15 Nisan 2017 Cumartesi

CLARİON GRAND HOTEL HELSİNBORG'DA NELER YAPTIM?



Herkese merhaba! Nasılsınız? Hani size buralarda Paskalya tatili olduğundan ve okulda dersim olmadığından bahsetmiştim, o nedenle Perşembe günü Helsingborg'a gittim. İki gün bile değil, bir buçuk gün geçirdim, dün öğleden sonra döndüm -şansıma hava biraz kötüydü. Malmö'ye kırk dakika tren mesafesinde bir şehir burası (gidiş dönüş 198 SEK-81 lira yapıyor). Kasaba bile diyebiliriz aslında, ama Skane bölgesinin Malmö'den sonra ikinci büyük şehri. Planım, perşembe Helsingborg'da gezip o akşam orada kalıp cuma günü bir balıkçı kasabası olan Mölle'ye gitmekti, ama hava, rüzgar ve Paskalya tatili olması sebebiyle otobüs hatlarının seyrekliği el vermedi. Aklımın kaldığını da söyleyemeyeceğim çünkü deniz havasını da orman havasını da Helsingborg'da aldım ve yoruldum. Sizlere Helsingborg'u iki ayrı yazıda anlatacağım. Neler yaptığımdan, nereleri gezdiğimden fotoğraflarla sonraki yazımda bahsedeceğim. Şimdi, Helsingborg'da nerede kaldığımı anlatmak istiyorum. Yani Clarion Grand Hotel'i. Bildiğiniz gibi gittiğim bir kafeyi, restoranı veya kaldığım bir oteli böyle eleştirmeyi, hakkında yazı yazmayı seviyorum (kalıp da doya doya yazamadığım çok otel yazısı var ama artık bu sefer fotoğraf da çektim, anlatmak istiyorum!). Ayrıca bu yazımda, uzun zamandır yapmadığım bir şey yapıp İngilizce de yazacağım. Daha önce de çok nadir olmakla birlikte İngilizce yazdığım yazılar olmuştu. Bu yazımı da İngilizce yazıyorum çünkü buradaki arkadaşlarım da okumak istiyorlar, fotoğraflara bakıp Google Translate'in o yanlış İngilizce çevirisiyle epey zorlanıyorlar. Yani blogum burada da epey popüler, naber? :) Hem onlar için hem de belki otel arayan başka yabancı birileri de okur diye, bu normal yazım kadar detaylı değil ama birkaç cümlelik özetler şeklinde İngilizce açıklamalar yazacağım. Malum iki dilde yazmak zaman alan bir şey ve maalesef o kadar çok vaktim yok. Bu yazımda kısaca bir deneyeyim,bakalım geri dönüşlere göre devam ederim/etmem.

Hello, how are you guys? Okay. I know I have lots of readers/followers (and also friends here in Sweden) who can't understand Turkish but want to understand what I write. They are always on my blog and just look at the pictures, try to translate Turkish into English with useless Google Translate. I rarely write posts also in English, because it takes too much time to write in both languages. Unfortunately I don't have enough time for this. But for this post, I am back again and I can see your happy faces! You know, it is Easter/Pask here and it means no school! So I visited Helsingborg (round trip is 198 SEK from Malmö). I spent two days in Helsingborg and I will write a detailed post about the city. But for this post, I just want to write about where I stayed in Helsingborg. Where to stay in Helsingborg? My answer is Clarion Grand Hotel Helsingborg, where I stayed and loved.



Şimdi dediğim gibi bu yazımda Helsingborg gezimin sadece otel kısmını anlatacağım için, doğrudan olaya giriyorum: Otele saat 15.30 gibi gittim, bacaklarım gün boyunca kilometrelerce yürümekten yorulmuştu (şehir, sahil, orman... hepsinden fotoğraflarla ve detaylıca gelecek yazımda Helsingborg'u anlatırken bahsedeceğim), ayrıca hava soğuktu, rüzgarlıydı ve yağmurluydu. Yani tek istediğim odama çıkıp biraz dinlenmekti. Resepsiyondaki görevli Michele, kulağının arkasında kırmızı bir gül olan ve o haliyle gerçekten çok sevecen ve yardımsever gibi görünen Michele, samimi bir karşılamanın ardından anahtarımı vardı. Beni Mert diye değil Kafa diye kaydetmişler! Çünkü yer ayırtırken Kafa mailimi kullanmıştım (gerçi adım Mert diye de yazmıştım), yani bunun olmasına şaşırmadım, hatta bu hatayı çok sevimli buldum.

When I arrived at the hotel around 15.30, I was tired because of walking kilometers and kilometers (which will be the topic of my next post, about what I did in Helsingborg) all day. And also, the weather was cold, windy, and rainy. So I just want to meet with my room and take I rest. 
Michele who welcomed me so kindly and friendly in reception gave me some information and then she gave the key of my room. She and all others were so helpful (of course, I definitely need to write Andrea's name too!).

Odam 2. katta, koridorun sonunda, 217. numaralı odaydı. Ne yalan söyleyeyim, böylesi bir oda beklemiyordum. Öncelikle dekorasyonuna ba-yıl-dım! Desenli duvar kağıdı ve yatağın üstünde duran çeşitli desenlerdeki yastıklar odayı anında sevmemi sağladı. Bu tip dekorasyon detayları bence çok önemli, ciddiyim, eğer o desenli yastıklar olmasaydı odayı bu kadar sevmeyebilirdim. Dekorasyon dediğin detaylardan ibaret değil midir? Ve derken, bakın masanın üstünde beni ne bekliyordu, çok hoş bir hoş geldin notu -ve tabii ki benden yine Kafa diye bahsediliyordu: 


When I opened the door of my room, I didn't expect such a room: It was a OMG-I-LOVE-IT room! First thing I love in my room was patterned wall and patterned pillows on the bed. I think decoration is all about details, and congratulations to Clarion Grand Hotel Helsingborg for designing everywhere perfectly! I love the atmosphere in my stylish room and in whole hotel. I started browsing the objects in my room and I recognize that there is a little welcome-surprise for me! And most importantly, a very kind letter written in Swedish that I can understand, of course! ;)




Oda hayli büyüktü ve manzarası çok iyiydi. Karşımda Radhus, pencereden sağa bakınca Karnan kulesi, sola bakınca deniz ve karşıda Danimarka kıyılarını (Helsingborg'un karşısında da Helsingor var) aynı anda görebilen bir manzaraya sahipti. Yani bu küçücük İsveç şehri olan Helsingborg'da görülecek ne varsa hepsini aynı anda görebildim. :) Ama diğer oteller de hep bu cadde üstündeydi, yani şehirde bulunan otellerin hemen hepsinin bu konumda yer aldığını söyleyebilirim.

What a wonderful view! From my window, I can see the Radhus, the sea, the coastline of Denmark and the Karnan tower at the same time! This is what you need to see in Helsingborg! 



Yoksa ben de mi kitabını tamamlamak için otele kapanan o yazarlardan oldum? Yok canım, olmamışımdır! 

Am I one of those writers who stay at hotel to complete their novels?


Televizyonda İsveç kanallarını da seyrettim. Perşembe akşamı Let's Dance yarışması vardı. Ah ah, bir aralar bizde de dans programları vardı, ünlüler her hafta çift olup harika performanslar sergilerlerdi... Canlı yayınlanan Yok Böyle Dans'ta Azra Akın'ın dans performansları ne büyük beğeni toplardı. Çok değil, beş-altı yıl öncesine kadar ekranda böyle güzel, kaliteli programlar da izliyorduk. Şimdi ne oldu o programlara?






Blogumda defalarca yazdım, yazıyorum, biliyorsunuz: Açık büfeler bana göre değil! Hatta en son, geçen aylardaki Lund yazımda da gittiğimiz bir restorandaki açık büfeden bahsetmiştim. Ben kesinlikle açık büfe insanı değilim. O kadar çok çeşit aynı anda mideme dokunuyor, ne yediğinden bir şey anlıyorsun ne de keyif alıyorsun. Açık büfe deli işi! Yazın da açık büfeli olan beş yıldızlı büyük otellere gitmekten keyif almıyorum artık. Geçen yaz gittiğim Otium Hotel Life'tan sonra, buna gerçekten karar verdim, hatta şurada da yazmıştım. Müşteri için mide fesadı, artan yemekler içinse ziyan... Her neyse! Clarion Grand Hotel Helsingborg'da açık büfe kahvaltıyı denedim. Şunu söylemem gerekir ki muhteşemdi! Ben Türk usulü klasik kahvaltıyı seven bir insanım; ekmek, reçel, peynir, çay olmazsa olmazımdır, ama tabii ki burada bildiğimiz anlamda peynirler yok, çay yok. Biraz İsveç usülü kahvaltı oldu yani bu, abur cubur gibi. Ama yine de çok sevdim. Bir kere buraların ekmekleri, çörekleri bir harika, onlara bayıldım! Reçeller de muhteşemdi! Kepekli galetalar, knackebröd'ler, bisküviler, meyveler... Çay poşet çaydı, o yüzden sütlü kahve içtim. Üstüne de yoğurtlu mısır gevreği yedim. Ama ben baştan güne biraz yanlış başladım: Böyle incecik yağlı somon dilimleri vardı, tütsülenmiş olacaklar ki böyle dumanlı, leziz bir kokuları vardı. Yahu tamam da Mert, hadi bunlar İsveçli, belki kahvaltıda yiyorlar normalde akşam yenen bir şeyi, sen, sana ne demeli, sabah sabah yenir mi o? Ama tabii ki büfede gördüğüm her şeyi falan yediğimi sanmayın. Tabağımın fotoğrafı işte yukarıda. Waffle makinesi vardı, onu deneyemedim mesela. Ama İsveçliler waffle'ı seviyor, orası net. 

You know, when it comes to breakfast, I am definitely bread-jam/marmalade-cheese person! Here, I love breakfast because pastries were amazing! Breads, biscuits...Everything was so delicious and fresh. I tried müsli with yoghurt, after my breakfast. There was even salmon fish and waffle machine, but I couldn't make a waffle, because I was already full. :) So just a few words: Breakfast was perfect! 

Uzun lafın kısası... Dekorasyonu, atmosferi ve personeliyle Clarion Grand Hotel, Helsingborg'da kalınacak en iyi yer. Hem lüks, hem rahattı ve modernle klasiği harmanlamıştı. Açıkçası gitmeden önce orta halli bir otel olduğunu düşünmüş, kendi kendime herhalde 6/10 ay da 7/10 veririm diye tahmin etmiştim. Ama 9/10'u hak ediyor burası, hatta biraz daha zorlarsam 9.5/10 bile verebilirim (puan kırdığım bazı şeyler var; mesela odanın büyüklüğüne rağmen banyo küçücüktü, buna pek anlam veremedim, bir de internete bağlanmak için cookie'leri kabul etmek zorunda olmak vardı ve üstelik internet odamdan pek iyi çekmiyordu) sanırım. 

Perfect decoration, atmosphere and personnel... It makes Clarion Grand Hotel the best choice for Helsingborg. It was both luxury and cozy. It was a mix of classic and modern styles. Before my stay, I thought that it would be like 6/10 or 7/10 kind of hotel, but no guys, really, it is 9/10 and even 9.5/10. More than what I expected!  I can highly recommend to stay in Clarion Grand Hotel Helsingborg. I am sure someday in the future I will come back again!

Otelle ilgili instagram'da instastory'ye de bazı anlık fotoğraflar koymuştum, takip edenleriniz görmüştür... Beni sosyal medyadan da takip etmeyi unutmayın!

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

facebook.com/ofluoglumert

6 yorum:

  1. Ne güzel şehir... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Güzel notlar tutmuşsun. Zevkle okudum. Hayatın tadını çıkarmaya bak:)

    YanıtlaSil
  3. heey orda da blogunu takip ediyoler he oleeey :)

    YanıtlaSil
  4. Mert bence seni balayına falan geliyor zannetmişler bu nasıl bir muhteşemliktir. Ama gerçekten dediğin gibi fotolara detayları gözeterek baktım hepsi çok ince düşünülmüş şeylerdi. Keşke bizim otelcilerde görse de bir şeyler kapsalar.

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!