3 Ekim 2015 Cumartesi

BEBEK/BOĞAZİÇİ VE KANALLARIN TANITIM KLİPLERİ

Dün öğleden sonra Arnavutköy'e gittim, o tarafta bir işim vardı. Gitmişken sahilden yürüyerek Boğaziçi Üniversitesi'ndeki arkadaşımın yanına da gideyim dedim ama, yürü yürü yol bitmedi tabii. Hava da soğuk ve yağmurlu, malumunuz. Okulun yokuşlarını çıkmaktan da ayaklarıma kara sular indi desem yeridir. Ama güzel manzaralar uğruna değdi tabii...

 



Arkadaşımla bir kafede kajun yedik. Bu aslında köriye benzeyen bir baharatın ismi, ama onunla yapılan tavuğa da kajun deniyor. Bu da yeni moda oldu! Oysa yıllardan beri bildiğimiz çıtır tavuktan pek de bir farkı yok...

Sahilde tesadüfen gördüğüm ünlülerden de bahsetmeden geçmeyeyim, bir paparazzi gibi!

Asla Vazgeçmem'in başrol oyuncuları Tolgahan Sayışman, Tugay Mercan ve bir kadın (Amine Gülşe mi, Şafak Pakdemir mi, yoksa başka biri mi tam göremedim) Sütiş'te oturuyorlardı. Tolgahan Sayışman bu kişiyle yan yana oturuyordu, Tugay Mercan karşılarında tek oturuyordu. Tolgahan Sayışman yuvarlak güneş gözlüklerinin arkasından etrafa haşin bakışlar atıyordu. Tugay Mercan ise gayet rahat ve samimi görünüyordu.

Aynı dakikalarda sahil tarafındaysa Kara Ekmek dizisinin bir sahnesi çekiliyordu. Nihat Alptuğ Altınkaya diziye bu yıl eklenen oyunculardan. Kiralanan teknelerden birinde onun çekimleri vardı. Yol boyunca da set karavanları sıralanmıştı.


Buradan, konuyu kanalların yeni sezon tanıtım kliplerine bağlayayım. Ben Fox'un bu tanıtım klibine, şarkıya, enerjiye ve usta işi yönetmenliğe bayıldım! Her dizinin kendi hikayesine göndermeler yapılmış, bu hoşuma gitti (bkz: Efsun'un yanmakta olan mumu söndürüp Bahar'la Ateş'i karanlıkta bırakması). Aşk Yeniden'deki Özge Özpirinçci'nin sevimli/tatlı kız dansına bayıldım. Zuhal Topal'ın uçan balonları elinden bırakıp bir adım geri çekilip sevinçle seyretmesi de çok iyi bir sahne. Kısacası ben bu tanıtım klibini çok sevdim. Klibin sloganı "Şimdi Fox zamanı".

Eskiden tanıtım klibi denince aklımıza ilk önce Kanal D ve onun dev bir prodüksiyonla çektiği klipleri gelirdi. Ama bu eskiden dediğim tabii Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Öyle Bir Geçer Ki zamanları. Artık Kanal D'de o tatta reyting birincisi diziler olmadığından, çektiği klipler de bana o eski tatları vermiyor. Ve: Şu bir gerçek ki, stüdyo klipleri sokakta çekilen kliplerden her zaman daha iyi oluyor. Çünkü stüdyoda çekilen kliplerde yaratıcı, gerçekten yaratıcı bir fikir bulmak zorunda kalınıyor, bu nedenle de stüdyoda çekilen klipler kolaya kaçmayan, zeki klipler oluyor.

Star'ın klibi de fena değil ama müzik acayip alaturka kaçmış. Yani o boya sahneleri iyi ama o müzikle tezat olmuşlar, uyuşmamışlar. Bir caz müziği falan bekliyor insan o sahnelerde. Ayrıca boyaların oyuncuların üstüne sonradan bilgisayarda montajla eklendiği de, kusura bakmayın ama, çok bariz.

Atv'nin vasat ötesi tanıtım klibinden bahsetmek bile istemiyorum. Hiç uğraşmadan, ellerindeki görüntüleri bir araya getirerek, sırf "Kanal D, Fox, Star yaptı, biz de geri kalmayalım, en azından bunu ekrana koyalım" mantığıyla, yapmış olmak için yapmışlar gibi geldi bana. Ama gördüğünüz gibi, özenilmeyen, emek verilmeyen hiçbir şey seyircinin gözünden kaçmıyor.

Show'da ise tanıtım klibi bile yok. Eh, Atv'ninki gibi yapacaklarına hiç yapmamışlar, bence daha da iyi olmuş.

Bu sezonun en iyi dizileri, en kötü dizileri, geçen sezondan sonra kan kaybeden dizileri, benim seyrettiğim dizileri hakkındaysa detaylı bir yazı, yakında geliyor.


Ziynet Sali'nin yeni albümü "No 6"dan bahsedeceğim bu hafta sizlere. Ben bu albüme bayıldım. Ziynet Sali müzikal kariyerini zaten "Sonsuz Ol"la kesin olarak kanıtlamıştı, bu "No 6"yla da iyice pekiştiriyor. Albümde birbirinden güzel şarkılar var. Yine hareketli, ritmik, Yunan ezgili, hatta yer yer caz tınılı şarkılarla slow'lar bir arada. Çoğu şarkı Sıla'ya ait, bunu zaten sözlerden de anlayabiliyoruz. Sıla şarkılarında sürekli "Leyla", "içki", "kadeh", "meyhane" gibi temalara yer veriyor. Bu albümde de "İçilmiş de gelinmiş belli", "Bir büyük devirdik bu gece", "Bugün adım Leyla" gibi sözlere yer verilmiş. Ezgiler de Sıla imzalı. Yani albümdeki şarkıları yer yer sanki Sıla söylüyormuş gibi de hissettiğim oldu.

Dağınık Yatak, Belli, Çeyrek Gönül, Diken, Mevsimsizim, Kırk Yılda Bir, Bir Büyük Devirdik, Geldim Oyununa, Başrol, Adeta Müebbet, Bugün Adım Leyla parçalarından oluşuyor albüm. Dağınık Yatak'ın "Yok sattı hatıralar senin eksikliğinde" fikrini beğendim. Başrol ve Geldim Oyununa çok kıpır kıpır, çok sevimli şarkılar. Aynı tarzdaki Diken ise söz bakımından çok eksik kalmış, nitekim onun yazarı Sıla değil. Mevsimsizim'le ilgili her şey iyi güzel de "Ben sorsaydım susardı konuşturdun katilimi" kısmında Sıla neyi hedeflemiş, nasıl bir mantık aramış, ne demek istemiş ben anlamadım, anlayan varsa yazsın.

Kısacası... Ziynet Sali'nin güzel sesinin güzel slow ve ritmik şarkılarla buluştuğu, güzel bir albüm... Dinlemenizi tavsiye ederim...

 
Zamanında film de olan Talihsiz Serüvenler Dizisi'nin dizisi olacağını öğrenirim de sevinmez miyim? Tabii ki bu fikrin üstüne atladım! Harry Potter'ı bile tahtından eden, gerçek dünyada geçen ama fantastik bir atmosferde kurgulanan Talihsiz Serüvenler Dizisi, bundan böyle Netflix'e emanet! Ortaya nasıl bir şey çıkacağını henüz bilmiyoruz, ama şu ilk trailer bile sizce de fazlasıyla iştah açıcı değil mi?
 
 
Bir aydır Örümcek Ağındaki Kız ha çıktı ha çıkacak diye bekletiyor bizi Pegasus, ama yok, hala bir gelişme yok. Bunu daha önce de yazmıştım hatırlarsanız... Önce tüm dünyayla aynı anda Ağustos sonu dediler, sonra yetiştiremediler Eylül'ün ortası yaptılar, daha sonra o da olmadı Eylül'ün sonu gibi dediler, şimdiyse Ekim'in ilk haftası gelip geçti, kitaptan, Lisbeth'ten, Mikael'den hala bir ses seda yok... Ne diyelim... Beklemeye devam...
 

1 yorum:

  1. ay dur kara ekmek mi çekiliyodu yaaa. bu dizinin çekildiği yerleri görürsen yine bana haber verseneee :)

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!