlıyor, Saat 03.00, Cesaret, Kalbim Affetsin, Kadar, Son
Nokta, Dört Dörtlük, Veda, Çetele.
Gülşen
- Yeni Biri (29 Nisan 2011) 10/10
Yeni Biri. “Sen ne dersen de artık, ne önemi var? / Kırık kalbimin de bir bildiği
var. / Bi’ meleksin diyor, yeni biri var.”
Gülben
Ergen - Hayat Bi’ Gün (2011) 8/10
Yarı Çıplak, Maksuscuktan, Dünyaları Versem, Vıdı Vıdı, Yok Acelem,
Şıkır Şıkır, Tesadüf, Masal Olalım.
Gülşen
- Sözde Ayrılık (28 Temmuz 2011) 10/10
Sözde Ayrılık. "Taklitlerimden sakındın mı yokluğumda? / Onlar hep aslını yaşatır,
aptal olma!”
Ziynet
Sali - Sonsuz Ol (2 Nisan 2012) 10/10
Alışkın
Değiliz, Ruh İkizim, Dün Gece, Deli, Favori Aşkım,Yine Geceler, Yanabiliriz, Vakit Tamam, Her Şey Güzel Olacak, Yenilik Var, İstanbul, Senden Sonra, Senin Olsun şarkılarından oluşuyor. “Yakar
gemileri içimdeki deli / Miadını doldurdun da dank etmedi, di mi?” ve “Yanımdaki başka biri, içimdeki başka!”
İzel - Aşk En Büyüktür Her Zaman (9 Nisan 2012) 10/10
Amerika, Drakula, İyi ki Doğdun, Düşer O, Oh Olsun, Solmuş Gül Kasabası, Rezil, Hicran, İmdat, Yaz Geldi, Göz Göre Göre, İlk Yala. "Yatağını özler, dayanamaz döner o / Aşk gözünü bürür, sonra erir o / Belki bir rüzgar götürebilir onu, olsun, düşer o", "Sen artık kendi kendinle, küçük tercihinle / Sevişip durursun, beni zor bulursun" ve "Hoşçakal dedim ama boşta kal diye bir dilek tuttum / Sen köşelerde yalnız bitap düştün, yoruldun / Oh olsun"
Göksel
- Bende Bi’ Aşk Var (18 Ocak 2012) 10/10
Acıyor, Aşkın Yalanmış, Rüzgar, Uzaktan, Aşk Bitti, Unuttun Mu Sahi, Sarhoş, Gidemiyorum, Yalnız Kuş, Yarım Kalan Şarkı. "Delisin senin kadar ben de deliyim / İpin ucuna sürüklersin beni
gelirim”ve "Öyle uzaktan uzaktan, hiç konuşmadan / Nasıl da bağladın beni? / Hani bi' geldin bi' kayboldun, esrarlı mağrurdun / Aklıma sardım seni"
Funda
Arar - Sessiz Sinema (2 Mayıs 2012) 10/10
Sessiz Sinema, Şarap Mevsimi, Var Mısın, Pişmanım,
Yazık, Geciken Gözyaşı, Yok Yok, Yoksun, Hayat Arkadaşı, Leblebi. "Sessiz sinema, aşk ile prova / Sor anlat bana / Bilemediğim her film için, bir öpücük / Omzuna, boynuna yar" ve “Aşktan
emekli olunur mu, yaş haddinden ya da malulen / Kıdemli aşklar ölümsüz mü ya da
biz eskidik mecburen”
Nadide
- Hayat Aşktan Yana (4 Mayıs 2012) 8/10
Taşındım Yüreğinden,
İçimin İstanbul Yanı, Beni Sordu mu, Kafi Zulmün, Kimsesiz Biri, Dön Bana,
Sensiz Yaşar Mıyım, Aşk Beni de Al, Öyle Sevdik Biz.
Murat
Dalkılıç – Bir Güzellik Yap (12 Mayıs 2012) 8.5/10
Teslim Oldum, Bir Güzellik Yap, Yalancısın, Lüzumsuz Savaş, Bir Hayli,
Yudum Yudum, Yalan Dünya, Neyleyim İstanbul’u, Kader, Canına Yandığım.
Can
Bonomo - Aşktan ve Gariplikten (8 Aralık 2012) 7.5/10
Başkan, Maşrapa,
Basması Pembe, Defol, İyi ki Doğdun, Abla, Derda, Min El-Aşk ve Min El-Garaib,
Olmaz Sensiz, Ali Baba, Son, Haberler İyi Paşam, Veysel.
Burcu
Güneş - Gül Kokusu (12 Şubat 2013) 8/10
Gül Kokusu, Sen Kaybı, Unutma Beni Çiçekleri, Bir
Lokma Sevda, Aşk Gribi, Bir Sevgi İstiyorum, Oflaya Oflaya, Geçer, Hasret
Kaldım, Yasaklı Kitaplar Gibi, Zarar. Gülşen - Beni Durdursan mı (20 Şubat 2013) 10/10
Yatcaz Kalkcaz Ordayım, Kardan Adam, Saklandım İzlerinde, Kendine Müslüman, Yalanlar Çok Güzel, Irgalamaz Beni, Aşk Cinayet Sever, Acısı Bile Bal, Seyre Dursun Aşk, Ne Düşünürsen O Olur. "Bi' açıldım, bi' kapandım / Bi' üzüldüm, bi' de güldüm, hahayt! / Eserekli durumumdan mütevellit ruh halim berbat! / Dile kolay ama zor, hasretini bana sor / Bu nasıl bir geri sayım yerinde sayıyor her gün / Bineyim arabaya, bir varayım oraya / 300 bin yıl gibi geliyor bana şu son 3 gün / Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz / Hooop ordayım!"
Sertab
Erener – Sade (12 Nisan 2013) 8.5/10
Dönmüyorsun, İyileşiyorum,
Öyle de Güzel, Cumartesi Pazar, Çocuktuk Bir Zamanlar, Söz, Sade, Oyna,
Karalama Defteri, Acıtır, Sus. “Umurumda değil iyi ki bitti, omuzlarımdan koca bir yük gitti”
Atiye
- Soygun Var (16 Mayıs 2013) 8/10
Uyan Da Gel, Durma, Soygun Var, Senin Modan Asla
Geçmez, 1 Hain, Ya Habibi, Bonkör Dünya, Seviyorum, Korkma, Sor.
Ziynet
Sali - No 6 (31 Temmuz 2015) 8/10
Dağınık Yatak, Belli, Çeyrek Gönül, Diken, Mevsimsizim,
Kırk Yılda Bir, Bi’ Büyük Devirdik, Geldim Oyununa, Başrol, Adeta Müebbet,
Bugün Adım Leyla.
Ayşe
Hatun Önal - Selam Dengesiz (17 Şubat 2017) 9/10
Dengesiz, Beyaz Atletli, Olay, Dur Dünyam, Devran,
Sirenler, Cehennem, Güm Güm, Çak Bir Selam, Şeytan Tüyü. "İçi dışı bir olanı kayıp, ara da bul / Yılanın yalanı sonu fizana dokunur / Yani kalbi çıkarı olursa atar kaçar, dengesiz! / Orada bir dur / İçin için bi' seveni hadi ara da bul / Yalanı dolanı sonu sana yazık olur / Yani sevgi çıkarı kadardı, atarlı atar!"
Hande Yener - Hepsi Hit. Vol. 2 (21 Haziran 2017) 10/10
Alev Alev, Bakıcaz, Patates, Sana Bir Şey Olmaz, Vay, Benden Sonra, Ben En Çok, Leyla, Faili Meçhul, Şükür, Misafir. "Kalp kırılır korkma, yapıştırıcısı da zaman ... Git! / Ve de oradan bana bir mektup yolla / Üstünde bir kalple ya da sadece pulla / Aynıysa tabii adresim, değişmediyse yerim / Bakıcaz artık... Bakıcaz artık..." ve "Hava mı soğudu yoksa yine / Kalbin buz kesti de ben dondum / Üşüdüm diyorum dinlesene / Sar tenini tenime, yoksa mahvoldum" Görüldüğü üzere 2010, 2011 ve 2012 yılları Türk pop müziği açısından oldukça verimli geçmiş. 2015'ten sonra biraz duraklama olmuş. 2017'ye geldiğimizde artık öyle çok etkileyici albümler çıkmamış; daha doğrusu sektör şartları nedeniyle pek albüm çıkmamaya, daha çok single'lar çıkmaya başlamış. Tekrar belirtiyorum; bu albümler benim favori albümlerimdendi. Elbette yazamadığım birkaç favori albümüm daha var ama en çok dinlediklerimi, hala ara ara açıp dinlediklerimi yazmak istedim. Pop müzik öldü mü kaldı mı tartışmalarına gelince... Belki bir duraksama döneminde olduğu söylenebilir ama asla iddialı konuşmamak gerek. Pop'a hiçbir şey olmaz. Sound'lar biraz daha toparlandıkça ve vakti zamanında, ta 2007'li yıllarda Hande Yener'in yaptığı gibi oldukça pop'a hiçbir şey olmaz. Bu yazıda da gördüğünüz gibi, çok değerli pop müzik şarkıcılarımız var. Bu arada birçoğu da yeni albümler veya single'lar çıkarıyor/çıkarmak üzere, onlar da başka yazıların konusu olsun o zaman.
80'lerde yaptığı çıkışla gönüllere taht kuran Sade'yi hep çok sevmişimdir, ama şu son zamanlarda yeniden ve iyice bir takıldım geçmişten günümüze dek yaptığı albümlere... Aslında, doğal olarak, Sade'yi sonradan keşfettim ben, çünkü ilk çıktığı zamanlarda haliyle ben yoktum. Ama Smooth Operator'u yazları duyduğumu hatırlar gibiyim. Şimdi bu smooth caz, soul ve R&B kraliçesinin, yaşayan efsanenin en çok sevdiğim 4 albümünden seçtiğim şarkılara bakalım. Diamond Life (1984)
Sade’nin Diamond Life albümü, sanki bir yaz
akşamüstü esen meltem gibi saçınızı okşayan zarif ve naif şarkılardan oluşuyor... Öyle fırıl fırıl, öyle
ferah… Tam dinleyip dinleyip salınmalık... Bu albüm, sonraki dönemlerde göreceğimiz ve dinleyeceğimiz Sade'ye dair birçok ipucu da barındırıyor. Karşımızda klas, şık ve kaliteli çizgisini hiç bozmayacak bir şarkıcı olduğunu daha ilk andan itibaren anlıyoruz. Smooth Operator bir dönemler tatil beldelerinde, nezih ve şık caz
restoranlarından yükselirdi… İlla bir yerlerden duymuşsunuzdur bu şarkıyı. Ne güzel bir smooth caz şarkısıdır! Eski şarkılar daha mı güzeldi? Şimdi yok sanki o
tatta işler… Ya da eskidi diye mi özlemle anan bizleriz? Sade’nin bu zamana kadar ıskaladığı hiçbir şarkı
yok. Her şarkısı muazzam. Smooth Operator, Your Love is King, Hang on to Your
Love ve bonus olarak da Cherry Pie, benim Diamond Life’teki favorilerim. Hang on to Your Love'ı adeta bir Michael Jackson dinler gibi dinliyoruz. Caz, soul, R&B ve alternatif sevenler Sade'nin bu ilk albümünü kesinlikle keşfetmeli.
Love Deluxe (1992)
Love Deluxe de başlı başına bir efsane… Muazzam bir slow olan No Ordinary
Love klibinde girdiği deniz kızı hali, bugünün kliplerine taş çıkartıyor desek
abartmış olmayız. Sade'nin klipleri gerçekten her zaman geçerli klipler oluyor, sanki daha dün çekilmiş gibi hala yeni duran bir klip bu da. Feel No Pain, Cherish the Day ve Pearls albümün diğer
kıymetlilerinden. Cherish the Day'i canlı söylediği konser videosu internette haklı olarak büyük ilgi görüyor. Pearls'te de "Hallelujah" diye haykırdığı kısım çok iyi. Love Deluxe Sade'nin en iyi ve önemli albümlerinden biri hiç şüphesiz. Aşağıya No Ordinary Love'ı bırakıyorum. Hem dinleyin hem izleyin. Bir benzeri daha görülmedi. Ama bu tatta şarkıları tekrara düşmeden yine Sade yaptı. Şu şarkıyı dinleyip de kalbi titremeyen var mıdır?
Lovers Rock (2000)
Lovers Rock'ta favorilerim By Your Side ve King of Sorrow, ikisi de muazzamdır! İki şarkıda da R&B ve soul sularında yüzüyor Sade. King of Sorrow muhteşem... By Your Side'ın klibi de öyle. Kararsız kaldım, aşağıya King of Sorrow'ı bırakıyorum. Ama kalın yazdığım her şarkıyı bulup dinleyin zaten. Bir de bu albüm kapağında, alakasız bir şekilde, Ufak Tefek Cinayetler'deki Burcu'ya benzetiyorum Sade'yi. Bazı karelerde de İsveçli caz sanatçısı Lisa Ekdahl'ı andırıyor suratı.
Soldier of Love (2010)
Sade 8-10 yılda bir albüm çıkarıyor ve bu gerçekten ü-zü-yor... Ama çıkardığı albümler de size bir 10 yıl yetiyor, asla çabuk tüketmiyorsunuz. Bu Şubat ayında bir film için yaptığı şarkıyı saymazsak, en son albümü 2010 yılında çıkmıştı. Smooth cazın ve R&B'nin kraliçesinin, çizgisinden ödün vermeden zamana, çağa ve sektöre ayak uydurduğu bir albüm oldu bu. Açıkçası albüme de adını veren Soldier of Love şarkısını (albümlerinde genelde hep "love" kelimesi geçmiş) ilk dinlediğimde pek ısınamamış, yani Sade'nin tarzının dışında bir iş olduğunu düşünmüştüm. Ama şimdi en çok sevdiğim Sade şarkılarından biri kendisi... Ve çıkış şarkısı olarak seçilmiş olsa da, aslında albümün genel ruhunu yansıtmıyor. Ama yeniliği, farklılığı ve özgünlüğü severim! Soldier of Love, trip hop ve alternatif sularında yüzen bir şarkı. Bir savaş (ya da barış) marşısını andıran, cesur, gümbür gümbür bir iş. Klibi de bu ruhla çekilmiş. Dinledikçe çok seviyorsunuz. Özellikle "in the wild wild west, I'm doing my best" kısmı dillere takılıyor. Bir tek hala, şarkıda enstrümanlar vokalin önüne fazla mı geçiyor diye düşünüyorum. Öte yandan albümdeki Bring Me Home ve In Another Time, tipik eski Sade şarkıları. Muazzam slow'lar.The Moon and the Sky da değişik bir şarkı. Yani aslında Sade'nin, Sade'liğinden hiçbir şey kaybetmemiş olduğunu anlıyorsunuz. Caz, soul ve R&B duruşunun üstüne bu sefer trip hop, pop ve yer yer hafif elektronik de ekleyerek kendini yenilemiş diyebiliriz Sade için.
Uzun lafın kısası: Eğer hala tanışmadıysanız, Sade ile KESİNLİKLE tanışın. Daha fazla zaman kaybetmeden hemen yapın bunu. Kaliteli bir müzik, güçlü bir vokal ve muhteşem şarkılar sizi bekliyor olacak. Uzun lafın kısası 2: Caz, blues, R&B gibi alternatif türleri seviyorum, biliyorsunuz. Hande Yener'in 2006'daki Apayrı albümü de R&B idi ve oradaki şarkılar için de zamansız şarkılar diye yazmıştım bir yazımda... Bu türün özelliği de bu sanırım; enstrümanlarından mı sound'ından mı nedir bilinmez, cidden zamansız şarkılar oluyor. Sanki daha dün yapılmışlar gibi. İşte 1984'ten 2018'e Sade'yi dinlerken de, bu zamansızlık hissine kapılmadan edemiyorsunuz. Sade'yi dinleyin. Uzun lafın kısası 3: Sade kendini gizleme çabasında falan değil ama yine de ortalıkta yok. Sosyal medyayı hiç kullanmıyor diyebiliriz. Bu da onun duruşunun bir parçası aslında. Sade nerelerdesin, yeni bir albüm yap artık ve geri dön lütfen... Sosyal medyadaki paylaşımlarımı kaçırmayın! instagram.com/ofluoglumert twitter.com/ofluoglumert facebook.com/ofluoglumert
Yeni keşfim Bea Miller. O kadar büyük bir yetenek ama o kadar az popüler ki, beni ona çeken ilk şey tam olarak bu oldu. Böyle genç bir ses ve enerjinin Youtube’daki en popüler şarkı kliplerinin yalnızca 2-3
milyon kez "tık"lanmış olmasıysa hayli ilginç. Ama muazzam bir hayran kitlesi ve instagram'da daha şimdiden 1,5 milyon takipçisi var, bu da çok enteresan. Zaten videolarının altında binlerce “Sen
bundan daha iyisini hak ediyorsun”, “Neden bu kadar az dinleniyor” gibi
yorumlar göze çarpıyor. Neyse, biz “tık”lara fazla takılmadan, Miller’in
şarkılarının kulağımızla olan ilişkisine bakalım. Zaten bir kitap daha az okunuyorsa, bir film daha az izleniyorsa ve tabii bir şarkıcı daha az dinleniyorsa, orada çoğu zaman iyi bir şeyler vardır! Kısa süre önce Aurora adlı albümü çıkan Miller'i sizler için yazdım. Like That, Song Like You, Yes Girl, Crash&Burn, Burning Bridges, To the Grave gibi peş peşe dinlediğim şarkılarını yorumladım. Bu Bea çok iyi bea!
Bildiğiniz
gibi, ben her müzik türünü seviyorum. Ama en çok caz, blues, elektronik,
deneysel, house, soul, folk, R&B, alternatif gibi, geniş kitlelerin pek sevmediği türleri ya da henüz keşfedip popüler
kültürde eritmediği şarkıcıları dinlemekten hoşlanıyorum. Müzik piyasasında
henüz pek fazla keşfedilmemiş Bea Miller da, işte tam bu yüzden ilgimi çekti
belki.
Şubat
2018’de çıkan Aurora albümünü iki hafta içinde elli kez dinlemiş olabilirim. Normalde
bu tarz “ergen” sanatçıları pek sevmem, ama Bea Miller’ın farklı bir duruşu, tarzı
ve tavrı da var gibi. Popülerler içinde Rihanna ve Lana Del Rey’i andırıyor.
Genç bir şarkıcı olduğu için tarzıyla The Pierces (pop rock) arasında
benzerlikler kurulabilir. Hatta enerjisiyle yer yer Feist’i (indie pop, folk
şarkıcısı) bile çağrıştırıyor. Yani oturaklı, güçlü şarkılara imza atmış
Miller.
Aurora albümü 14
şarkıdan oluşuyor. Song Like You, Burning Bridges, Motherlove, I Can’t Breathe,
Like That, Buy Me Diamonds, Outside, Girlfriend, Bored, Warmer, Repercussions,
S.L.U.T., Crash&Burn ve To the Grave. Aurora, Miller’in aslında son birkaç
yılda çıkardığı üç şarkılık mini albümlerinin, birkaç yeni şarkıyla
genişletilmiş hali. Benim favori şarkılarım Burning Bridges, Like That, Song
Like You, Crash&Burn ve To the Grave. Like That, Burning Bridges, Song Like
You ve To the Grave’i mutlaka dinleyin (kliplerini izleyerek).
Song Like You,
onu keşfettiğim parça oldu. Enerjik, hareketli, kıpır kıpır bir şarkı.
Miller
hem coşkulu hem slow şarkıları ustalıkla söylüyor. Hepsi de ona yakışıyor. Like That şarkısı çok iyi. En bilinen şarkılarından biri de bu ama 5 milyonda kalmış. Anlamak güç.
İki
buçuk dakikalık Crash&Burn ise albümün en gotik ama en iddialı parçası
olabilir. Bir kez dinledikten sonra bile kendimi nakaratı tekrarlarken buldum.
“Ain't nobody gotten through to me / Nobody gotten through to me / Nobody gotten,
nobody-body got through, but you.” Evet, albümün gizli hit'i ilan ediyorum kendisini! Youtube'da henüz sadece 161 bin kez dinlenmiş.
Burning Bridges bir diğer güçlü şarkısı... Bu harika şarkıya sadece 2 milyon "tık" nedir ya? Kaldı ki, Bea'nın şarkılarının klipleri de son derece özenilmiş, başarılı klipler görsel olarak.
Bu şarkısına da bayılıyorum. To the Grave. "No fancy covering, you get just what you see..." Atmosferi gerçekten çok iyi. Ne var ki, 768 bini geçememiş!
Daha önceden single olarak
çıkardığı Yes Girl de muhteşem, güçlü bir şarkı. Klibi de öyle. "But I won't be your yes girl, no, not anymore / Just let me go, just let me go / Won't be your yes girl, no, not anymore." Şarkılarının neredeyse tamamı bir mesaj veriyor.
Bea Miller, bizdeki Aleyna Tilki'yle aynı yaşta ama çıtası ne kadar yukarıda farkında mısınız? Ben daha şimdiden Bea Miller'ın adını Rihanna, Lana Del Rey gibi isimlerle birlikte andım mesela.
Albümü o kadar çok sevdim ki, yeni telefonumda şu an için bazı caz şarkıları, Feist’ten, Lisa Ekdahl’dan parçalar, Hande Yener’in tüm albümleri ve bir de işte bu Miller’in Aurora’sı var. Öyle söyleyeyim, gerisini siz anlayın. Telefonumun müzik uygulamasına daha en çok sevdiğim şarkıcıları ve albümleri bile yüklememişken, Bea Miller orada kendine bir yer bulmayı başardı.
Tür ve tarz
olarak belki çok farklı değil Bea Miller, hatta benim gibi alternatif türleri,
cazı, blues’ı, elektroniği seven biri için fazla genel kaçmış, şarkılarını
neden sevdiğim anlaşılmamış bile olabilir. Ama kararlı duruşu, enerjisi ve
henüz popüler olmayışıyla beni de çekti bea Bea! Bu arada popüler değil,
Youtube’da videoları 2-3 milyonu geçemiyor dedim ama, Instagram’da 1,5 milyon
takipçisi var Bea’nın. Bu da katılıp popülarite kazandığı X-Factor sayesinde
olmalı. Zaten 21 milyon "tık" alan şarkısı da, hemen programdan sonra çıkardığı ilk albüm.
Bakalım
popüler kültür, Bea Miller’ı ne zaman keşfedecek?
O zamana kadar biz tadını çıkarmaya devam edelim...