Yıllardan beri her dizide gözüme takılan bir figüran var. Öyle ki artık başrollerden daha çok onu görmeye başladık. Hayır yani gözümüz de alıştı, göremeyince özlüyoruz.
Hayatlarımıza Yalan Dünya'yla girdi ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. İlk olarak Yalan Dünya'da bar sahnelerinde gördüm onu. Ama olmadığı bar sahnesi yok! Yalan Dünya izleyenleri de mutlaka fark etmişlerdir. Arka planda kalabalığın içinde gülüyor, sohbet ediyor. Beyaz saçlı, kıpkırmızı suratlı bir adam. Hayır yani sıradan bir tip de değil hemen göze çarpıyor, batıyor. Yalan Dünya bitene kadar her bölümde rol aldı. Hiç konuşması olmadan. Ama görüntüsü yeterdi zaten. Nerede bir kalabalık sahnesi, Gülse Birsel hemen onu aradı koş gel diye.
Sonra uzun bir aradan sonra, baktım Cesur ve Güzel'de doğum günü sahnesinde de arka planda kalabalıkta yine o var! Yine gülüyor, sohbet ediyor. Özlemişim valla!
Artık Anne dizisinde de karşıma çıkınca "Yok artık!" dedim. "Sen benle dalga mı geçiyorsun?!" Hayır bir de ekranda öyle duygusal ve göz yaşartıcı bir sahne akıp giderken karşımda birden onun yüzü belirince önce bir afalladım, sonra da gülmeye başladım. Hani Zeynep'le Şule'nin masada karşılıklı oturduğu, Şule'nin ona "Niye bu defterde senin adın yazıyor?" dediği sahne. Normalde son derece duygusaldı, ta ki beyaz saçlı adam belirene dek... Burada da mı sen? Yine mi sen?
Hayır benim anlamadığım, İstanbul büyük şehir, her yer birbirine uzak, bu adam dizi setlerinde, platolarda, karavanlarda mı yaşıyor? Hepsine nasıl yetişiyor?
Demek ki figüranlığın da bir raconu, bir rol kesmesi var. Figüran deyip geçmeyelim lütfen. Ben bu arkadaşın Kıvanç Tatlıtuğ'dan daha çok kazandığından şüphelenmekteyim. Bol kazançlar, iyi figüranlıklar diliyoruz. Diziler seni kalabalık kokteyl, doğum günleri sahnelerinden eksik etmesin.
instagram.com/ofluoglumert
twitter.com/ofluoglumert
facebook.com/ofluoglumert

