3 Eylül 2023 Pazar

BU KİTABI SAKIN OKUMAYIN!

Zülfü Livaneli, yazmakla ilgili olan kitabında, "Bence bir romanın, bir kitabın gerekliliği olmalı. Mutlaka yazılması gereken bir kitapsa yazılmalı. Eğer gerekli olmayan bir roman yazıyorsanız, o kitap için kesilen ağaca, harcanan mürekkebe, emeğe yazık" diye yazınca, çok mu ağır konuşmuş diye düşündüm ama, aklıma hemen birbirinin aynısı olan ve yüz binlerce baskı yapan romantizmi bol Wattpad kitapları geldi, hak verdim.

Yazın son ayında biraz kafa dağıtayım diye normalde pek elimin gitmediği yayınevlerinden birinden birkaç kitap söyledim. Bu kitaplardan biri Epsilon Yayınevi'nden Colleen Hoover'ın Verity adlı kitabıydı. Verity, kitaptaki karakterlerden birinin ismi ve bunun Türk okur için yeterli gelmeyeceği düşünülmüş olacak ki, kitabın Türkçe baskısına bir isim daha eklemişler: "Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı". Tamam. Olur. Sorun yok.

Kitabın arka kapağına bakacak olursam beni "tüyler ürpertecek bir psikolojik gerilim romanı" bekliyordu; Collen Hoover "içgüdülerime, bilinçaltıma ve gerçeğe meydan okuyacaktı"! Gerçeğe meydan okundu mu okunmadı mı bilmiyorum ama ben hayatımda okuduğum EN KÖTÜ kitaplardan birini okudum, o kesin. Nedensellikten uzak bir kurgu, klişenin de klişesi olaylar, berbat bir yazım dili, hiçbir psikolojik derinliği olmayan, sığ mı sığ, kağıt karakterler…

Kağıt demişken, aslında kağıt üstünde kitabın konusu umut vadediyordu: Ünsüz yazar Lowen, geçirdiği kaza sebebiyle yatalak olan ünlü yazar Verity'nin çoksatan serisini tamamlamak üzere eşi Jeremy'nin de yaşadığı malikaneye taşınır ama Verity'nin otobiyografisini okudukça dehşete kapılır. Yine kitabın arka kapağından bize takdim edildiği üzere bu aynı zamanda bir aşk kitabı ve çok geçmeden Lowen'le Jeremy arasında yakınlaşma başlıyor -zaten başlamasa şaşarız! Evet, koca Lowen, karısı Verity üst kattaki odasında yatalak vaziyette yatar ve çocukları Crew evin içinde top sektirirken, kitap serisini tamamlamak üzere "işe" ve eve aldığı Lowen'le öpüşüp koklaşıyor. Hadi Jeremy'yi geçtim de, ya sana ne demeli Lowen, kızım senin hiç mi iş disiplinin, etik anlayışın yok? Sen o eve Verity'nin çalışma odasındaki notlara bakmaya mı gittin yoksa Hanımın Çiftliği gibi malikanenin hanımı olmaya mı? Peki ya tüm bu olayların arasında psikolojik gerilim nerede, ara ki bulasın! Birkaç gıcırdayan kapı, yazarın içsesiyle yazılmış notlar ve yatalak olan Verity'nin aslında yatalak olmadığı iması olunca editörler herhalde bunun bir "psikolojik gerilim" olduğunu sanmışlar. Ya da kitap satsın diye hemen yapıştırmışlar.


Kitabın sonuna yaklaşırkenki birkaç bölümde okurda "Aaa, tamam, meğerse yazar şunu şunu anlatmak istemiş" etkisi yaratılmaya çalışıldıysa da yok, hiçbir şey bu kitabı kurtarmaya yetmiyor.


Bu kitap Mert'in Kitap Kulübü'nden içeri zinhar giremez!


instagram.com/ofluoglumert

instagram.com/mertinkitapkulubu

twitter.com/ofluoglumert

26 Ağustos 2023 Cumartesi

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR'I KONUŞMAK ÜZERE BULUŞUYORUZ


Söz konusu elinizde iyi bir kitapla keyifli bir hafta sonu geçirmek olunca, Hüseyin Rahmi Gürpınar her zaman için doğru seçim. Mert'in Kitap Kulübü'nün 23 Eylül cumartesi günkü İstanbul kitap buluşması da, edebiyatımızın bu nevi şahsına münhasır yazarının Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür romanı üzerine olacak. 30 Eylül cumartesi de online olarak Zoom'dan konuşacağız.

Aslında çok düşündüm Gürpınar'ı masaya yatıracağımız bir kitap kulübü toplantısında kitabın Ben Deli Miyim mi, Kokotlar Mektebi mi yoksa Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür mü olması gerektiğiyle ilgili. Hüseyin Rahmi Gürpınar o kadar üretken bir yazar ki, her romanı birbirinden ilginç olunca, seçmek de hayli zorlaşıyor. En son okuduğum romanda karar kıldım ben de. Günümüzün Yalı Çapkını'na benzeyen, karısını birden çok başka kadınla aldatan Şadan Bey'in çapkınlıklarını, acaba bu işin sonu nereye varacak diyerek okuyorsunuz. 

Sosyolojik gözlemleri, mizahi dili ve kıvrak kalemiyle Gürpınar'ın 1922 tarihli Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür'ünü okudukça görüyorum ki aslında ne kadar az şey değişmiş. Şimdi, önümüzdeki çağlar için benzer değişiklikleri umuyoruz. Belki de pek bir şeyin değişeceği yok. Kitaptan bazı alıntılar:

"Ta taş devrinden beri erkek, kıskançlığı uğruna kadını öldüre gelmiş, öldüre gidiyor. O vahşet zamanlarıyla bu yirminci asrın hiçbir farkı olmayacak mı?"

"Sanatta daima kurulu düzenlerden ve ahlaka dair konulardan daha yüksek gayelere fırlama şevki ve coşkusu vardır. Mutaassıplar ve Avrupa'daki kilise babaları bu hakikati anlamış oldukları için tiyatronun ve genel olarak sanatın amansız düşmanıdırlar."

"Islaha pek az meyli olan insan azmaya o kadar müsaittir ki bunun önüne ne kitap ne ceza kanunu, hiçbir geçemez."

23 Eylül cumartesi günü İstanbul'da bu kitabı konuşmak üzere toplanacağız. Detaylar burada: instagram.com/mertinkitapkulubu

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da/Adalar'da ilk kez denize girmek üzere vapurdan Heybeliada iskelesinde indiğimde üzülmeden edemedim: Böylesine önemli, şu an yaşayan pek çok Türk yazardan daha çok okunan bir yazarımızın Heybeliada'da vakti zamanında yaşadığı köşkün müze olmaması, ziyarete kapalı, atıl bir şekilde durması çok acı! Şıpsevdi tefrikasından kazandığı 700 altın lira ile satın aldığı köşkünde uzun yıllar yaşıyor Gürpınar. Heybeliada yokuşlarını bisikletiyle çıkıyor. Gelin görün ki o müze bugün kapalı... Kimin diye biraz araştırdım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mi diye. Yok, değil, Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü'nün. Güzelim köşk durduğu yerde eskiyor. Change.org'da "Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Evi Müze Olarak Açılsın, Yaşasın!" başlıklı bir imza kampanyası dahi var. Burgazada'daki Sait Faik Abasıyanık Müzesi gibi, Heybeliada'da da en kısa zamanda Hüseyin Rahmi Gürpınar müzesi açılmalı. Eminim ziyaretçi akınına uğrayacaktır.

Daldan dala atladığım bu yazıyı bitirirken, sosyal tarih olması açısından neye ne kadar para ödediğimi de düşeyim:

Adalar vapuru tek yön: 45 - gidiş dönüş: 90 lira

Ada'da balık ekmek: 95 lira

Ada'da iki top dondurma: 30 lira (bu hayli ucuz, çünkü Marmaris'te bu yaz tek top dondurmayı 40 liraya yedim!)

Değirmenburnu Plajı'na giriş ücreti: 140 lira (çok fazla denizanası vardı ve hafta içi olmasına rağmen aşırı kalabalıktı)

Mert’in Kitap Kulübü bir dernek, vakıf, herhangi bir ticari kuruluş ya da edebiyat eğitmeni bir kişinin açtığı bir atölye, kurs veya seminer değildir. Konunun uzmanı tarafından bilgi alınabilecek bir yer değildir. Ayın kitabı ve yazarı hakkında konuşup sosyalleşmek dışında farklı amaçlarla gelenlere müsamaha gösterecek bir yer kesinlikle değildir.

Mert'in Kitap Kulübü'nde moderatör dahil tüm üyelerin/katılımcıların tek özelliği kitap okumayı çok sevmeleri ve edebiyata meraklı olmalarıdır. Burada tek amacımız aynı kitabın sayfalarında gezindiğimiz insanlarla buluşmak ve sohbet etmek. Yola çıkarken, Martin Eden’daki "Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer." sözü bize cesaret verdi. “Partilemeyi”, spor yapmayı ve dans etmeyi seviyorsanız sosyalleşmek çok kolay olabilir; peki ya tam bir kitap kurduysanız? Tek istediğiniz favori kitap ve yazarınızı masaya yatırıp sizinle sohbet etmeye hazır insanlarla bu konu üstünde saatlerce konuşmaksa? Nerede bu bibliyofil insanlar? Mert’in Kitap Kulübü’nde işte tam olarak böyle bir sosyalleşme ortamı yaratmayı amaçlıyoruz.

Kitap kulübünün instagram sayfası: instagram.com/mertinkitapkulubu

13 Ağustos 2023 Pazar

YAZ OKUMALARI DURUM RAPORU: NELER OKUYORSUNUZ?


Siz yaz okuru musunuz yoksa kış okuru mu bilmiyorum, ama ben sanırım hermevsimokurum. Konu hangi kitabı ne zaman okuyacağıma gelince, işte orada kendimce bazı sınıflandırmalar yaparım. Bu kitabı yaza saklayayım, şunu sonbaharda okuyayım, o tam kışın okunacak kitap derim.

Örneğin yaz mevsimi benim için genelde seyahatte okunabilecek, sindirimi nispeten kolay kitaplar için ideal zamandır. Hatta bu dönem, normalde pek tercih etmeyeceğim bazı yayınevlerinin kitaplarını okumaktan bile çocuksu bir zevk alırım. (Epsilon gibi yayınevleri mesela...)

Bu yayınevleri çoğunlukla yurtdışında bestseller olmuş kitapları basarlar ama o kitapların konuları basittir, yazım dilleri kötüdür, hiçbir edebi nitelikleri yoktur; çeviri olan bu kitaplar derinliksiz, yüzeysel, kağıt karakterlerle, klişe hikayeleri anlatırlar; bir nevi yaz dizileri gibidirler. Hele de iyi metinlerle karşılaşmış bir okursanız size zaman kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramazlar - ama bazen kafanızı dağıtmak için buna da ihtiyacınız vardır. Her zaman iyi edebiyat okursak, hangilerinin kötü edebiyat olduğunu nasıl anlayabiliriz ki?

Peki siz şu sıralar neler okuyorsunuz? Bir kitabı, öylesine plaj çantanıza attınız diye mi okuyorsunuz yoksa onda gerçekten saklı manalar buluyor musunuz? Belki de o kitabı okuyarak sadece keyifli zaman geçiriyorsunuzdur. İtiraz yok; bu da okumak için gayet geçerli ve benim de sık sık başvurduğum bir sebep. (Görseldeki kitaplar içinde hiç tavsiye etmeyeceklerim de var.)

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert


30 Temmuz 2023 Pazar

BARBİE VE OPPENHEİMER'DAN ÖNCE İZLEMENİZ GEREKEN O FİLM

Ne Barbie ne de Oppenheimer kadar ses getirdi, oysa yakın zamanın en çok izlenip üstüne düşünülmesi gereken filmi buydu: Hüzün Üçgeni.

Ruben Ostlund'un son filmi Triangle of Sadness, yani Türkçesiyle Hüzün Üçgeni, hiyerarşiyle kara mizahı harmanlıyor. Tüketim toplumu, sınıf çatışması, zengin-fakir ayrımı, sosyal medya çağına ilişkin nokta atışı tespitleri olan bir film sunuyor.



Yaya, yaşadığı her an'ın ve yaptığı her şeyin sevgilisi Carl tarafından görüntülenmesini isteyen bir Instagram çılgını "zamane" kızı. Daha ilk sahnede Carl ve Yaya arasında izlediğimiz bir diyalog, toplumsal cinsiyet ve sosyal statü konularında da filmin lafını esirgemediğini gösteriyor. Daha çok birbirlerine Instagram takipçisi kazandırmak üzere kurulu bir ilişkileri var ama Carl bu durumdan artık son derece rahatsız. O ilişkide eşit olmayı isterken Yaya "erkek" olarak onun daha baskın ve güçlü rolleri olmasını, mesela hesabı onun ödemesini istiyor.

Film, model bir çift olan Carl ve Yaya'nın çok pahalı bir yatta lüks bir gezintiye çıkmasını, sosyetenin ultra zenginleriyle tanışmasını ve sonunda hem onlara hem de seyirciye sistemi sorgulatacak beklenmedik durumlarla karşılaşmalarını anlatıyor. Filmde günümüz ilişkilerine, kapitalizme, sınıfsal çatışmalara dair pek çok ayrıntı gizli. Gemilerde ve açık denizde geçen filmleri sevenleriniz filme ayrıca bayılacaktır. Harris Dickinson, Charlbi Dean, Dolly de Leon başrollerde.

Mutlaka izleyin.

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

23 Temmuz 2023 Pazar

MASLOW'UN İHTİYAÇLAR PİRAMİDİNDEN AŞAĞI TEPETAKLAK DÜŞMEKTEYİZ


Bir süredir Maslow'un ihtiyaçlar piramidinden aşağı tepetaklak düşmekteyiz.


Uygar bir ülkenin insanları olarak aslında piramidin birinci basamağından beşinci basamağına doğru yol almamız gerekirken, yok, rüzgar nicedir tersten esip alaşağı ediyor bizi.


Beşinci ve dördüncü basamaklardaki kendimizi gerçekleştirme, estetik ve sanatsal ihtiyaçlarımız zaten en kolay vazgeçtiklerimiz, vazgeçmek zorunda kaldıklarımız oldu. Hayallerimizi hayata geçirebilmek şöyle dursun, tiyatroya, sinemaya gitmek, hatta kitap ve dergi almak bile bir lüks haline geldi. Haliyle en kültürel aktivitemiz evde ailecek televizyon izlemek; neyse ki -reklamlar sağ olsun- o hala bedava.


Düştük mü üçüncü basamağa. Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsellik gibi ilişkiler) bu basamakta karşılamamız gereken ihtiyaçlarımız. İnsan ilişkilerinin neresinden bakarsanız bakın mayın tarlasına dönüştüğü günümüzde, kimin ne zaman patlayacağını önceden kestirebilmek mümkün değil. 'Yalnız geldik yalnız gideceğiz'i kabulleneli çok mu oldu diyorsunuz, yok yok demeyin, çıkmadık candan ümit kesilmez.


İkinci basamakta karşımıza güvenlik gereksinimi çıkıyor. Sokakta sakin sakin yürürken her an sinir krizi geçirip gözü dönen bir vatandaş tarafından bıçaklanmayacağımızın, canı öyle istedi diye havaya ateş eden magandadan bir kör kurşun yemeyeceğimizin garantisi yok.


Ve geldik en temel basamağa: Fizyolojik gereksinimlere. Nefes alma, o tamam, uyku, o da bedava, ama yemek ve su – işte oralar biraz sakat! Karnımız aç, başımızı sokacak bir yerimiz yok, barınma ihtiyacımızı karşılayamıyoruz, istediğimiz yere ulaşım sağlayamıyoruz. Kendimizi ait hissettiğimiz bir yer kaldı mı, o bile tartışılır oldu artık.


Düşünmeden edemiyor insan: Acaba biz bu dünyada yaşıyor muyuz, yoksa çile mi dolduruyoruz?


instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

9 Mayıs 2023 Salı

MERT'İN KİTAP KULÜBÜ İSTANBUL BULUŞMALARI BAŞLIYOR!

Merhabalar, sevgili blog ailem!

Uzun zamandır (yaklaşık olarak 2,5 yıldır - çünkü ilk girişimi Eylül 2020'de Mert'in Kitap Kulübü adında bir instagram sayfası açarak yapmıştım) kafamda dönüp duran, öyle mi yapsam, yok yok şöyle yapmalıyım diye herkes için en iyisi nasıl olur diye düşündüğüm kitap kulübümü başlatıyorum!

Peki nedir bu Mert'in Kitap Kulübü? Nereden çıktı?

Kim bilir? Belki de aynı kitabı okuyor, aynı sayfaya ayracımızı koyuyor, aynı karakterlere hayran oluyoruz ve aynı olay örgüsü karşısında ağzımız açık kalıyor. Tüm bunları yaparken birbirimizden ayrı olmamıza gerek yok. İşte Mert’in Kitap Kulübü, tam da bu ilhamla açıldı. Ve sizi, kitapların büyülü dünyasında aynı okuma zevkini paylaştığınız yeni insanlarla tanışıp sosyalleşmeye ve en sevdiğiniz kitaplar hakkında çay sohbeti eşliğinde tartışmalar yapmaya davet ediyor. 

Aynı kitabın sayfalarında gezindiğimiz insanlarla buluşmak istiyoruz. Yola çıkarken, Martin Eden’daki “Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.” sözü bana cesaret verdi. “Partilemeyi”, spor yapmayı ve dans etmeyi seviyorsanız sosyalleşmek çok kolay olabilir; peki ya tam bir kitap kurduysanız? Tek istediğiniz favori kitap ve yazarınızı masaya yatırıp sizinle sohbet etmeye hazır insanlarla bu konu üstünde saatlerce konuşmaksa? Nerede bu bibliyofil insanlar? Mert’in Kitap Kulübü’nde tam olarak böyle bir sosyalleşme ortamı yaratmayı amaçlıyoruz.

Mert’in Kitap Kulübü’nde kurgusal eserlere odaklanmak istiyoruz ancak yazar, kitap ve tür sınırlaması yok! Dünya klasiklerinden Türk edebiyatına, polisiyeden suça, psikolojik romandan gerilime, romantizmden melodrama, bilim kurgudan fantastiğe, büyülü gerçekçilikten gotiğe kurgunun farklı dallarında pek çok kitabı birlikte okumak ve tartışmak için sabırsızlanıyoruz. Aslında etiketlere ve kategorilere pek de inanmıyoruz. Bir sonraki sayfayı çevirirken kalbimizi heyecandan yerinden fırlatacak romanları hep beraber keşfedelim istiyoruz. Burada Sabahattin Ali’den Hüseyin Rahmi Gürpınar’a, Jack London’dan Heinrich Böll’e, Matt Haig’den Stefan Zweig’a, Agatha Christie’den Yaşar Kemal’e, Stieg Larsson’dan Stephen King’e bildiğiniz, ama en çok da bilmediğiniz pek çok yazarı tanıma fırsatı bulacaksınız. Evet, Mert’in Kitap Kulübü’nde yalnızca popüler kitaplara yer yok. Sizinle, edebiyat dünyasının kıyıda köşede kalmış nefis eserlerini de konuşmak istiyoruz. 

Kitap kulübümüze üye olmak için tek yapmanız gereken, kayıt formunu doldurmak... Böylece sizi biraz daha yakından tanımayı umuyoruz. Bir kitap türü olsaydın hangisi olurdun, ıssız bir adaya düşsen yanına hangi üç kitabı almak isterdin, ömrünün sonuna dek tek bir kitap dünyasının içinde yaşayacak olsan o kitap hangisi olurdu ve sevdiğin yazara o müthiş kurgusuyla ilgili hangi soruyu yöneltmek isterdin: Bu gibi soruların cevabını bilmek için can atıyoruz!

Mert'in Kitap Kulübü olarak ilk kulüp toplantımızı Haziran başında İstanbul'da Kadıköy/Üsküdar'da yapıp o ayın kitabını değerlendirmek istiyoruz. Ama aynı zamanda Zoom'dan/Google Meet'ten çevrimiçi olarak dünyanın dört bir tarafındaki kitap kurtlarıyla tanışmak için de heyecanlanıyoruz. 

Kitapla ve sevgiyle kalın...

Vee... Mert'in Kitap Kulübü'ne hoş geldiniz!

https://www.instagram.com/mertinkitapkulubu/


22 Nisan 2023 Cumartesi

KİTAP ALMA HASTALIĞI, YAPAY ZEKA, SEÇİMLER, ALEVİ, LGBTİQA+, İMZALI KİTAP, İYİ BAYRAMLAR


"Geçmişin tehlikesi esir olmaktı, geleceğin tehlikesi ise robot olmak" demiş Erich Fromm. Kendimizi akıllı telefonlara kaptırdığımız gibi, ChatGPT benzeri yapay zekalara da kaptırmayız umarım. Düşünmekten, üretmekten vazgeçmeyeceğimiz, neyin ne olduğunu görebildiğimiz, bol okumalı, sevgi dolu, iyi bayramlarımız olsun.

Sezonun ilk dondurmasını Caddebostan sahilindeki Beltur'da yedim. Topu 15 tl, gayet uygun fiyat. Daha da güzeli su marketten bile ucuz: 3.5 tl.

Murat Soner, Biz Kimden Kaçıyorduk Anne için: "Bir lise öğrencisi adamakıllı bir senaryo yazıp gönderse bırak çekmeyi, okumayacak olan Netflix işte bunları çekiyor!" derken, Aile için de şöyle diyor: "Şöhretli oyuncularla olmayan konuyu izleten dizi..." Tam isabetli konuşmuş!

Köfn'ün yeni şarkısı Al Aramızdan'ın klibi çıktı. Mabel Matiz'den sonra Köfn de kliplerinde cüretkar ve sanatsal denemelerde bulunmaktan korkmuyor.

Hala kararsız olan, "yok ben oy kullanmicam ya" diyen seçmen varsa, Hadise'den gelsin: "Denenmişi denemek yok. Hiç olmadı kitabımda. Olduramazsın."

Hayvan haklarını korumak için hayvan olmaya gerek yok. Kadın haklarını korumak için kadın olmaya gerek yok. LGBTİQA+ haklarını korumak için LGBTİQA+ olmaya gerek yok. Alevi haklarını korumak için Alevi olmaya gerek yok. Sadece vicdanlı olmaya gerek var. Etiketlere gerek yok.

67 milyon nüfusu olan Birleşik Krallık (İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Galler)'ta 2022 yılında 669 MİLYON FİZİKSEL KİTAP satıldı -dijitaller buna dahil bile değil. Üstelik bu, tüm Birleşik Krallık tarihindeki en yüksek satış rekoru. Matbu öldü diyenlere gelsin. Matbu ölmedi.

Kitap alma hastalığım bitmediği, aksine her an daha da fazla şiddetlendiği için, insanların kafelere gidip çay kahve içmesi gibi, ben de kitap almaya gidiyorum. Bayramın ilk günü de nöbetçi eczane arar gibi açık kitapçı aramazsın be kardeşim... Biri beni durdursun!!!

Ara ara romanlarımla ilgili imza günü yapıp yapmadığımı sorup, benden imzalı kitap isteyenleriniz oluyor. Kitabı Kitapyurdu'ndan, internetten almak yerine siz bize gönderin, hem de imzalı olsun, biz size hem kitap hem kargo parasını yollayalım diyenleriniz oluyor. Bilmiyorum; olur mu ki öyle? Üretim, tüketim ve dağıtım tek yerden... Instagram ve twitter'dan bana özel mesaj olarak yazabilir mi bu şekilde isteyenler. Bakalım, sayımızı görelim. Belki de tek seferliğine girişirim bu dağıtım işine. :)

Tekrardan herkese iyi bayramlar!

instagram: @ofluoglumert

twitter: @ofluoglumert

Edebiyat Dünyasından Son Dedikodular...

Edebiyat dünyasının gündemi bazen en heyecanlı magazin haberlerini aratmıyor. Kitabını yapay zeka ile yazdığı iddia edildiği için prestijli ...