27 Nisan 2017 Perşembe

ŞOK ŞOK ŞOK! İSVEÇ'TEN DURUM BİLDİRİMİ!

Yazılacak yazılar birikti. Helsingborg'da geçirdiğim bir buçuk günü (iki bile değil) hala yazamadım. Malmö'yle ilgili yazacaklarım var. Bitirdiğim iki kitabı yazmadım. Talihsiz Serüvenler Dizisi, Skam ve Bates Motel hakkında yazacağım hala yazmadım. Her gün üç yazı yazsam planladıklarımı ancak bitirebilirim sanırım!

Ama bu yazımda da erteliyorum. Ve dünkü market alışverişimi yazıyorum, diyecekken, hayır, bugünümü yazmaya karar verdim! Spontane bir şekilde karar verdim, evet, şu an! Midemde iki kanelbulle+iki wienerbröd, önümde de Hindistan cevizli yoğurtla karıştırdığım meyveli müslim var. İşte yazıma başlıyorum! 

Öncelikle... erken uyanmaktan bıktım! Öyle böyle erken değil, mesela dün, dörtte kalktım yahu, dörtte! Bildiğin geceydi! Hani normalde altıda yedide kalkıyorum ama dörtte kalkınca benim için erkenin de erkeni oldu. "Günaydın. Gün bazılarına çoktan aydın. Gecenin dördünde uyanıp yazı masasının başına oturanlar gözüme görünmesin." diye kızdım sonra kendi kendime. Yani uyanınca tekrar uyumayı denediğim de yok, baya kalkıyorum saat çok normalmiş gibi. Kalkıp bilgisayarımın başına oturdum yazmak üzere. Aklımda romanım, kitabım falan olduğundan mı acaba, bilmiyorum...

Sosyal medyadan birisi "Yazmayı uyku kaçırıcı takıntı haline getirdiğine göre büyük yazar olma koşullarının en önemlisini sağlamışsın. Çok güzel eserlerin ufukta..." diye yazmış. Çok teşekkürler! Ama bu gece uyumak istiyorum artık... Bakalım...


Sabah bahçede bir kamera, bir çekim vardı, İsveç televizyonu Ters Düz'ün devamı olan ikinci kitabım hakkında spoiler vereceğimi duyunca bahçeme kadar gelmiş olmalı... O zaman beklenen spoiler gelsin: İkinci kitapta da Bozbalık'ın ölüm kontenjanı yine dolu. Ana karakterlerden en az biri hayatını kaybedecek. Kim bilir, belki birden çok...

Bu arada, buradaki, İsveç'teki hayatım, Erasmus günlerim hakkındaki çizgi romanımı yapmaya başladım, harıl harıl devam ediyorum. Renkli mi olsun siyah-beyaz mı diye sorduğumda, siyah-beyaz isteyenler ağırlıkta çıktı. Siz ne dersiniz? Haftaya birinci bölümü blogda yayımlamayı planlıyorum, takipte kalın! 


Bugün Central Station'da... Reklamın böylesi... Muz değil, banka reklamı! Fikre bak, yaratıcılığa bak, pratikliğe bak! Bir muza sarılı biçimde bankanın katalogunu veriyorlar, tabii muzu almak için kimse geri çevirmiyor. Düşüneni gerçekten tebrik etmek gerek. (Not: Gün içinde bu tip pek çok anlık paylaşımımı instastory'lerden yapıyorum. Beni instagram'dan takip etmeyi unutmayın!)


Bugün kütüphanede bir rafa sarı-turuncu kapaklı kitapları dizmişler. Bildiğiniz gibi daha önce Malmö Şehir Kütüphanesi'nde de rengarenk kitapları dizmişlerdi, yazmıştım, bu tip ince detayları çok güzel düşünüyorlar. Acaba hangi kitaplar diye bakmak için yaklaştığımda, yani tamamen bir tesadüf eseri karşıma çıkan, yan yana dizili bu kitaplar bakın hangileriydi... Dördüyle de geçmişim var. 


1 - Ray Bradbury: Fahrenheit 451: Önceden okuduğum bir kitap. Üstelik, daha bugün Pınar'la mesajlaşırken onun bugünlerde okuduğu kitabın bu olduğunu söylemesinin üstüne geldi. 
2 - Who's Afraid of Virginia Woolf: Kim Korkar Hain Kurttan oyunun tiyatro metni. Zerrin Tekindor'lu oyunu iki yıl önce izlemiş, şurada yazmıştım hani. 

3 - Stieg Larsson: Autisterna, ne anlama geldiğini bile bilmiyorum. Bu kitabının Türkçesi yok, ama Stieg Larsson zaten benim adamım. Millennium üçlemesini 2948517283 kez okudum. Başlı başına İsveç'e gelme sebeplerimden biri, şurada ve hatta şurada da yazdığım üzere. 

4 - Ve dördüncü kitap, bir Yaşar Kemal kitabı! İsveççe'si hem de! Yaşar Kemal İsveç'te bile biliniyor, okunuyor! 



Ah, söz konusu İsveç çörekleri olunca asla doymak bilmiyorum... Bugün iki kanelbulle, iki de wienerbröd yedim! Harikalar! 

Bu da böyle konudan konuya atladığım, kısaca bugünümü anlattığım bir yazı oldu işte... Umarım sevmişsinizdir. Planladığım diğer yazılarımı da yazmak üzere, görüşürüz! Ve çizgi romanımın ilk bölümüne de hepinizi bekliyorum! Beni diğer hesaplarımdan da takip etmeyi unutmayın! 




5 yorum:

  1. Çok güzel bir reklam taktiğiymiş bankanınki de :)
    Yaşar Kemal'in kalitesi de ortada :)

    YanıtlaSil
  2. ne güzel avrupa avrupa dolaşıyosunuz :) insan gezdikçe daha gerçekçi bilgi sahibi oluyor..bunun kanıtıdı da sizsiniz..yaşar kemalin eserlerinin pek çok dile çevrildiğini biliyodum..isveççesi de bunlardan biriydi..elinize sağlık..

    YanıtlaSil
  3. Sabah aşırı erken uyanınca tekrar uyunmuyor:( geçmiş olsun çünkü benim de başıma geliyor bazen ve insanı perişan ediyor. Kitabının İsveç'te ünlü olmasına çok sevindim, ülkemizin yüz akı oldun demektir bu, tebrik ediyorum çocuğum. (izninle öyle hitap ettim 60 yaşındayım çünkü gerçi 59 ama 60 diyorum artık:)))başarılarının devamını diliyorum. İsveç çöreklerine afiyet olsun:) güzelse tarifini de ver bir ara ben de oğluma yapayım...:)

    YanıtlaSil
  4. Çizgi romanınınız merak içinde bekliyorum. Bu arada kitabınızı en kısa sürede alıp okumayı düşünüyorum. Polonya'da yaşadığım için kitabı alamamıştım. Şimdi kısa bir süreliğine İzmir'e geldim. Ben de bloguma beklerim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. muz ve erasmus çizgi romanını sevdim ya. o kadar erken kalkmanı ise hiç anlayamam. dörtte beşte kalkmak hiç bilmediğim bişi :)

    YanıtlaSil

YORUMLARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!