Cumartesi günkü Happy Birthday Ters Düz partisinden geriye kalanlar... Pastanın üstündeki üç mum serinin üç kitabını simgeliyor... Gerçi kurbanı olduğum hacker'lar yüzünden, serinin yazmakta olduğum ikinci kitabı yok oldu... Yaptığınız bir yemeğin balkondan aşağı dökülmesi gibi bir şey bu... Kalanlar yerde ama bundan sonra yapacağınız hiçbir yemeğin lezzeti o ilkininki gibi olmayacak... Neyse, Ters Düz çıktı ve bugünden itibaren kitapçılardaki yerini aldı! Ama eğer İstanbul dışında yaşıyorsanız kitapçılara koşmak için birkaç gün daha bekleyin ki kitaplar gelmiş olsun. Ve siz siz olun, sakın internette gördüğünüz her şeye tıklamayın!
Öncelikle... Samimi ve sıcakkanlı yorumlarınız, e-mailleriniz, hatta (twitter ve facebook üzerinden) yolladığınız mesajlarınız için çok teşekkür ederim. Şaşırtıyor, bazen de utandırıyor beni bu mesajlarınız. O kadar güzel şeyler yazıyorsunuz ki, gerçekten mutlu oluyorum. Gerçekten çok teşekkürler!
Biliyorsunuz, cumartesi günkü Happy Birthday Ters Düz partisi için kafa patlatmaya tam bir ay öncesinden başlamıştım. Bu, aile içinde yapılacak bir kutlama (son günlerde pek moda oldu bu sözcük, hadi biz de kitap lansmanı diyelim) olacaktı ve ben sırf bu yüzden 21 Kasım'daki doğum günümü kutlamamış, Ters Düz kitabımı elime aldığımda Ters Düz'ün doğum günüyle benimkini bir kutlamaya karar vermiştim. Bunun tarihini de kitapları 1 Aralık'ta elime alacağımı düşünerek 5 Aralık olarak belirlemiştim. Ancak kitapların matbaadan çıkması gecikti, hatta o kadar gecikti ki, 5 Aralık günü, yani Ters Düz'ü kutlayıp pasta keseceğimiz gün kitaplar hala benim elimde olmayacak gibiydi. Ben de, yayıncımın matbaaya kitapların geç kalmışlığını yeterince iyi anlatamaması sonucu, "Mert" dedim kendi kendime, "ipleri eline almalısın" ve matbaayı basmaya karar verdim! Bu işin şakası tabii. Yayıncım bana matbaadaki birinin telefon numarasını verdi "Ben anlatamıyorum al sen konuş" diye. Ben de cuma günü o kişiyle konuştum ve cumartesi kitaplarımdan almam gerektiğini söyledim. Meğerse zaten bu kitap basılmış, yani şöyle ki, geriye bir tek kapak ve sayfaları birleştirme işlemi kalmış, buna da "ciltleme" diyorlar. Matbaadaki kişi bana cumartesi sabahı bu işi halledeceğini söyledi. Telefonlaştık. Ben de cumartesi günü, sırf pastayı kuru kuru kesmeyelim, kutlama partimizde söz konusu kitaplar da olsun diye, üşenmedim, metrobüse binip ta Cevizlibağ'a kadar gittim. Kitapları almak için matbaaya gideceğimi sanıyordum ama matbaadan biri kitapları metrobüs çıkışına getirmişti. Ben de kitaplarımı aldım ve kutlama hazırlıkları için tekrar metrobüsle geri döndüm. Bu örnekte de gördüğünüz gibi, bir şeyi kafama koydum mu yapmakta üstüme yoktur!
Pasta için tam iki haftadır kafamdaki pastayı yapacak bir pastane arıyorduk... Sonunda o pastaneyi bulmuş ve cuma günü Ters Düz'lü pastam için özel sipariş vermiştik... Ters Düz'ün kitap kapağını pastanın üstüne bastırdık. Biraz pahalı oldu ama benim için anlamı büyüktü. (Pastayı sipariş ettiğimiz pastanedeki kadın pasta için gerektiğinden fazla özen göstermiş belli ki, zira pastanın kenarlarına çiçekler, kalpler, boncuklar serpiştirmişti. Konseptimize pek uymasa da, belli ki ince düşünmüş... Bu süslemeleri üstünden çıkarsam mı çıkarmasam mı derken çıkarmadım, emeğe saygı...)
İşte sonunda Ters Düz pastamla Ters Düz kitaplarımı aynı karede fotoğrafladığım an!
Pastanın üstüne bir tane mum koyacaktım. Sonra rastgele üç mum koydum... Sonra baktım ki, çok da anlamlı olmuş! Çünkü Bozbalık Serisi üç kitaptan oluşuyor ve işte ilki Ters Düz çıktı. Bu üç mum, serinin üç kitabını simgelesin o halde! Hüüüüüf!
Öhöm öhöm... Hangi kameraya bakıyoruz?
İki yaşındaki kuzenim de kitabımla objektiflere poz veriyor... (Tabii flaşlar patladıktan sonra ben kitapları onun elinden hızla alıyorum! Yırtar mırtar...)
Pastanın dışının bembeyaz olduğuna bakmayın. Pasta çikolata ve frambuazlı. Mmmmmm... Nefisti... (Ama şekeri biraz az gibiydi...)
Kendi doğum günümü Ters Düz'ün çıktığı gün yaparım diyerek ertelemiştim ya hani, valla ne yalan söyleyeyim ben bu işten zararlı çıktım, çünkü bu kutlama tamamen Ters Düz'ün doğum gününe döndü ve benim partim bildiğiniz arada kaynadı. (Canım ailem her zamanki gibi hediyelerini almışlardı ama akrabalar baya baya unuttu doğum gününe geldiklerini!) Şaka bir yana, 20 yaşına girdiğim şu günlerde ilk kitabımı çıkardım. Hatta bence geç bile kaldım bunun için, yani ilk kitabım 17-18 yaşlarımda da çıkabilirdi, neyse, zaten kitabın teşekkür kısmında yazdım bunları...
Anlayacağınız, cumartesi günü kutlamamızı da son derece güzel bir şekilde yaptık... Ama... Aslında yazar Mert'iniz o gün hacker'ların son kurbanı olmuştu... Yani Ters Düz'ün çıktığı gün resmen ters düz olmuştu...
Şimdi şöyle...
İnternete yirmi dokuz kasımda hacker'lar yeni bir virüs salmış... Ben de bir dizi izleme sitesi üzerinden otuz kasımda bu virüsün kurbanı oldum ve bilgisayarımdaki tüm dosyalar (fotoğraflar, yazılar, her şey işte) bir anda şifrelendi. Oradaydılar, ama açılmıyorlardı, içleri boş gibi görünüyordu. Şifreyi kaldırmak için binlerce dolar talep ediyorlardı. Sekiz bin fotoğrafım ve Ters Düz'ün devamı olarak yazdığım yeni romanımın dosyası bir anda silindi. Şanslıyım ki internet çağındayız ve bu fotoğrafların bin tanesi falan zaten blog'umda, ama ya diğer fotoğraflar ve yazılarım ne olacak? Hepsi silindi işte... İşte teknoloji çağının böyle zararları da var... Tek bir tık yüzünden tüm geçmişim bir anda silindi. Virüs yeni çıktığı için henüz çözümü de yok, yani ben bu virüsün ilk kurbanlarındanım. Virüs o kadar yeni ki, daha internette hakkında yazılmış sadece birkaç "Help me!" cümlesi var, hepsi bu.
Binlerce fotoğrafımın silinmesine de üzüldüm elbette, ama en çok, o roman dosyalarımın silinmesine üzüldüm... Özellikle de Bozbalık Serisi'nin yeni kitabı olarak yazdığım roman dosyamın silinmesine... (Yani silinmek dediğim şifrelenmek, yukarıda açıkladığım gibi.) Bir romanım piyasaya çıkarken, yazmakta olduğum bir diğeri hacker'ların eline geçerek "orada bir köy var uzakta" misali oldu... Ah! Keşke daktiloyla yazsaymışım romanımı! İşte teknoloji çağının kötü yanlarından biri!
Yaptığınız bir yemeğin balkondan aşağı dökülmesi gibi bir şey bu. Kalanlar yerde ama bundan sonra yapacağınız hiçbir yemeğin lezzeti o ilkininki gibi olmayacak. Ben de elbette kendi yazdığım romanı unutmadım (üçte birine kadar yazmıştım), hala yazabilirim ama aynısı olur mu? Olmaz. Bakalım neler olacak...
İşte böyle...
Ama yine de çok sevinçliyim kitabım çıktığı için. Ters Düz bugün kitapçılara dağıtıldı sanıyorum. Eğer İstanbul dışında yaşıyorsanız kitapçılara koşmak için birkaç gün daha bekleyin ki kitaplar gelmiş olsun. Ve siz siz olun, sakın internette gördüğünüz her şeye tıklamayın!