Trabzon'a her geldiğimde şehri biraz daha değişmiş buluyorum. En hızlı değişimse hiç kuşkusuz şehrin simgesi olan denizde, sahilde oluyor...
Gördüğünüz üzere, 2014 yılındaki ilk fotoğraftaki deniz, artık yok. Deniz dolduruldu ve üstünde son sürat devam eden bir inşaat var. Sahil yolu denizden metrelerce içeride kaldı. Dahası, gelecek yaz bu "son durum" fotoğrafındaki denizi de göremeyebiliriz. Zira dolgu çalışmaları sürüyor. Trabzon kendini denizden uzaklaştırmaya devam ediyor.
Yani bir Karadeniz şehri değil artık Trabzon, İç Anadolu şehrine dönüştü. Deniz yok oluyor. Kumsallar yok oluyor. Doğal kıyı şeritleri yok oluyor. Yerlerini de ikinci fotoğrafta gördüğünüz inşaatlar alıyor.
Hatta, artık maziye karışan 2014 yılındaki fotoğrafta gördüğünüz park ve yollar da bundan on yıl önce denizi doldurularak elde edilen alanlar. Yani orası da tamamen denizdi, sonra doldurulup sahil yolu yapıldı, şimdi dolgu üstüne dolgu yapılmaya devam ediliyor...
Deniz, şehirden gittikçe uzaklaşıyor.
Trabzon'un kafeleriyle, restoranlarıyla en gözde semtlerinden biri olan Beşirli'de durum bu. Bir yıl önce "deniz kenarında" olan restoranlar artık inşaat sahalarının, şantiyelerin ortasında kaldı. Masmavi deniz, kayalar, yosunlar, balıklar, kumsallar yok oldu, yerini betonlar, kamyonlar, vinçler, tozlar, dumanlar aldı.
İşte bu yüzden, eski ve yeni fotoğraflara baktıkça diyorum:
Ama burada deniz olması gerekiyordu?!
Not: Yeni bir kitaplık yazısı çok yakında! Önden bilgilenmek için diğer sosyal medya hesaplarımı takipte kalın!




