TERS DÜZ KİTAP YORUMU/ELEŞTİRİSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TERS DÜZ KİTAP YORUMU/ELEŞTİRİSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2018 Perşembe

YENİ KİTAP NE ZAMAN?


Doğum günüm olan 21 Kasım, üç yıldır ilk kitabım Ters Düz'ün de doğum günü olduğu için, yazıya kitaptan bir alıntıyla girmek istiyorum.

İşte benim Ters Düz'de en sevdiğim yerlerden biri:

"Gece tüm ev halkı rüya görecekti, iki kişi hariç. O iki kişi vardı ki, onlar için yazılmış bir rüya yoktu. Onlar da aynı kabusu paylaşacaklardı."

Kitabı okumuş olanlarınız, bu alıntının çok kritik bir sahneden olduğunu da hatırlayacaktır.

Haftaya tam üçüncü yılını dolduracak olan Ters Düz'ün devamını ne kadar çok bekleyen olduğunu biliyorum (hiç değilse kulaktan kulağa yayıla yayıla, internette yorumları dolaşa dolaşa kemik bir okur kitlesi oluştu), serinin devamı olan kitap iki yıldır bitmiş vaziyette bilgisayarımda bekliyor. Ancak çeşitli farklı nedenlerden dolayı henüz bir yayıneviyle anlaşmadım. Zaten kağıt fiyatlarındaki artış nedeniyle, evet bir yandan kitapçıya gittiğimizde sürekli yeni kitapların çıkmış olduğunu görüyoruz ama, yayınevleri çok zor bir dönemden geçiyor.

Sadece Ters Düz'ün devamı mı? Hayır. Daha başka bir sürü farklı roman var yazdığım, yazmakta olduğum, bir köşede sessizce sırasını bekleyen... Yepyeni şeyler geliyor ama okuyucusuyla (izleyicisiyle?) ne zaman buluşacak bilmiyorum. Bunlardan bağımsız, geçen sezon yazdığım Mürekkep Kokunu İçime Çektim gibi, internet için de yine upuzun bir hikaye serisi paylaşmayı düşünüyorum. Hatta farklı kapak tasarımları yaptım, birini seçebilirsem yakında ilk bölümü paylaşabilmeyi umuyorum.

Ters Düz'ün 3. yaşı şerefine de, kitap hakkında internette yazılmış olan yorumları bulabildiğim kadarıyla 2016 yılında şu linkte toplamıştım hani, yeniden paylaşmış olayım...

Kendinize iyi bakın!

Sosyal medyada buralardayım:

instagram.com/ofluoglumert
twitter.com/ofluoglumert
facebook.com/ofluoglumert

20 Mayıs 2017 Cumartesi

BEN BOZBALIK'I ÇOK ÖZLEDİM! / TERS DÜZ




Ben ikinci kitabımı yazmayı bitirdim, hatta üçe de başladım, ama nasıl ve ne zaman çıkacağı hakkında hiçbir fikrim yok... Bir an önce çıksa da okusanız istiyorum... Bunun için sabırsızlanıyorum hatta... Ama dediğim gibi, ben de bilmiyorum... Biraz önce Youtube'a bir video yükledim, Ters Düz'ü okuyan Aynur Hanım, kitap hakkında yorum yapıp ikinci kitapla ilgili tahminlerini söylüyor. Gerçekten samimi ve sıcak bir video, izleyin.


Ters Düz'ün devamı olan, adını ve konusunu şimdilik kendime sakladığım ikinci kitabım bu yaza yetişse iyi olmaz mıydı... Ben sırlar ve entrikalarla dolu Bozbalık Köyü'nü, Ece'yi, Burak'ı, Nilgün'ü, Mehmet'i, Ali'yi, Meryem'i, Bora'yı, Melek'i ve diğerlerini çok özledim. Arada laflıyoruz, onlar da sizi çok özlemiş.



17 Ekim 2016 Pazartesi

INSTAGRAM

İtiraf ediyorum, ben son zamanlarda blogdan çok daha aktif olarak kullanmaya başladım şu Instagram'ı...

Aslında yıllarca girmemekte ısrarcı oldum Instagram'a.

Açalı daha bir yıl bile olmadı. 

Şu son birkaç aydırsa epey ilgilenir oldum...

Meğer Ters Düz okuyan daha başka ne çok insan varmış, her gün yazıp duruyorlar!

Elbette hangi blogger kitap hakkında ne demiş yazısı başka bir yerde duruyor. 

Bakın Ters Düz okuyan üç kişi şöyle yazışmış birbirleriyle. Biri beni de etiketlemiş, oradan gördüm.

Şimdi iki kişi, bu üçüncü kişiye niye Mert'i takip/follow etmiyorsun diye sormuş. :)


Üçüncü kişi de şöyle tatlı bir yanıt vermiş: 


Ne diyeyim, hepiniz çok tatlısınız "Bozbalık fanları"! :)

E haydi, sizi de eğer daha gelmediyseniz Instagram'ıma bekliyorum:

instagram.com/ofluoglumert 



11 Mayıs 2016 Çarşamba

BOZBALIK KÖYÜ'NÜ ÇİZMİŞ!


Herkese merhaba! Dün kendi yaptığım birkaç çizimimi paylaşmıştım, bugün de sıra benim için yapılan bir çizimi paylaşmakta... Ters Düz'de olayların geçtiği kurgu ürünü Bozbalık Köyü'nü okurken kafasında hayal ettiği gibi çizmiş Cihan! Şu huzurlu, sakin ve doğa harikası Bozbalık manzarasına bakınca onca sırrın, gizemin, entrikanın ve karanlıkta gizlenen diğer şeylerin Bozbalık'ta gerçekleşiyor olduğuna inanmak güç doğrusu. Eh, ne demişler, görünüşe aldanmayın! #yokböylebirköy

En öndeki evi Ece ve kardeşlerinin evi olarak düşünüp çizmiş...

Bozbalık'ın kendi sayfası için: http://bozbalikkoyu.blogspot.com.tr/

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

13 Nisan 2016 Çarşamba

TERS DÜZ GAZETEDE!

 

Benim günüm çok güzel başladı!

Ters Düz'ün en büyük hayranlarından/fanlarından biri olan Selin, Sakarya'da bir gazetedeki köşesinde bu hafta Ters Düz'ü yazmış ve gazeteyi bana postalamış. Ayrıca "Hayatın boyunca kalemin elinden hiç düşmesin" diye bitirdiği bir mektubu da beraberinde göndermiş. Selin'e bu hoş sürprizi için çok teşekkür ediyorum. Ters Düz'ün yalnızca internette yazılıp çizilmediğini, basında da ele alındığını görmek beni mutlu etti. Hiç tanımadığım, ama içtenlikle bana ulaşarak sanki tanışmışız gibi hissettiren böyle muhteşem okurlarım olduğu için çok şanslıyım. Yazını hep saklayacağım Selin, günün birinde Bozbalık'ta görüşmek üzere!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert


28 Mart 2016 Pazartesi

TERS DÜZ OLANLARIN SAYISI ARTIYOR!


Ya ne söylesem bilmiyorum ki...

Tek kelimeyle harika bir duygu bu! 

Kitapla ilgili her gün bir sürü güzel yazı geliyor, ben artık gerçekten takip edemiyorum...

Blog yazıları, mesajlar, fotoğraflar, yorumlar, tweet'ler... 

Kitabı yazarken bu kadar çok geri dönüş alacağımı beklemiyordum, hatta hiç beklemiyordum doğrusu... 

Ve inanır mısınız, şimdiye dek aldığım dönüşlerin hepsi olumlu, hepsi pozitif. Henüz olumsuz bir eleştiri yazan çıkmadı, ki hemen söyleyeyim kapım onlara da sonuna kadar açık. Herkesten bir sürü güzel şey duyuyorum her gün! Hikayeyi seven, karakterlerle bütünleşen, ikinci kitabı bekleyen bir sürü insan olduğunu bilmek nasıl bir his size anlatamam...

Sözün özü, Ters Düz okuyup ters düz olanların sayısı artıyor, heyecan çığ gibi büyüyor! Ne mutlu bana ki okuduktan sonra uzun uzun yorumlar yazarak duygu ve düşüncelerinizi, kitabı okurken hissettiklerinizi tüm samimiyetinizle, içtenliğinizle anlatıyorsunuz. Keyifle okumanıza gerçekten çok seviniyorum!

Karakterleri benden de çok sevdiğiniz, sahiplendiğiniz, inandığınız, bağlandığınız, desteklediğiniz için çok teşekkürler. Kitapta olayların geçtiği köy olan Bozbalık'sa neredeyse tüm karakterlerin önüne geçmiş, herkesin dilinde bir Bozbalık'tır gidiyor. Ne yapsak bir Bozbalık Köyü mü kursak gerçekten? Geçen okuyan biri "Okurken temiz hava doldu içime resmen" diye yazmış. Meğer öyle bir yerde yaşamaya ne çok özlemi varmış herkesin... Kitabımla en çok da bu özlemi bir kez daha gündeme getirdiği için gurur duyuyorum.

İkinci kitabın ne zaman çıkacağıyla ilgili biiiiiiiiiiiiir sürü mesaj alıyorum. Ancak ne desem boş, henüz yazım aşamasında kendisi, elbette vakti geldiğinde çıkacak. Hem belki ondan önce daha "görülebilir" başka sürprizlerim olur size, ne dersiniz?


(Burada sadece blog yazılarının linkini verebiliyorum, umarım atladığım yoktur. Yazılar çoğaldıkça bu listeyi güncelleyeceğim. Diğer sosyal mecralardan yazanlar kalbimde!) 

https://sadevederin.blogspot.com/2017/09/kitap-cikaran-blogcular-9_11.html

http://biposetkitap.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-mert-ofluoglu-kitap-yorumu.html

http://okumagunlugum.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://adammutlu.blogspot.com.tr/2016/03/ters-duz-mert-ofluoglu.html

http://bahargulce.blogspot.com.tr/2016/01/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://herseydenkonusmali.blogspot.com.tr/2016/01/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://kitapgunesim.blogspot.com.tr/2016/03/ters-duz-mert-ofluoglu-kitap-yorumu.html


http://duygusalzeka.blogspot.com.tr/2016/01/kitap-yorumu-s-duz-mert-ofluoglu.html

https://yormuyorum.blogspot.com.tr/2016/05/ters-duz-bir-mert-ofluoglu-kitab.html

http://oceannekizsevgisi.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-kitap-tantm.html


http://dikiskis.blogspot.com.tr/2016/01/taze-taze-ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://mavianne.blogspot.com/2018/05/ters-duz-mert-ofluoglunun-ilk-kitab.html

13 Mart 2016 Pazar

YAZ NE ZAMAN GELİYORSUN?


Ters Düz'le ilgili blog'larda, instagram'da, twitter'da güzel yorumlar, uzun uzun yazılar okumaya devam ettikçe mutlu oluyorum, çünkü kitabın devamı yolda, ikinciyi heyecanla bekleyen bir sürü insan olduğunu bilmek bana yazarken motivasyon sağlıyor!

Bakın en son şu linkte "Açıkçası bu kadar iyi bir ilk kitap beklemiyordum. Yazılan yorumları okudum ama yorumlar bloggerlar tarafından yazıldığı için acaba bu bir blogger desteği mi diye düşündüm fakat okuyunca gördüm ki kitap bu yorumları hak ediyor. Kurgusu, dili, betimlemeleri... Devamı için çok bekletme bizi" diye gördüm. Merak etmeyin, devamını son sürat yazıyorum!

Bir de hani şurada demiştim ya "blogger kitap çıkarttı" demesinler diye... Çünkü beni tanıyanlar biliyor zaten, ben esas yazarım, her konuda yazarım, sadece blog'um da var, hepsi bu. Yani benim için illa bir tanımlama yapılacaksa "blog'u da olan bir yazar" denilmesi daha çok hoşuma gidiyor. Öte yandan zaten her sosyal medya hesabımda kendini "yazar, blogger, hayalperest" olarak tanımlayan da benim. 

Ben geçenki yazıda havalar ısındı dedim diye mi ne, dün bugün yine birden serinledi ortalık. Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır durumu anlayacağınız. 


Yaz ne zaman geliyorsun bak gözümüz yollarda kaldı... 


Ve... Ayşe Arman Nurgül Yeşilçay'la bomba bir röportaja imza atmış bugünkü gazetede... Buyurun şu linkte Nurgül Yeşilçay, Paramparça dizisinden neden ayrıldığını ve Erkan Petekkaya'nın ona yaptıklarını anlatıyor. Yeşilçay'ın "Sen erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın!" sözü uzun süre konuşulacaktır. Okuyun derim.

8 Şubat 2016 Pazartesi

TERS DÜZ KİTAP YORUMLARI


Şu hayatta doğduğumdan beri en çok haşır neşir olduğum dört şeyi sıralasam bunlar herhalde kağıt, kalem, ayraç ve kitap olurdu. Kalemin her çeşidinden, kağıdın her çeşidinden bahsediyorum ve... ayracın da! Evet, işte bu fotoğrafta da ayraç koleksiyonumun en sevdiğim parçaları ve kütüphanemin en özel üyesi birlikte! 

Aralık ayının ortalarında çıkan ilk kitabım Ters Düz'le ilgili beklediğimden çok daha fazla geri dönüş aldım, almaya devam ediyorum. Açıkçası ben kitabın bu kadar çok okunacağını tahmin etmemiştim; kitabı önce kendim için yazmış, okunursa da tabii ki güzel olur diye düşünmüştüm. İşte bu nedenle gelen her güzel yorum mutluluk veriyor. 

Ters Düz'ü okuduktan sonra üşenmeyip üstüne bir de uzun uzun yazılar/eleştiriler/yorumlar yazan herkese çok teşekkür ederim. Güzel yorumlarınız, kitabı okurken yaşadığınız duyguları tüm samimiyetinizle anlattığınız için çok teşekkürler... Keyifle okumanıza çok seviniyorum. Kitapla ilgili her gün bir sürü güzel yazı, mesaj, tweet geliyor. İşte Bozbalık Serisi'nin ilk kitabı Ters Düz hakkında yazılan yazılardan birkaçı: 

http://sadevederin.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-mert-ofluoglu.html

http://biposetkitap.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-mert-ofluoglu-kitap-yorumu.html


http://okumagunlugum.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://adammutlu.blogspot.com.tr/2016/03/ters-duz-mert-ofluoglu.html

http://bahargulce.blogspot.com.tr/2016/01/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://herseydenkonusmali.blogspot.com.tr/2016/01/ters-duz-mert-ofluoglu.html


http://kitapgunesim.blogspot.com.tr/2016/03/ters-duz-mert-ofluoglu-kitap-yorumu.html

http://duygusalzeka.blogspot.com.tr/2016/01/kitap-yorumu-s-duz-mert-ofluoglu.html

http://oceannekizsevgisi.blogspot.com.tr/2015/12/ters-duz-kitap-tantm.html


http://dikiskis.blogspot.com.tr/2016/01/taze-taze-ters-duz-mert-ofluoglu.html


25 Ocak 2016 Pazartesi

TERS DÜZ'E ANNEANNE YORUMU


"Mertcim, canım yazarım, ailemin başarıya koşan genç yeteneği... Kitabının övgüsünü herkesten, her çevreden çok duydum... Hep kendime şunu söyledim: Kendin oku, kendi yorumunu kendin yap. Çok merak ediyordum. Okumam biraz geç kaldı (özrümü kabul et), hemen okuyayım diye düşünürken, başladığım gün beni sürükledi gitti kitabın. Başladığım gibi bitirdim! Seninle gurur duyuyorum... Bu çok değerli duyguları bana yaşattığın için canım sana çok teşekkür ederim. Eeee!.. Ben 70 yaşındaki anneanneni de serüvenci yaptın... Helal sana... Şimdi devamı olsa da okusam duygusu içindeyim... Bu büyük bir başarı... Hikaye, kurgu ve anlatım kabiliyetin 10 numara... Böyle bir başarıyı yalnızca kendini senin gibi her zaman bu emeğe sarmalayan kişiler elde eder diye düşünüyorum... Bu konumda sen emekçi, biz tüketici baksana hemen yenisini istiyorum... Duygularım o kadar çok ki, bu hızla bir kitap yazarım... Seni kutluyor ve yanaklarından öpüyor, kitabın devamını büyük merakla, heyecanla bekliyorum!" 

Bu satırlar Ters Düz'ü okuyan anneannemden... Ne güzel yazmış, değil mi? 

Bu arada kitabın devamını yazıyorum, geliyor! Takipte kalın!

31 Aralık 2015 Perşembe

TERS DÜZ'Ü OKUYUP TERS DÜZ OLMAK İÇİN 5 SEBEP


Geldi çattı yılın son günü... Koca 2015'i de devirdik ya, helal olsun bize! Bugün, günün ruhuna uygun olarak "yılın son günü yazısı" yazacaktım aslında, ama son anda, klişelerden uzak bir şey yapayım deyip rotayı tamamen başka bir yazıya kırdım ve ortaya bu 5 sebep çıktı! Şimdi dışarıda "her yerde kar var"ken, Ters Düz için bugüne dek yapılan yorum ve eleştirilerden yola çıkarak böyle bir derleme yazısı hazırlamaya karar verdim. Kitap çıkalı daha iki hafta olmasına rağmen sizlerden, okurlarımdan bir sürü güzel yorum almaya başladım. Ve her yorum, her düşünce, her fikir benim için çok kıymetli. Bu kitap yorumlarından yola çıkarak, yani aslında okuyanların yazdığı eleştiri ve yazılardan yola çıkarak yazdım bu yazıyı. Sizin/okurların cümlelerini tırnak içinde kullandım. İnsanın kendi kitabı hakkında yazması başka türlü imkansız çünkü. Ve Ters Düz'ü henüz okumayanlar için gelsin bu yazı... İnsanlar Ters Düz'ü neden okumalılar? Okur yorumlarından yola çıkarak, Ters Düz'ü okuyup Ters Düz olmak için 5 sebep. İşte başlıyoruz: 

1 - BOZBALIK

Acaba Bozbalık burası olabilir mi? 

Kitapta olayların geçtiği Bozbalık Köyü, tamamen kurgu ürünü bir köy. Ve "bu bile Ters Düz'ü okumak için başlı başlına bir sebep". Kitabın en çok övgü alan kısımlarından biri, olayların Bozbalık'ta geçmesi. Trabzon şehir merkezine bir buçuk saat uzaklıkta, Maçka ilçesine bağlı bir köy burası. Ama aman diyeyim, sakın siz de Bozbalık'ı internette aramaya kalkmayın, yoksa "Murat Boz Balık burcu mu?" gibi bir sonuçla karşılaşabilirsiniz. Çünkü dediğim gibi, Bozbalık aslında bir "yok köy", "olmayan köy". 

Bozbalık için kısa sürede çeşitli benzetmeler yapıldı. "Topladım bavulları Bozbalık'a yerleşiyorum!" diyen de var, "Kitabın son cümlesiyle apar topar Bozbalık'tan gerçek dünyaya döndüğüm için çok üzgünüm..." diyen de, "Kendime ait bir dünya gibiydi Bozbalık, kitapta geçen onca olay bile Bozbalık'ın hissettirdiği sakinliği alamıyordu benden" diyen de... Sahiden de, spoiler vermiş olmayalım, ama kitapta Bozbalık'ta yaşanan onca şeye rağmen Bozbalık'ta yaşamak isteyenlerin çıkması ve çoğalması hayli şaşırtıcı ve güzel. Kitabı yazarken Bozbalık'ın bu kadar beğeni toplayacağını tahmin etmiyordum doğrusu. (İtiraf: Ben de orada yaşamak istiyorum!) 

İlk kitap Ters Düz, Bozbalık'ın sonbahar ve kış dönemini anlatıyor (Ekim, Kasım, Aralık, Ocak). Köy halkının günlük hayatta kullandığı kelimeler, yiyecekler ve geleneklerin de bu kadar ilgi çekeceğini düşünmüyordum. Fazla spoiler vermeyeyim ama Bozbalık'taki Kalandar şöleni (ki ben de geçen yıl bizzat deneyimleyip kitaba uyarlamıştım) başta olmak üzere, hamofta reçekinin ne olduğu da bilmedikleri halde okurlarda lezzetli olduğuna dair bir izlenim uyandırmış. Yöresel lezzetlerden olan Laz böreği ve kuymağı da es geçmeyelim tabii. 

Uzun lafın kısası, Ters Düz'ü okumak için en önemli sebeplerden bir tanesi "başlı başına" Bozbalık Köyü! 

2 - ORİJİNAL KONU VE SIRA DIŞI KARAKTERLER 

Ters Düz dizi olsa Ece'ye en iyi hangi oyuncu canlandırabilir dersiniz?

Bu tanımlama da bir okurun eleştiri yazısından... "Yirmi yaşında birinden böyle orijinal bir konu ve bu sıra dışı, gerçekçi, sıcak, inandırıcı karakterleri beklemiyordum..." demiş okurum... Böyle yorumlar aldıkça, utanıyorum gerçekten... Ters Düz'ün konusu beklediğimden daha çok sevildi... O zaman henüz okumayanlar için kitabın konusunu bir kez daha hatırlatalım: 

"Trabzon'un Bozbalık Köyü'nde doğan Ece Duman'ın çocukluğu, annesi onu doğururken öldüğü ve babası başka bir kadınla evlendiği için çok kötü geçmiştir. Ece on yaşına geldiğinde, üvey annesinin hamile olduğunu öğrenir ve İstanbul’daki teyzesinin yanına taşınır. Şimdi yirmi sekiz yaşında, yakında yeni kitabını çıkaracak olan tanınmış bir yazardır. Eski hayatını tamamen geride bırakmayı başarmıştır ve hiçbir şeyin bunu bozmasına izin vermez. Ta ki, yıllardan beri hiç iletişim kurmadığı babasının kaybolduğunu öğrenene dek. Artık herkesten, kendisinden bile sakladığı geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. Ece, on sekiz yıl sonra Bozbalık'a geri döner. Köyde hiçbir şeyin bıraktığı gibi kalmadığını, her şeyin zaman içinde değişmiş olduğunu görür. O zamana dek varlıklarından bile haberdar olmadığı üvey kardeşleriyle tanışır. Kendini bir anda karmaşık bir ilişkiler ağının, karanlıkta gizlenen sırların, baş etmesi zor bir aşk ikileminin içinde bulur. Ve karşılaştığı her imkansızlığa rağmen, babasına ne olduğunu bulmaya kararlıdır. Ucunda ölüm bile olsa... Genç yazar Mert Ofluoğlu, Bozbalık Serisi'nin ilk kitabı olan Ters Düz'de, okurlarını sırlarla örülü Bozbalık Köyü'ne davet ediyor. Aşk, gizem ve beklenmedik bir ihanet. Bu köyden çıkış yok!"

Kitapta Ece'nin hayatına dahil oluyoruz. Karakterlerle ilgili şu yazımda her karakteri detaylı detaylı anlatmıştım. Ece, Burak, Nilgün, Mehmet, Ali, Kerem, Meryem, Safiye, Hasan, Bora, Melek... Ters Düz'ün karakter kadrosu epey kalabalık! 

Daha önce de söylediğim ve yazdığım şeyi tekrar hatırlatmakta fayda var: Ben bu kitabı popüler kültüre armağan ediyorum. Kitabın türü olarak yayınevi "edebiyat" tanımını uygun gördü... Kitapları kategorize etmek gerçekten zor; ama ben bu "edebiyat"la ilgili kararsızım, hatta bunu pek doğru bulmuyorum, çünkü "edebiyat" çok iddialı bir laf... Yani Ters Düz için "aşk", "macera", "gizem", hatta belki "polisiye" dururken "edebiyat" pek olmadı... Ayrıca insanın aklına daha klasik, daha başka şeyler getiriyor bu "edebiyat"... Ters Düz'ün ise "klasik olmak" gibi bir iddiası yok... Aksine, bu kitabı yıllar sonra dizisini çekmek için yazdığımı gönül rahatlığıyla, hatta büyük bir gurur ve heyecan içinde söyleyeyim... O nedenle... Ben bu kitabı popüler kültüre armağan ediyorum. Hızla tüketin, ama gene de itinayla saklayın.

3 - "YOK ARTIK! ŞİMDİ NE OLACAK?" ETKİSİ

"23 kelimede bile bunlar varsa 267 sayfada ne anlatıyor bu çocuk kardeşim?"

Ters Düz'le ilgili en çok aldığım yorumlardan birisi de, kitapta temponun, heyecanın hiç düşmediği yönünde. Özellikle de sonuyla ilgili "asla tahmin edemedim" tepkileri alıyorum, mutlu oluyorum. Kitap boyunca patlayan bir sürü bomba var. Bunları spoiler vermeden anlatmam imkansız, o nedenle biz bu 3. maddeyi kısa tutalım, okuyanlar kendileri okuyup görsün...

4 - "DİZİ/FİLM GİBİ"


Ters Düz'le ilgili yaratmak istediğim etki TAM OLARAK buydu. Kitabı okuyan herkes ama herkes, "Sahneler film gibi", "Okurken kafamda çok rahat canlandırabiliyorum", "Dizi olsa izleriz" diyor. Bu yorumlar beni gerçekten mutlu ediyor çünkü ben de Ters Düz'ü yazarken okuyanlara böyle hissettirmeyi amaçlamıştım. Zaten bu üç kitaplık Bozbalık Serisi'ni üç sezonluk bir televizyon dizisine dönüştürme hayalimi kitabın başına da yazdım. Eh, biraz hayalperest olmak güzeldir...

5 - MACERANIN DEVAM EDECEK OLMASI! 

Ve! Ben bir şeyin devam etme, devam edecek olma hissini, o şey için beklemeyi, beklerken "Acaba bundan sonra ne olacak?" diye kafamda kurmayı çok seviyorum, belki de seri kitapları ve televizyon dizilerini sevmem bundan. Çok sevdiğim bir kitap pat diye biterse ve devamı gelmezse üzülebiliyorum, çünkü biz yaşamaya devam ediyoruz da, o karakterler devam etmiyor mu? Elbette bir kitap sonsuza dek sürüp gidemez, gitmemeli, ama öyle çabucak da bitmemeli. Belki de bu nedenle, yani kendi sevdiğim tarz bu olduğu için, ilk kitabımı bir seri olarak ortaya koydum. Ters Düz, Bozbalık Serisi'nin ilk kitabıydı. Kitabın sonunda bazı olaylar çözüldü, sonuçlandı, ama yeni olayların da tohumları atıldı. Yani, seri kaldığı yerden devam edecek! Hatta ikinci (ve hatta az çok üçüncü) kitabın adı da belli! Şimdilik daha çok erken olduğundan sadece şu kadarını söyleyeyim: Serinin ilk kitabı Ters Düz'ü beğenenler ikinci kitaba ba-yı-la-cak! 

Hepinize harika bir gün ve mutlu bir yıl diliyorum... 2016'da görüşmek üzere! 




25 Aralık 2015 Cuma

LÜKSELİŞE GEÇİYORUZ!

Bu başlıkta bir yazı yazmak iki-üç yıldır aklımdaydı (bakın ay da demiyorum, yıl). Başlık ve yazacaklarım kafamda dönüp duruyordu ama yazıya dökmeye bir türlü fırsat bulamıyordum; bana çok olur böyle, yazacağım şeyleri kafamda yazar bitiririm ama yazıya geçirmeye zaman bulamam bazen. Nihayet, akşamın şu saatinde de olsa, lükselişe geçmemizle ilgili o yazımı sonunda yazabileceğim. Hayır, "yükseliş" demek istemedim, gayet de "lükseliş" demek istiyorum.


Son zamanlarda ihtiyacımız olmadığı halde ne çok şey satın aldık, alıyoruz, farkında mısınız? Karaköy'de yirmi liraya çay içiyor, hafta sonu hap kadar kahvaltılara yüz lira bayılıyoruz. Bildiğimiz boyama kitaplarını "stresten uzaklaştırır" başlığıyla yayınlandığı için yeniden ve yeniden alıyor, elimizden Starbucks veya EspressoLab kahve bardaklarını düşürmüyoruz. Peki bunları neden yapıyoruz? Kahveyi gerçekten de içmek istediğimiz için mi içiyoruz, yoksa tamamen çevremizdeki insanlar arasında kendimize bir yer edinebilmek, "kahve içen insan"ın yaşam stiline kavuşmak için mi? Hey! Tamamen kendini kandırıyorsun ve bunun için üstüne bir de para ödeyip daha da mutsuz oluyorsun, hala farkında değil misin?

Bu durumu kitap sektöründe de çok sık gözlemleyebiliyoruz. Koşun, gidin en yakındaki kitapçıya ve bakın: Kitapların içeriğinden çok kapak kalitelerinin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Sert, kalın, yaldızlı, süslü, cicili bicili kapaklar satıyor. Ama o kitaplar neyi anlatıyor? İşte bunun bir önemi yok! Bu üzücü bir durum. İçerikten çok o kitabın nasıl göründüğüne, Facebook'taki post'larımızda nasıl gözükeceğine bakıyoruz. Yani önemsiz olan her şeye! 

Örümcek Ağındaki Kız 35 liraya satılırken, benim mütevazi Ters Düz'üm internetten 10 liraya alınabiliyor. Bence olması gereken de bu. Kitap fiyatlarının acilen düşmesi gerekiyor. 

Eğer birisi bana günün birinde parasıyla nasıl rezil olacağını sorarsa, ona şiddetle Karaköy'e gitmesini söylerim! Kahvaltıyı küçücük haplar şeklinde yemeye çalışıp aç kalıyoruz, üstüne bir de 60-70 lira veriyoruz, bundan daha güzel rezillik olabilir mi? Müşteriyi kazıklama konusunda Karaköy Namlı Gurme'yi kimse geçemez. Bir de hala deli gibi önünde kuyruklar oluşturuyor insanlar. Tek kişi gitseniz sanki beş kişi gitmiş gibi 100 lira ödeyebiliyorsunuz bu mekanda. 

Karaköy Namlı Gurme ve benzeri diğer her yer bildiğiniz market peynirini sanki uzaydan gelmişçesine özelleştirir ve başına eklediği sıfatlarla o peynirin fiyatını beş katına çıkarır... 

Her şeyin "organik" olduğunu öne sürerek kahvaltı tabağı için yüz lira isteyen yerler... E tabii ki organik olacak, ya ne olacaktı? Zaten organik olmak zorunda, bu ekstra bir özellik değil ki, zorunluluk. 

Bebek'te yapılan kahvaltılar da ayrı bir gizem... Zeytin eklentileriyle kahvaltı görünümü verilmiş bir meyve tabağına neden kırk lira veriyoruz bilen var mı? İki üç armut kabuğu o kadar para eder mi sahiden?

Dem benim de çok sevdiğim bir mekan ama Allah aşkına yani... Bir liralık çay ne ara on liraya çıktı ve biz bunu normalleştirdik? 

Starbuck, EspressoLab gibi kahvecilerden neden çıkmaz olduk? Gerçekten kahve mi içmek istiyoruz yoksa kahve içtiğimizi diğer "herkes"e göstermek için mi kahve içiyoruz? 

Ve Şütte, Subway gibi yerlerde niçin içinde sadece mayonez ve salam olan bir ekmeğe yirmi lira veriyoruz?

Bizi asla doyurmayan, aksine içlerindeki katkı maddeleriyle vücudumuza zarar veren kötü pizzalara, hamburgerlere, bisküvilere niçin hala para veriyoruz? 

Özellikle de yemek alanı için bu sorular bitmez... 

Başka alanlardan başka örnekler de var... 

Örneğin üstüne para verip kendimizi kapattığımız odadan kaçış oyunları... Örneğin büyüklere boyama kitapları... 


Belki de en güncel örnek şu "büyükler için" boyama kitapları! Neymiş, içimizdeki sanatçıyı keşfederken, aynı anda gündelik hayatın tüm stresinden uzaklaşacakmışız! Yahu Allah aşkına, siz gerçekten birilerinin sizin ruh sağlığınızı iyileştirmek için mi bu boyama kitaplarını satışa çıkardığına inanıyorsunuz? Normal boyama kitaplarının başına "büyükler için" etiketi koyup, çocuk boyama kitaplarını iki lirayken yirmi liraya çıkaran bir sistem bu! Bu şekilde kuru boya satışlarını da artırdılar. Yani amaç tamamen ticari. Kimse sizin ruh sağlığınızı falan düşünmüyor. 

En basitinden, sokak simidi 1 lirayken aynı simidi pastaneden alınca o simide 2 lira veriyoruz. Tiyatro oyunları, sinema filmleri giderek pahalılaşıyor. Ama aynı zamanda AVM'ler tıklım tıklım. Bu da garip bir çelişki. İşte tüm bunlar çok ciddi araştırma konuları. Mesela sosyolojik perspektif bu "hiçbir şey almamıza gerek olmadığı halde her şeyi almak istememiz" durumlarını "sosyal ilişkilere dahil olabilmek, arkadaş edinebilmek için" diye açıklarken, psikolojik perspektife göre bu sonu gelmeyen alma alışkanlığımız "yalnız olduğumuz bu çağda alışveriş bize tatmin sağlıyor" diye açıklıyor. Anlayacağınız bu konular benim burada yazdığım kadar yüzeysel ve basit değil... 

Her geçen gün yeni bir akıllı telefon çıkıyor ve senden, sendeki eski(yen) model diye üzülmen bekleniyor. Bu, firmaların senin duygularınla oynadığı kirli bir ticaret, bunu anla artık! Elbette her gün yeni bir model çıkararak daha, daha, daha, dahA, daHA, dAHA ve DAHA çok para kazanmaya çalışacaklar, ama bu sendekinin eskidiği anlamına gelmez, kesinlikle gelmez. Eğer olaya böyle bakarsan her gün her şeyini yenilemen gerekir. Yeni bir telefon da neymiş ki? Yeni bir klima, yeni bir televizyon, yeni bir bilgisayar, yeni bir araba ve hatta yeni bir ev de alman gerekir. 

Uzun lafın kısası... Artık her şeyin fiyatı arttı. Gereksiz yere arttı. Ve biz hala saçma bir ısrarla almaya devam ediyorsak, bir simide yirmi lira vereceğimiz gün de gelir, bir çaya yüz lira vereceğimiz gün de... 


"Kitapta olaylar hızla başlıyor ve heyecan hiç duraksamıyor. Karakterler sıcacık ve inandırıcılıkları oldukça yüksek olmuş. Sanki Melek’le Bora’nın saçlarını okşadım okurken... Ayrıca betimlemelerle de beni Trabzon’un olmayan Bozbalık Köyü’ne götürüp getirdi yazar."
Bu cümleler kitap hakkında yazılan yeni bir eleştiriden... Ama ya hayır... Ben bu samimi, sıcacık, içimi ısıtan yorumları beni hiç tanımayan, sadece kitabımı okuyan insanların yaptığına inanamıyorum!
Daha kitap çıkalı iki hafta oldu, ama bilmiyorum bu okuduğum kaçıncı güzel eleştiri... Henüz kötü bir yorum almadım!
"Kitapların, dizilerin metropollerde geçmesi zorunluymuş gibi bir algının oluştuğu günümüzde, kitabını Trabzon’un bir köyünde geçirmeyi seçmiş olması çok güzel... Büyük şehir koşuşturmacasından sıkılmışsanız, bir yerlere kaçabilecek bir tatil arıyor fakat bulamıyorsanız, şöyle yemyeşil huzurlu bir yerlere gidip kafa dinlemek arzusundaysanız, Bozbalık’ta size de yer var!"

İlginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ediyorum... Sizden de yorumlarınızı bekliyorum! Çok güzel hafta sonları diliyorum! (Aman bir şey almadan önce iki kez önce düşünün artık!)

NOT: FİYATI NE OLURSA OLSUN ALMAKTAN VAZGEÇMEDİĞİM TEK ŞEY KİTAPLAR OLACAK SANIRIM. BUGÜNE DEK KİTABA VERDİĞİM PARAYLA KENDİME ÜÇ BEŞ TANE EV FALAN ALABİLİRDİM BELKİ... (TAMAM, BİRAZ ABARTTIM AMA İKİ EV ALIRDIM GARANTİ!) 


Dünya Kupası ve Kariyer Mesajı

Kim demiş 40'lar başarı zirvesine oturmak için çok geç diye? Vozinha'nın cevabı sahadan geliyor. Başarı hikayeleri anlatılırken gene...