CESUR VE GÜZEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CESUR VE GÜZEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2017 Pazar

BU SEZONUN "WAOOOUVW" DEDİRTEN YERLİ DİZİSİ HANGİSİYDİ?

Cevabı açıklıyorum: Hiçbiri.


Beni bilirsiniz, çok dikkatli bir dizi izleyicisiyimdir. Bu yazımda yabancı dizileri kastettiğimi sanmayın, aksine, esas olarak yerli dizilerden bahsediyorum. Bildiğiniz gibi artık Türk dizilerini tüm dünya seyrediyor. Herkes bizim hikayelerimizin ve formatlarımızın peşinde koşuyor. Peki dizi kaliteleri açısından böyle iyi gelişmeler varken, ne oldu da benim gibi bir televizyon sevdalısı bu sezon hiçbir dizi karşısında şöyle doya doya "waooouvw" diyemedi dersiniz? Ne oldu da bu sezon televizyonu kapatıp kendimi Youtube'da Aşk-ı Memnu, Umutsuz Ev Kadınları, Avrupa Yakası sahneleri izlerken buldum (ki söylemeden geçemeyeceğim, Umutsuz Ev Kadınları gelmiş geçmiş en iyi uyarlama olabilir; cast'ı da Songül Öden, Bennu Yıldırımlar, Ceyda Düvenci, Özge Özder gibi isimlerle adeta yıldızlar geçidiydi. Öden'in Yasemin karakterini hala açıp açıp izliyorum, müthiş!)?

Bu sezon, şu ana kadar 10 ayda tam 35 dizi başlayıp bitti. Daha 4. bölümü yayınlanmadan yayından kaldırılan dizi bile oldu (Altınsoylar)! Artık şöyle bir gerçek var: Reyting azıcık düştü mü, dizi hemen yayından kaldırılıyor! Yani o diziyi izleyen bir seyirci kitlesi varsa bile (ki her zaman her diziyi izleyen bir seyirci kitlesi vardır) hiç önemsenmiyor, çünkü dizi ilk 3'e girememiş oluyor. Bir de diziler hakkında sürekli "bitti mi bitecek mi" haberleri çıkıyor, e seyirci de ister istemez diziden soğuyor, bitecek olan bir şeyi en iyisi baştan hiç izlemeyeyim psikolojisine giriyor. 

Diyeceksiniz ki, o kadar dizi var be Mert: Vatanım Sensin, Cesur ve Güzel, Anne, İçerde, Çoban Yıldızı, İstanbullu Gelin... Savaşçı, Söz, Diriliş Ertuğrul, EDHO... Bir kere mafya vs. temalı dizileri hiç izlemiyorum, bunu baştan söyleyeyim. Hepsi sıkıyor beni. Bu sezonun en iyi iki dizisinin İçerde ve Vatanım Sensin olduğu kesin gibi, ama ne yazık ki ikisini de baştan sona izleyemediğim için onları da yazımın dışında tutmam gerek (İçerde final yapıyor).


Şimdi tek tek dizileri saymayacağım/isim vermeyeceğim ama, bu sezon ekranda ya çok kötü diziler vardı ya da iyi diziler. Ama bana soracak olursanız, "çok iyi" bir dizi yoktu. Dediğim gibi, eskiden Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Muhteşem Yüzyıl vardı, her günün bir dizisi vardı adeta. Ekran başına kilitlenir, izlerdik. Bakın tam 3 yıl önce yine burada, blogumda aynen şöyle yazmıştım: 

"Ah, ah, eskiden böyle miydi? 'Perşembe dizim' diyerek sahiplendiğimiz ve uğruna dost meclislerini ektiğimiz dizimiz bir bakmışız hop diye pazartesi gününe, olmadı salıya, oradan pazara alınabilirdi. Şimdi bu heyecanla beklediğimiz bir 'günün dizisi' kaldı mı da, gün ve saat değişikliğine şöyle ağız tadıyla üzülebilelim! Sahiden de, sezon finalini ya da büyük finalini gün sayarak beklediğimiz bir dizi kaldı mı İşimizden, okulumuzdan evimize bir an önce yetişmek için bir sebebimiz vardı: Bugün Aşk-ı Memnu günü derdik, şu gün Yaprak Dökümü günü."

3 yıl önce yazdığım bu cümleleri, bugün de aynen söyleyebilirim... Demek ne olduysa 3 yıl önce olmuş! :) Demek son 3-5 yıldır, öyle büyük heyecanlarla beklediğim(iz) bir dizi kalmamış. Ben öyle izlemeyi seviyorum bir diziyi. İzlerken dizi olduğunu unutup, tamamen o hikayenin içine beni çekmeyi başarmışsa, o diziye başarılı dizi derim ben. Gelin görün ki bu sezon öyle bir dizi yoktu. Dediğim gibi tek tek dizileri saymayacağım/isim vermeyeceğim ama, bu sezon ekranda çok kötü diziler de vardı, iyi diziler de. Ama beni heyecandan uykusuz bırakan, gelecek haftayı iple çektirten bir dizi yoktu; ki eskiden Aşk-ı Memnu, Umutsuz Ev Kadınları, Yaprak Dökümü bunu yapabiliyordu. 

Bu sezon hep birbirinin aynısı diziler var ekranda... Belki de bu yüzden istediğim tatta bir dizi bulamadım, çünkü bir kanalda ne varsa diğer kanallar da aynısını taklit edip durdu! Aslında yeni bir şey değil bu, her zamanki gibi!


Bir önceki sezondan devam eden ve yakında final yapacak olan Hayat Şarkısı ve bu sezon büyük umutlarla başlayan ama şu sıralar pek de iyi gitmeyen Cesur ve Güzel... Şimdi, bu yazıyı bundan 7-8 hafta önce yazmış olsaydım, Cesur ve Güzel için bu sezonun "waooouvw" dedirten dizisi deme ihtimalim yüksek olurdu. Hatta bununla ilgili şurada detaylı bir yazı yazmıştım. Ama o tren çoktan kaçtı be Cesur. Yahu geçen haftaki 26. bölümde, 72 saat boyunca evden çıkmayan bir Tahsin Korludağ izledik! Şöminenin başında terden su oldu adam! Yani Cesur ve Güzel'de anlatacak hikaye kalmadı artık, dizi adeta final yapmaya hazırlanır gibi konularını kapatıyor, yavaştan toparlıyor. Cesur ve Sühan'ın aşkı hiç inandırıcı olmadığı gibi, Cahide'nin hamile olmadığının zamansızca açığa çıkması ve Hülya'yla gizli saklı çevirdiği dolapların bir öneminin kalmamasıyla birlikte dizi adeta söndü. Diziyi bir müddet yan karakterlerin hikayeleri kurtarmaya devam etti ama o da önce Fü'nün, sonra Adalet'in ölümüyle son buldu. Şimdilik Şirin, Cahide, Mihriban ve Hülya hala elimizde ama hikayenin içinde amaçsızca gezinen yan karakterler olmaktan öteye gitmiyorlar. Cesur ve Güzel ilk başta entrikalarla dolu bir soap opera olarak yana çıkmıştı ve gerçekten reytinglere ağırlığını koymuştu, çünkü o ilk tanıtım fragmanlarından bize verilen beklenti buydu: Büyük bir köşk, köşkün içinde birbirlerinin arkasından entrika kuran aile üyeleri. Evet, klişe, ama bu hep böyledir ve nitekim başarıyı da yakaladı. Ama son 10 bölümdür sadece kaçma-kovalamacadan ibaret, adeta Arka Sokaklar'a döndü! Scooby Doo gibi her bölüm sonunda bir cinayet çözülür oldu. Bu da haliyle seyirciyi sıkmaya başladı. Bölümler alelacele, duygusuz... Bu dizi nasıl bu hale geldi aklım almıyor.  Dizinin reytingleri yine de fena değil, Vatanım Sensin'in ardından en çok izlenen dizi oluyor ama bu gidişle ikinci sezonu göreceği şüpheli. (Dün akşam saatlerinde internete bu sezon final yapacağı yönünde bir haber düştü)

Umutsuz Ev Kadınları gelmiş geçmiş en iyi uyarlama olabilir; cast'ı da Songül Öden, Bennu Yıldırımlar, Ceyda Düvenci, Özge Özder gibi isimlerle adeta yıldızlar geçidiydi. Öden'in Yasemin karakterini hala açıp açıp izliyorum, müthiş!

Uzun lafın kısası... Bu sezon ben televizyon dizilerinden aradığımı, istediğimi bulamadım. Her hafta düzenli olarak izlediğim bir dizi olmadı, olamadı. Hayır ekranda şöyle güzel bir yarışma/reality show programı da yok ki izleyelim... Eskiden ne güzel canlı yayınlanan dans yarışmaları, buzda dans falan olurdu, ağzımız açık izlerdik... Sahi, ne oldu da bitti o formatlar? Azra Akın'ın dans performanslarını hatırlayan kaldı mı? 

Dizilerin süresi uzadıkça uzamaya ve dön dolaş hep aynı senaristler yazmaya devam ettikçe, önümüzdeki sezonlar da değişen hiçbir şey olmayacaktır... Artık genç, dinamik hikayelerle ekranın tazelenmesi gerek. İyisi mi, ben şuradan bir Umutsuz Ev Kadınları bölümü açıp izleyip azıcık güleyim, eğleneyim. (Bu Yasemin'in nasıl sonradan sinema filmi çekilmez, kesin çekilmeli.)

Peki sizin bu sezon "waooouvw" dediğiniz bir dizi var mıydı? Varsa hangisi(ydi)? Veya benim gibi eskilerden izlediğiniz bir dizi var mı? Cevaplarınızı merakla bekliyorum! 

Daha çok içerik için sosyal medya hesaplarım:

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

facebook.com/ofluoglumert 

23 Mart 2017 Perşembe

CESUR VE GÜZEL: BUNDAN SONRA NE OLACAK?


Geçtiğimiz perşembe akşamı (16 Mart), Türk dizi tarihinin belki de en güzel 18. bölümünü izledik... Bizde genel olarak seyirci olayların hiç beklenmedik bir anda çözüldüğü, sırların ortadan kalktığı bölümleri sevmez, ayrıca polisiyeyi de -sebepsizce hiçbir zaman izlemediğim- Arka Sokaklar'dan ibaret sanabilir. Ama Cesur ve Güzel'in 18. bölümü kurgu, çekim ve oyunculuk açısından muazzamdı ve bence Türk dizi tarihinin unutulmaz bölümlerinden biri oldu. Sinema filmi tadında falan bile diyemeyeceğim, çünkü her şey o kadar birbiri ardına geldi ki, hiçbir şey düşünmeden, sadece tadını çıkararak izledim (sonra ikinci kez, üçüncü kez tekrar tekrar izledim tabii bu analizi hakkıyla yazabilmek için; İsveç'e gelmişim, uğraştığım şeye bak). Bildiğiniz gibi dizinin senaristi Ece Yörenç diziyi bıraktı, 18. bölüm (ya da belki 19) onun yazdığı son bölüm oldu. Ece Yörenç attığı düğümleri çözmekle kalmadı, giderayak senaryoya "tazelenme" kapısı da açtı ve bundan sonrası diziyi yazacak yeni ekibin işi... 

SEZON FİNALİ TADINDA BİR BÖLÜM: JR'I KİM VURDU? 

Cesur ve Güzel'in 18. bölümünde, adeta bir sezon finali izledik. 18. bölüm muazzamdı, çünkü içinde, bir soap opera'dan beklediğimiz entrikaların tamamı Dallasvari polisiye olay örgüsüyle harmanlanmıştı ve pek çok sır açığa çıktı, karakterlerin ilişkileri değişti, yani tam bir "olaylar olaylar" durumu oldu. Bölümü Cesur ve Tahsin'in uçurum kenarındaki hesaplaşmasıyla açtık. Tahsin tam Cesur'a "Anneni ben öldürmedim ama babanı kimin öldürdüğünü söyleyebilirim. Babanı..." diye itiraf ediyordu ki (evet, Adalet'i ele vermek üzere miydi değil miydi bunu asla öğrenemeyeceğiz), onları uzaktan izleyen bir kişi tarafından vuruldu. Ve bölüm boyunca tam bir Dallas rüzgarı esti: JR'ı kim vurdu? Dallas'ın kötü adamı JR'ı kimin vurduğu sorusu da bir dönemler seyirciyi merak ettirmişti, bu bölümdeyse Tahsin'i, dizinin kötü adamını kim vurmuş olabilir diye merak etti seyirci, neyse ki aynı bölüm içinde cevabı öğrendik. Olay yerine gelen Sühan "Yeter artık! Bu böyle olmayacak!" deyip yüzüğü parmağından çıkarıp attı. Ama hastanede Adalet'in Tahsin'i Cesur'un vurduğunu söylemesine karşı da Cesur'unu korumadan edemedi. Neyse, Tahsin'in ameliyatı iyi geçti, en çok da Mihriban gizli gizli rahat bir nefes aldı. Aynı dakikalarda Rıfat'ı gizemli hallerde gösterip seyircinin "Acaba Tahsin'i o mu vurdu?" diye düşünmesi istendi, Rıfat ifadeye alındı, ama Rıfat'ın yapmadığı da ortaya çıktı. Öte yandan, dizinin göz bebeği, entrikalar kraliçesi Cahide Korludağ, hamile olduğunu Hülya'dan saklamaya devam ediyordu. Onu bir şekilde plan dışı bırakmak istiyordu. Bu sırada Tahsin Sühan'dan söz aldı: Eğer Cesur'a her şeyi, babasına ne olduğunu anlatırsa, Sühan ondan boşanacaktı. Ama Adalet gerçeklerin açığa çıkmasını istemiyordu, çünkü Cesur'un babasını vuran aslında oydu. Sonra Tahsin Korhan'ı ikiden ikiye sorguya çekti, vurulduğu sırada kim neredeydi öğrenmek istedi. Koray da "Cesur'un seni kaçırdığını öğrenince hepimiz bir tarafa dağıldık" dedi. Tahsin "Adalet mi?" diye düşünmeye başladı ve çiftlikteki bütün tüfeklerin sayılmasını, eksik var mı diye bakılmasını salık verdi. O tüfeklerden birinin ateş ettiğini düşünüyordu. Cesur'un annesini de aynı kişinin öldürdüğünü düşünüyordu. Meğer birisi Mihriban Hanım'ın tüfeğini çalıp öyle vurmuş Tahsin'i, bak bak. Sühan bir kez daha herkesten ve her şeyden (özellikle de Tahsin'i Cesur'un vurduğunu düşünen ve bunu dile getirip duran Adalet'ten) uzaklaşmak için soluğu Nişantaşı'ndaki evde aldı. Bilmiyordu ki o evde başına gelecekleri... 


Bildiğiniz gibi, bizim dizilerimiz 120 dakika. (Reklamlar falan derken diziyi bitirmemiz 4 saati buluyor tabii.) 120 dakikalık dizilerde, seyircinin ilgisini çekmek için 60. dakikada bir bölüm ortası finali yapılır. Bu bölümde tam 60. dakikada da Hülya'nın Sühan'a saldırması gerçekleşti, ki bölüm ortası için hayli tatmin edici bir finaldi ve seyirci meraklanıp izlemeye devam etti. 

BÖLÜM ORTASINDAKİ FİNAL: HÜLYA'NIN SÜHAN'A SALDIRMASI 

Sühan'ın Nişantaşı'ndaki evde kaldığı günün sabahı, Hülya Cahide'yle o evde buluşacaktı. Tabii bunlar evde kimse yok sanıyorlar. Hülya önden gitti, şifresini bildiği alarmı rahatlıkla kapattı, ama Sühan'ı uyandırmış oldu ve Sühan "Korhan? Korhan?" diye koridorlarda abisini aramaya başladı. Hülya evde hangi deliğe saklansam diye öyle ecel terleri döktü ki, anlatılmaz, izlenir (videoyu yukarıya bıraktım zaten). Sühan evde geziniyor ama ben herhalde Hülya'yı bulamaz diye düşünüyordum, öyle de oldu, ama Hülya'nın elindeki şemsiyeyle ona vurup kızı yere yığacağını da beklemiyorduk.  Sühan onun bulunduğu odaya geldiğinde hiç düşünmeden elindeki şemsiyeyle ona arkadan vurup onu bayılttı. İşte 18. bölümün orta gelişmesi (yani birinci finali) Hülya'nın Sühan'ı bayıltmasıydı. Ve dahası, sahne çok iyi çekilmişti. O gerilim müziği, o muhteşem soundtrack bizi de gerim gerim gerdi zaten. Sühan'ın yere yığılışı, karnı burnunda, ha doğurdu ha doğuracak olan Hülya'nın karnını tutarak onun üstünden atlayıp evden kaçmasını çok iyi çekmişler, gerçekten tebrikler. Müziğin Sühan'ın yere düşmesiyle bir anda hızlanıp atağa geçmesi de çok iyiydi. 



Hemen ardından gelen sahne, Adalet'in yolunun arabasının önünün Cesur tarafından kesilmesi, Cesur'un ona hesap sormasıydı. Adalet'in soğukluğu, donukluğu, replikleri on numara. Adalet çok iyi yazılmış bir karakter, Cahide gibi, Mihriban gibi, Hülya gibi, Şirin gibi (onlara da geleceğim). Adalet, "Beni tehdit mi ediyorrsun, şimdi de seni öldürmeye çalışırım mı diyorsun ne diyorsun?" derken polisler geldi. Adalet, "Sen gelmeden burası huzurlu bir yerdi, ne yapıyorsan sen yapıyorsun" dedi. 

Tahsin Mihriban'a, Bülent'e köpürürken Mihriban, "Ben seni öldürmek isteseydim bundan yıllar önce gözümü kırpmadan öldürürdüm! Ama şu an en son isteyeceğim şey bu, çünkü umurumda bile değilsin!" dedi. Mihriban da Adalet'in Rıza'yla konuşmak için hapishaneye gittiğini söyleyince ve Adalet de yalanlamayınca, Tahsin şok oldu. "Sen hamleyi karşıdan beklemişsin ama sırtından yemişsin!" dedi Mihriban ve diğer herkesi odadan çıkardı Tahsin. Adalet'i öfkeyle sorguya çekti. Artık onu Adalet'in vurduğunu iyice düşünmeye başlamıştı. Rıza Adalet'i aramış, Tahsin'in onu kandırdığını, onu kullandığını söyledi ve Adalet'in aklını karıştırdı. Onun Tahsin'e mahkum olduğunu söyledi. Sağ kolu Salih'e kimseye güvenmemesi gerektiğini söylüyordu, ama asıl tehlikenin Salih olduğundan henüz haberi yoktu Tahsin'in. Tabii seyircinin de... 

NE SÜHAN NE CESUR! BU DİZİYİ YAN KARAKTERLER SIRTLIYOR!

Benim gözüm bu beşliye bakmaktan, ne Sühan'ı görüyor ne Cesur'u... Cahide, Adalet, Mihriban, Hülya ve Şirin... Cesur ve Güzel'de bu beş yan karakter diziyi adeta sırtlıyor!





Adalet, Tahsin'in onun arkasından iş çevirebildiğini düşünmesine çok bozuldu, çok kırıldı, gözyaşlarını işte böyle tutamadı. Nihan Büyükağaç'ı çok tebrik etmek lazım, dizinin en kilit karakterlerinden biri olan Adalet'i hakkıyla canlandırıyor. 


Hülya'nın Sühan'dan saklanırken ecel terleri döktüğü sahne muhteşem, Adalet'e yakalanan Cahide'yle Hülya'nın birlikte döktükleri ecel terleri daha muhteşemdi: İzleyiniz.  Sühan'a saldırdıktan sonra Cahide'yle durum kritiği yapmak üzere çiftliğe giden Hülya, "O kadar korktum ki bugün... Az daha doğuruyordum biliyor musun?" dediğindeyse, bir kısım seyirci bölüm bitmeden bunun olacağını anlamıştı.


Bölüm sonuna doğru, Hülya'yı Antalya'ya göndermek üzere olan Cahide aldığı telefonla şok oldu: Hülya, doğurmak üzere olduğunu söylüyordu! Sezin Akbaşoğulları, tek başına diziyi izleme sebebim. Muhteşem bir oyuncu, gerçek bir aktris! O mimikleri, o yüz ifadeleri... Bin bir surat adeta!



Tahsin'in onun evinden çalınan tüfekle vurulduğunu öğrenen Mihriban Hanım'ı dakikasında afakanlar bastı... Karakteri canlandıran Devrim Yakut'u Ekşi Elmalar'da da çok beğenmiş, şurada yazmıştım. 


Şirin rolüyle Irmak Örnek döktürüyor... Kendisi ekranlardaki en şanslı dadılardan/hizmetlilerden! Evin hanımı Sühan'la kız kardeş dedikoduları yapabiliyor mesela...




Bölüm sonunun beş dakikasında şok olduk! Rıza ne yaptı etti, Tahsin'e karşı zaten çok kırgın olan Adalet'e suçunu itiraf ettirdi! Adalet Tahsin'i arayıp "Sana tek bir şey söylemek istiyorum... Ben sana asla ihanet etmedim. Ama asla. Bunu bil istedim" dedikten sonra, polisler tarafından tutuklandı. O dakiakalrda Cesur ve Sühan, Tahsin'le hesaplaşıyorlardı ve Cesur'un telefonu da "Biraz evvel Adalet Korludağ aradı beni." diye çaldı. Ve bölüm sonunda Tahsin, Korhan, Sühan ve Cesur, Cesur'un babasını öldürdüğünü itiraf eden Adalet Korludağ haberiyle şok olmuştu. Ama seyirci için sürpriz bitmedi. Adalet tutuklanırken, Hülya doğum sancılarıyla hastaneye kaldırılırken, bizler Rıza'ya dışarıdan haber verenin Salih olduğunu, ikisinin iş birliği yaptığını, Tahsin'i de Salih'in vurduğunu öğrendik! İşte bölüm esas olarak orada bitti. Aslında çok da şaşırmamamız gerekir, çünkü yılların klişesi yine değişmedi: Katil yine uşak çıktı!  

Yani... 18. bölümde dengeler değişti. Tahsin aklandı, Sühan'la Cesur'un arasında aile meselelerinden ötürü bir sorun kalmadı (ama 19. bölümün ilk değil ama 2. fragmanında hala aynı konu devam ediyor: Sühan ona "babamın düşmanısın" diyor çünkü Cesur babasını Adalet'in değil, Tahsin'in öldürdüğünü düşünüyor hala). Bakalım neler olacak? Adalet hapse girecek mi? Salih'in karşı tarafta olduğunu Tahsin ne zaman öğrenecek? Rıza hapisten çıkınca ne olacak? Öte yanda, Hülya konusunda Cahide ne yapacak? Hülya cidden korkutuyor. Eğer gerekirse, Cahide gözünü bile kırpmadan ortadan kaldırır Hülya'yı. Bakalım bu akşam yeni bölümde neler olacak... Perşembe akşamı bu sezonun en dolu akşamı: Vatanım Sensin, Çoban Yıldızı, Vatanım Sensin... En güzel diziler hep perşembe akşamı. Türk dizisi izlemediğini söyleyenler? Ben perşembeleri hangisini izleyeceğime karar veremiyorum, siz ne diyorsunuz! :) 



26 Aralık 2016 Pazartesi

BU SEZONUN ENTRİKASI BOL TELEVİZYON DİZİLERİ

CESUR VE GÜZEL 7. Bölüm Fotoğrafları

ENTRİKADAN ENTRİKA BEĞEN! 

İster aile dramı, ister romantik komedi olsun, ekranlardaki televizyon dizilerinde sıkça karşımıza çıkan, mütemadiyen işlenen ve sürekli yeni bir biçimine tanık olduğumuz kavramlardan biri entrika. İçerde'den Hayat Şarkısı'na, Anne'den Cesur ve Güzel'e entrikasız dizi neredeyse yok. Özellikle Cesur ve Güzel için, entrikanın her karakterin hikayesinin temelini oluşturduğunu söylemek mümkün. Daha Kıvanç Tatlıtuğ ve Tuba Büyüküstün'ü bir araya getiren dizinin açılış sahnesinden itibaren, hikayedeki her karakterin görünürden farklı amaçlarla, stratejilerle hareket ettiğini görüyoruz. Cesur, Korludağ Kasabası'na Tahsin Korludağ’dan "intikam" almak için geliyor ve bu uğurda planının bir parçası olarak onun kızı Sühan’la yakınlaşıyor. Cahide, aile içindeki konumunu güçlendirmek ve sağlama almak için hamile olduğu yalanını söylüyor, üstelik bunu kocasından bile saklıyor. Tahsin, kendisinin olmayan bir hayatı yaşıyor ve kurulu düzeninin en ufak bir sarsıntı geçirmemesi için sürekli yeni stratejiler geliştiriyor, özellikle de Cesur hayatlarına dahil olduktan sonra. Korhan, Tahsin’in gözünde ondan hep bir adım önde olan Sühan'ı kıskanıyor ve Cahide’nin bebeğini aynı zamanda bir fırsat olarak görüyor. Bülent, tamamen maddi geleceği için Sühan’la olan birlikteliğinin bozulmasını istemiyor. Mihriban, komşuluk ilişkisi kurma bahanesiyle ziyaret ettiği Fügen’den (Figen değil, Fügen'miş ısrarla öyle söylüyor, Sühan, Fügen, çetrefilli isimler) bazı sırlar öğrenme peşinde. Adalet, karanlık geçmişini unutmak için, güvenli bir liman olarak gördüğü Tahsin’le ilişki yaşıyor. Banu, Sühan’ı Cesur’dan uzak tutmak için, onunla bir ilişki yaşıyormuş gibi davranıyor. Doğuracağı bebeği Cahide’ye verecek olan Hülya, bunu fırsata çevirip onun zengin hayatından olabildiğince yararlanmaya çalışıyor; dahası, bebeği ona vermekten her an vazgeçip bunu yeni bir koz haline dönüştürebilir. Yani, buzdağının en büyük kısmı, görünmeyeni. Dizide belki de şimdilik yalnızca Sühan’ı tüm bu entrika ağının uzağındaki “masum kız” olarak görüyoruz; ancak o da zaman içinde av veya avcı konumuna gelebiliyor, gelecektir de.

CESUR VE GÜZEL 7. Bölüm Fotoğrafları

CESUR VE GÜZEL 5. Bölüm Fotoğrafları

AYNI SOFRAYA OTURDUĞUN BABANA BİLE GÜVENMEYECEKSİN!

Cesur ve Güzel'de, aynı evin içinde yaşayan veya mekansal olarak aynı çatıyı paylaşmasalar bile bir şekilde dost/komşu olan insanlar sürekli birbirlerinin arkasından türlü dolaplar çeviriyorlar. Foyan ortaya çıkana dek gerçek niyetlerini saklamayı başarmışsan, karda yürüyüp izini belli etmiyorsun! Aile fertlerinin bile birbirlerine karşı türlü entrikalar içinde olduğu Cesur ve Güzel için, “Aynı sofraya oturduğun babana bile güvenmeyeceksin!” diyebiliriz. Herkes maskesini yüzüne takıp, saklandığı kılıfın arkasında planlar yapıyor, stratejiler üretiyor. Zaten, Cesur ve Güzel'in modern, ultra lüks ve en az on kapılı bir çiftlik evinde geçmesi de entrikaya uygun ortamı doğuruyor/sağlıyor. Kapalı kapılar ardında konuşulanlar, saksının arkasına saklanıp kulak misafiri olmalar, tam odaya girecekken koridorun başında durup gizlice konuşulanları dinlemeler, avluda dolaşırken gökten bir işaret gelmişçesine pat diye durup pencereden içeriyi gözetlemeler… Cesur ve Güzel'de entrika herkesin hayatının içinde olsa da, kadınları bu konuda erkeklerden bir adım önde görüyoruz (Bu yazımın konusu olmamakla birlikte, bunun sebepleri, erkeklerin yumruklarını konuşturmayı tercih ederken, kadınların daha “sinsi” ve daha “alttan alttan” ilerlediği klişesinde aranabilir. Ayrıca kadınların birbirlerinin yüzlerine gülerken arkalarından iş çevirmelerini izlemek daha “estetik” geliyor da olabilir).

CESUR VE GÜZEL 7. Bölüm Fotoğrafları

Öte yandan şu da var ki, entrika bir dizinin neredeyse olmazsa olmazıdır, çünkü karakterin görünürdeki yaşantısı ve görünmeyen planlarının, bu iki zıt kutbun etkileşimi yeni çatışmalar yaratmaktadır. Cesur ve Güzel'de de zaman zaman bir karakterin “hain” planlarının diğer karakter tarafından öğrenildiğine ve bunun bir koz olarak kullanıldığına tanık oluyoruz. Örneğin Bülent’in Sühan’ı aldattığını öğrenen Cahide ve Cahide’nin aslında hamile olmadığını fark eden Bülent, ister istemez birbirlerinin dediklerini yapmak zorunda kalıyorlar. Bu noktada entrikaların kesiştiğini ve karakterlerin “yola devam etmek için” birlikte yeni stratejiler üretmek zorunda kaldıklarını söylemek mümkün.

CESUR VE GÜZEL 2. Bölüm Fotoğrafları

PORTAKAL SUYU VE POFUDUK TERLİKLER 

Sahiden de, Cesur ve Güzel'i izledikçe o ihtişamı içinde hissetmiyor, heves etmiyor, onlar gibi yaşamak istemiyor mu seyirci? Kadın izleyicinin perspektifinden, Sühan karakterinden ele alacak olursak; güne yataktan uzanıp ayaklarını sarkıttığında pofuduk terliklerini giyerken portakal suyu içerek başlamak, öğlen Nişantaşı’nda "yulaflı salata" yemek (son bölümde), sürekli peşini/etrafını toplayan, sırlarını paylaşan, dertlerini dinleyen hizmetlisine (adeta “dadı”sına) mızıldanmak istemez mi seyirci? Bunu doğru kabul etmez, “böyle yaşayan da varmış” diye düşünmez mi? Ve tabii, kendini bu kadar özdeşleştirdiği herhangi bir karakterin söylediği yalanın, kurduğu kumpasın, izlediği stratejinin de peşinden gidebilir. (Not: Sühan'ın dadısı Şirin Sühan'dan daha konforlu! Ekranlardaki en şanslı dadı o çünkü o Sühan'ın değil, Sühan onun peşinden koşturuyor sürekli.) 

CESUR VE GÜZEL 4. Bölüm Fotoğrafları


Ben bu sezonun en entrikacı, en tehlikeli kadın karakteri olarak Cesur ve Güzel'deki Cahide'yi aday gösteriyorum! Sezin Akbaşoğulları döktürüyor resmen, döktürüyor! 

Bu noktada konuyu tartışmaya açıyorum... 

İşte yazının sonundaki anketim: 

Sizce izlediğimiz dizilerdeki olumlu/olumsuz şeylerden etkileniyor, kendi hayatımızda da öyle davranmaya başlıyor muyuz, yoksa "yok yahu, adı üstünde dizi bu, güzel vakit geçirmek için izler geçerim" mi? 

Dizilerin sonuçta bir "dizi" olduğu hatırlanmalı. Bir kurgu dahilinde ilerleyen bir senaryodan ibaret olduğu... Bunu diziyi izlerken sürekli aklın bir köşesinde tutmak, yeri geldiğinde hatırlamak iyi olabilir. Böylece seyirci hoşça vakit geçirmek için izlediğinin farkındalığını yaşar ve kendini kaptırmaması gerektiğini de bilir. 

Adı üstünde, dizi işte. 

Edebiyat Dünyasından Son Dedikodular...

Edebiyat dünyasının gündemi bazen en heyecanlı magazin haberlerini aratmıyor. Kitabını yapay zeka ile yazdığı iddia edildiği için prestijli ...