UÇURUM ZAMANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UÇURUM ZAMANI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2023 Çarşamba

KİTAP ALINTISI

"Kar etrafı mistik bir ışımayla esrarengiz bir şekilde aydınlatıyor ve karanlığa saklanmış çam ağaçlarının arasındaki evlerine masallardakine benzer bir görünüm veriyordu." 

Alıntı, Ters Düz'ün devamı olan Uçurum Zamanı'ndan... 

Kız kardeşlerin hikayesi devam ediyor.

Bozbalık Köyü'ne davetlisiniz.

Kitaplar Kitapyurdu'nda

twitter.com/ofluoglumert

instagram.com/ofluoglumert 

27 Ekim 2022 Perşembe

UÇURUM ZAMANI'NA YENİ BİR OKUR YORUMU

Uçurum Zamanı okur yorumları devam ediyor. Yeni bir okurumun Instagram'da kitabı yorumladığı yazısını aktarıyorum:

@okurseveresra: 

Mert Ofluoğlu / Uçurum Zamanı
 
"Bozbalık Üçlemesi’nin ilk kitabı Ters Düz (sayfamda yorumu var) bir ölümle bitmişti. Serinin ikinci kitabı Uçurum Zamanı aksiyon, entrika, sırlar, ölümler ve aşklar barındıran, her sayfasında sizi içine çeken harika kurgusuyla devam ediyor. Akıcı ve samimi bir dille yazılmış. Onun için olayları okumuyor, yaşıyorsunuz. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. Yazarımıza @ofluoglumert bu güzel kitabı için çok teşekkür ederim. 
 
Ece, üvey kardeşi Nilgün’ü yaşananlardan uzaklaştırmak için kampa gönderir. Kampta aşkı bulan Nilgün eve döndüğünde eskisinden de kötü durumdadır. Sakladığı sır ve hissettiği aşk onu içten içe bitirir.
 
Kocası Ali ile boşanmalarına sebep olarak Ece’yi suçlayan Meryem öyle bir plan yapar ki Burak’la Ece’yi ayırmakla kalmamış, tüm dengelerin sarsılmasına sebep olmuştur. 
 
Saklanan sırra bir ortak daha çıkmış, mesajlarıyla Ece’ye zor günler yaşatmaktadır. 
 
Haziran ayında bir gün öyle bir fırtına çıkar ki tüm doğa şartlarını zorlar. Ağaçlar devrilmeye, çatılar uçmaya başlar. Bozbalık’ta olan bu olağanüstü fırtına sadece çevreyi değil insanların birbirleriyle de yaşadıkları bir fırtınaya dönüşür. Gerçekler su yüzüne çıkarken, götürdükleri neler olacaktır?"

23 Mayıs 2022 Pazartesi

MERT OFLUOĞLU - UÇURUM ZAMANI RÖPORTAJI

İyi bir edebiyat eseri okumaktan daha fazla tatmin edici çok az, belki de tek bir şey var ve o da, eseri objektif bir şekilde okuyup değerlendiren usta işi bir roman kritiği okumak... Uçurum Zamanı’nı okuyan Müge İplikçi’nin soruları, romanın kuytularında kalmış köşelere öyle güzel ışık tuttu ki, yazarı olarak beni bile gerek röportaj sırasında gerekse sonrasında çokça düşünmeye itti. Müge Hoca’nın bir sürü tecrübeli yazarı ağırladığı Zeytin Dalı programına konuk olmak benim için unutmayacağım bir deneyim oldu. Söyleşimizde kitabın ana karakteri olarak tanımladığım Bozbalık Köyü çerçevesinde zaman ve mekanın önemini, romanın merkezindeki kadın karakterler arasındaki çatışmayı, polisiye olay örgüsünü ve daha pek çok şeyi konuştuk. Ben de, konuştuklarımızın bir kısmını yazıya dökerek, birkaç bazı eklemeyle buradan sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar efendim... 

"ÜÇLEME; ÇÜNKÜ ANLATACAKLARIM TEK KİTABA SIĞMADI!"

Bir üçleme fikriyle yola çıkan genç bir yazar var karşımızda... Sizin yaşınızda bir yazar neden üçleme yazmaya girişti? 

Bunun aslında çok basit bir cevabı var: Anlatacaklarım tek bir kitaba sığmadı! Bozbalık Üçlemesi’nin başı ve sonu 2012’den beri belli. Benim lise yıllarımda oluşturduğum, o yıllarda yazdığım bir roman bu. Ters Düz, 2015’in sonunda yayımlandı ama aslında ben onu 18 yaşında tamamladım. Uçurum Zamanı’nı da 2016’da yazdım ama o da ancak 2021 gibi çok geç bir tarihte yayımlanabildi. Ters Düz’ün ilk cümlesini yazarken, son kitabın son cümlesi bile kafamda netti. Olaylar, karakterler dahi kesindi. Ben yıllar içinde kafamdakileri oturup kâğıda döktüm sadece. Bu üçlemeyi, ister birbirinden bağımsız üç ayrı kitap, ister iki bin sayfalık tek bir roman olarak ele alabilirsiniz.

Bir röportajınızda diyorsunuz ki, Uçurum Zamanı’nda kahramanımız aslında bir mekan: Bozbalık. Ece Duman çok rahatlıkla kahramanımız olabilecekken, hayır diyorsunuz ve Bozbalık Köyü’nü karşımıza bir kahraman olarak çıkarıyorsunuz. Neden?

Bozbalık Üçlemesi’nin her kitabında bir sürü insan var ama ana karakter olayların geçtiği Bozbalık Köyü. Ve zamanın kendisi. Ters Düz’de köyün sonbaharını anlatıyordum. Uçurum Zamanı’nda köyün kışına ve ilkbaharına tanıklık ediyoruz. Serinin son kitabında da tekrar sonbaharı ve ilerisini göreceğiz. Böylece üçleme aslında bir mekanda yaşayan insanların bir yıllık süre zarfında geçirdiği dönüşümleri ele almış oluyor. Zaman geçerken karakterler bıraktığımız noktada kalmıyor, onlar da çok fazla değişip dönüşüyor. Fizikselden ziyade psikolojik bir dönüşüm bu... Bozbalık’sa hayali, kurgu ürünü bir köy. Bir o kadar da haritadaki koordinatları belli aslında! Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı bir dağ köyü. Romanlar için bu doğa harikası, ormanlarla çevrili küçücük köyü kurguladım ve içini görünürde renkli, gerçekteyse sır küpü karakterlerle doldurdum.

"BOZBALIK KENDİ OLARAK KALABİLMEK, VAR OLABİLMEK İSTİYOR" 

Uçurum  Zamanı’nda çok sayıda karakter var. İnsan okurken şunu düşünüyor: İnsanın olduğu her yerde hakikaten çok büyük bir cehennem var. Peki, Bozbalık kahramanımızsa, bu kahramanın temel yarası nedir?

Bu sorunun yanıtını üçlemenin final kitabında veriyorum. Uçurum Zamanı’nda alttan alta son kitapta neler olabileceğinin sinyalini vermeye çalıştım. Kitabın bir sahnesinde köyde bir fırtına oluyor ve orada doğanın köye yaptığı tahribatı görüyoruz. O an için karakterler en kötüsünün bu olduğunu düşünüyor belki de. Ancak köyde etkisini giderek göstermekte olan çok ciddi bir yapılaşma mevzusu var. Karakterlerimiz henüz bilmiyor ki doğadan ziyade insanın vereceği tahribat gelmekte Bozbalık’a. Bozbalık aslında kendi olarak kalabilmek, var olabilmek istiyor. Ama insanlar buna ne ölçüde izin verecek, bu üçüncü ve final kitabının konusu.

Sözü açılmışken, kitabın final sahnesinde gördüğümüz fırtına, mekan karakterlerimizin simgesel düşmanı mı?

Şimdi, kitabın yazarı olarak düşünüyorum da, Bozbalık Üçlemesi’nde doğa insana yeniden başlama imkânı sunuyor belki de. Ters Düz’ün sonlarında şöyle bir cümle vardı: “İki kız kardeş, isteyerek veya istemeyerek yaptıkları her şeyin, karın zarafetinde yıkanıp kaybolmasını dilediler.” Yağmaya başlayan o karın altında pür-i pak olmak istediler. Aslında, affedilmek istediler. Uçurum Zamanı’nın finalindeki fırtına da bir şekilde herkesi eşitleyip haklıyla haksızın, dürüstle yalancının, cesurla korkağın açığa çıkmasını sağlıyor. Aslında o fırtına, karakterlerimizin düşmanı değil, dostu. Fırtınadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Bunun izlerini de üçüncü kitapta göreceğiz zaten.

"ANNE, ÜVEY ANNE VE KIZ KARDEŞ ÇATIŞMASINI İŞLEMEK İSTEDİM" 

Şimdi kahramanlara gelmek istiyorum... Çok kalabalık bir ekip var karşımızda. Özellikle de Ece, Nilgün, Münevver gibi kadın karakterlerin ön plana çıktığı bir kitap okuyoruz. Bu kadınların kendi iç dinamikleri neler?

Kadın karakterler kesinlikle ön planda. Ece’nin “erkekleri” de var elbette; Burak, Ali, Kerem. Ama bu bir kadın hikayesi. Ece-Nilgün, Nilgün-Münevver ve Ece-Münevver arasında hem geçmişten gelen hem de halihazırdaki konum itibariyle türlü türlü çatışmalar var. Bu çatışmalar bitmiyor. Daha çok bu üç kadının birbiriyle olan ilişkisini irdelemek istedim. Ters Düz’de Ece Duman’ı yirmi sekiz yaşında, yakında yeni kitabını çıkaracak olan, geleceği parlak bir yazar, İstanbul’da tek başına yaşayan, kendi ayakları üstünde duran şehirli bir genç kadın olarak tanıdık. Pek çok yaşıtına göre çok daha olgun, çünkü küçük yaşında çok şey yaşamış ve hayat da onu erken olgunlaşmaya mecbur kılmış. Annesiz büyümüş. Onu babası ve amcası büyütmüş. Babası Kadir, sonradan Münevver’le evlenmiş. Münevver ona iyi bir anne olmamış, kötü davranmış, ondan nefret etmiş; başka bir kadının çocuğu olduğu için onu Kadir’le gerçek bir karı-koca olmasının önünde bir engel olarak görmüş. Ne Münevver Ece’yi, ne de Ece Münevver’i sevmiş. Ece çocukken çeşitli sebeplerle köyü terk edip İstanbul’a gelen bir karakter. Ve yıllar sonra babasının kaybolduğunu öğrenince köye geri dönmek durumunda kalıyor. Üvey annesi Münevver şimdi ortalarda yok. 

Çok ilginç bir öyküsü var Münevver’in...

Ece on yaşındayken Münevver’in hamile kaldığı bebek, yani Nilgün, Ece yıllar sonra köye geri döndüğünde on yedi-on sekiz yaşlarında bir kız olarak çıkıyor karşısına. Tabii yine çeşitli sebeplerle aralarında, daha çok Nilgün’den Ece’ye karşı bir birbirlerinden hoşlanmama durumu var. Bu anne, üvey anne ve kız kardeş çatışmasını işlemek istedim.

Ve bayağı da çatışıyorlar aslında...

Çatışıyorlar, evet! Spoiler vermeden konuşmam zor, o nedenle tam da bu noktada susma hakkımı kullanmak istiyorum.

Bir de Meryem var tabii. Uçurum Zamanı'nda kadınlar bitmiyor! Meryem’i konuşalım biraz...

Meryem, Bozbalık’tan çıkamamış bir karakter. Nilgün de öyle ama o Uçurum Zamanı’nda nihayet şeytanın bacağını kırıp kısa da olsa bir çıkıyor! Meryem, Bozbalık’tan çıkamamış bir karakter olsa da, köyün “aura”sı olan, iddialı da bir kadını. Bozbalık kurgu ürünü bir köy ama Meryem o köy standartları içinde hayli iddialı, çekici bir karakter. Ne zaman ki Ece İstanbul’dan oranın havasını solumuş biri olarak köye geri dönüyor, çocukluk arkadaşı olan Meryem ister istemez onda biraz başka bir hayatını görüyor. Köyden gitseydi belki o da daha farklı bir kadın olabilirdi. Başarılı bir kariyeri olan Ece, ışıltılı bir insan. Meryem biraz da ondaki bu ışıltıyı kıskanıyor. İşin içine çeşitli aşk durumları da girince, Meryem, Ece’den pek hazzetmeyen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

"BU KİTAPTA MÜNEVVER'İN KAYBEDECEK BİR ŞEYLERİ VAR. MERYEM'İNSE KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİ YOK, CANINDAN BAŞKA"

Şimdi gel buraya Münevver Kara’yı da koy! Münevver ve Meryem, cidden “femme fatale” gibi çıkıyorlar karşımıza... Bu iki kadının kitap boyunca bize ne tür bir denge sağladığını da sizden öğrenmek istiyorum. Münevver Kara ve Meryem Uzun’un birbirine benzeyen yanları neler?

Birbirlerine benzeyen yanları var mı, emin değilim. Ters Düz’ü geride bırakarak, Uçurum Zamanı özelinde konuşuyorum. Bu kitapta Münevver kaybedecek bir şeyleri olan bir kadın artık. Nilgün ve Ece’yle ilişkisinde “çeşitli” gelişmeler oluyor ve belki de Nilgün tarafından kendisine verilen ikinci bir şansla elindekilerin değerini anlıyor, anlamaya başlıyor. Dolayısıyla Münevver bu kitapta çok da gözü kara bir karakter değil. Meryem’inse kaybedecek hiçbir şeyi yok. Tam anlamıyla hiçbir şeyi yok; vereceği bir candan başka. Hikâyenin bir noktasında bu iki karakterin yolu bir noktada kesişiyor ve kısa bir süre için de olsa bir ittifak yapılıyor. Meryem akıllı bir kadın. Münevver’se, hiç de öyle görünmemesine, hatta köylülerce “deli” olarak etiketlenmesine rağmen, belki de oradaki herkesten çok daha akıllı bir kadın. Meryem duygularıyla, Münevver’se aklıyla hareket ediyor. Üstelik dediğim gibi, hiç de “yarım” filan değil aklı! Neyin ne olduğunun çok farkında bir karakter.

Burada bir parantez açmak istiyorum: Doğrusu, Münevver’i daha çok okumak istedim... Sanki orada frene basmış, “daha ileri gitmeyeyim, burada durayım” demişsiniz gibi geldi. Doğru mu bu tespit?

Her ne kadar Münevver üç ana kadın karakterimden biri olsa da, ben Uçurum Zamanı’nda Ece ve Nilgün’ü anlattım. Final kitabı için Münevver’i ve onun geçmişinde gizli bıraktığım yanları açığa çıkaracağım, ilginç sürprizlerim var.

Gelelim şimdi Hasan ve Kadir kardeşlere... Onlar, bu kadın ordusuna karşın iki erkek olarak olayların akışına acayip yön veren figürler...

Yön veriyorlar, hem de çok ilginç bir şekilde: İkisi de aslında kitapta yok. Buna rağmen olaylara yön veriyorlar. Ama bu karakterlerin geçmişte yaptıkları hatalar ya da seçimler, kadınlarımızın hayatını etkilemiş, etkilemeye de devam ediyor.

O yanı çok güzel vermişsiniz...

Teşekkür ederim... Şu anda olmayan bu karakterlerimizden bir tanesi, kitapta daha sonra bir kedinin adı olarak yer alıyor: Kedi Kadir. 

"BİR BAŞKOMİSER ZATEN SUÇLULARIN PEŞİNDEDİR. SIRADAN BİR EV KADININ DAHİL OLDUĞU POLİSİYELER BANA DAHA CAZİP GELİYOR." 

Uçurum Zamanı bir polisiye mi?

Kesinlikle öyle.  Ben dedektiflerin ya da başkomiserlerin başrolde olduğu polisiyeleri değil, sıradan, gündelik yaşamın içindeki insanların hayatlarına devam ederken kendilerini birdenbire içinde buldukları, dahil oldukları polisiyeleri daha çok seviyorum. Sonuçta bir dedektif ya da başkomiser zaten suç ve suçlularla ilgilenmek durumunda; onun hayatının bir parçası bu. Ama kendi halindeki bir ev kadını, köyde yaşayan bir kızcağız ya da yazar bir kadın kendini böyle bir polisiye olaylar örgüsünün içinde bulunca onların buna nasıl reaksiyon vereceğini düşünmek ve bunu yazmaya çalışmak bana daha cazip geliyor. Çünkü ben de okurken bundan keyif alıyorum. Elbette Bozbalık Üçlemesi’nde de olaylar bir köyde geçtiği için, yaşanan her türlü polisiye vakada iz süren, araştıran bir jandarma komutanımız var. Ama asıl karakterimiz o değil. Onun bakışından pek görmüyoruz olanı biteni. Bir yandan kendi özel hayatındaki sorunlarla boğuşan, bir yandan mesleğini icra etmeye çalışan herhangi bir insanın karıştığı polisiye olaylar var Uçurum Zamanı’nda. Şunu da söylemek isterim: Bir polisiyede illa bir cinayet olması gerekmiyor. Yapılmaması gereken şeyleri kim yapıyor sorusu olması önemli. Buna birini öldürmek de dahil, çok daha basit bir hırsızlık da, entrikalı bir şantaj da. Uçurum Zamanı’nda da polisiye hem o bildiğimiz, klasik anlamdaki polisiye olarak var hem de diğer şekillerde. Hatta, Ters Düz’den farklı olarak tek değil, ayrı ayrı birkaç tane polisiye olay örgüsü var. Bunun haricinde, Uçurum Zamanı bir aşk ve doğa romanı.

Son olarak, Bozbalık Üçlemesi’nin üçüncü kitabı ne zaman çıkacak?

Onu henüz yazıyorum. Ama öncesinde, çekmecemden, bilgisayarımdaki tozlu (!) dosyalardan çıkardığım bir başka roman var. 2018 yılında yazmıştım. Şimdi onu baştan yazıyorum ve zannediyorum ki üçlemenin son kitabından önce bu bahsettiğim yeni roman gelecek. Bundan sonra devam etmek istediğim tarza  daha uygun stilde bir roman. Elbette Bozbalık Üçlemesi de etkileyici, belki de üçlemenin en iyi kitabı olacak bir romanla kapanış yapacak. 

Ters Düz ve Uçurum Zamanı'nı Kitapyurdu'ndan inceleyip satın alabilirsiniz: https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html)

instagram.com/ofluoglumert

5 Mayıs 2022 Perşembe

KELİME OYUNU'NA KATILDIM!

Ali İhsan Varol'un sunduğu, ekranların "en naif ve zarif" yarışma programı Kelime Oyunu'nu yıllardır severek izliyorum. Sonra dedim ki, neden ben de katılmayayım? Daha doğrusu ben demedim de annemler çok istedi. Başvuru yaptım, gönderdim. Aradan üç beş ay geçti. Geçen gün telefonum çaldı: "Mert Bey, eğer uygunsanız sizi iki gün sonraki çekime bekliyoruz." Biraz acele ve son anda oldu, üstelik o akşam da bir tiyatro oyununa gidecektim. İkisi de birbirine çok ters yerlerde... Haftalardır boşum, iki etkinlik gele gele aynı güne denk geldi, iyi mi! Ben, yarışmacıları evlerinden, en azından Kadıköy ya da Beşiktaş gibi merkezi bir yerden araçla aldıklarını zannediyordum. Yok, meğer kanala tıpış tıpış kendi başınıza gitmeniz gerekiyormuş! Kayda değer bir para ödülü olmamasına rağmen Kelime Oyunu'nun yıllardır bu kadar çok sevilmesinin ve sürekli bir sürü yeni insanın yarışmaya başvurmasının sebebi, Ali İhsan Varol'un sunumu ve yarışmacıları hoş tutan yaklaşımı olsa gerek. Neyse, binmediğim toplu taşıma kalmadı ve dağları tepeleri aşarak teve2'nin Bağcılar'daki stüdyosuna gittim (dönüş yolunda, herhalde metrodan metrobüse geçerken verdiğim yemek molasında, 2013 yılından beri kullandığım İETT kartımı düşürüp kaybettim). 

Ah ah... Yarışmada başıma neler geldi, sormayın! Nasıl olsa izleyeceksiniz... 

Benim katıldığım program, gelecek pazartesi akşamı, yani 9 Mayıs günü yayınlanacak. İlk önce buradan sizlere duyurmuş oldum, fotoğrafı da ilk kez burada yayımlıyorum! Henüz sosyal medya hesaplarımın hiçbirinde paylaşmadım. Herkese sürpriz olacak. İlk önce blog'umun sevgili okurları olan sizlerle paylaşmak istedim. 

İzlemeyi unutmayın!

(Ali İhsan Varol'a kitaplarımı da hediye etmek istedim. İmzalayıp verdim. Keyifle okuyacağını söyledi. Eğer siz de henüz okumadıysanız, kitaplarımı bu linkten inceleyebilirsiniz: https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html)

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert 

8 Nisan 2022 Cuma

YAZMAYI İSTEMEK DEĞİL, YAZMAK...


Tıpkı yapmayı istemek değil, yapmak gibi...

Sizinle bir anekdot paylaşmak istiyorum...

Geçenlerde instagram'da yer bildirimiyle koyduğum fotoğrafa bir takipçim mesaj attı.

"Ben de yazar olmak istiyorum, çok yakınım size şu an, çay içelim mi?"

"Tamam" dedim.

Bir kafede buluşup yarım saat kadar oturduk.

"Siz Ters Düz'ü ne zaman yazdınız?" dedi.

"2013 yılında yazdım" dedim.

"Ya Uçurum Zamanı?"

"Onu da 2016’da yazdım" dedim.

“Ama kitap geçen aylarda çıktı!” dedi. (2021, Ekim)

Ona, eğer benim gibi tanınmamış bir yazarsanız kitabınızı yayımlatma çabasının tam bir savaş meydanı olduğundan bahsettim. Ayrıca yazılan bir metnin bazen yılları, bazense koca bir ömrü bulan bir “demlenme, olgunlaşma, yalınlaşma” süreci olduğunu da söyledim.

Sonra, “Ben de kitap yazmak istiyorum, nasıl yazabilirim?” dedi.

Dedim: “Yazma pratiğiniz var mı?”

“Yok” dedi.

“Ben okuma yazmayı öğrendiğim 1. sınıftan beri yazıyorum,” dedim.

“Nasıl ya?” dedi.

“Hiçbir zaman kitap yazıp tanınayım gibi bir amaçla yazmadım. Yazmak benim için bir tutku... Burada sizi beklerken bile beş sayfalık bir hikâye yazdım mesela" dedim.

Şaşırdı.

Yazmak içten gelen bir şey.

Bir anda roman yazayım, hikâye yazayım, senaryo yazayım da şöhret olayım gibi bir olay yok ki.

Kaldı ki zaten yazmakla tanınmanın birbiriyle hiç alakası yok.

Kısa yoldan tanınmak isteyen günümüz gençleri, yani yaşıtlarım da, sosyal medyada fenomen olmayı ya da Survivor’a katılmayı seçiyor.

Uçurum Zamanı’nın sonsözünde de yazdığım gibi: “Yazan insanlar olarak bizler bu yolculukta bir yere varmamayı, varamamayı da göze almış insanlarız; bizler bu yolculuğun kendisini seviyoruz.”

“Yazmayı istemek” diye bir şey yok zaten.

“Yazmak” var.

Bu arkadaşımızın çay teklifini belki bir faydam dokunur diye kabul etmiştim.

Belki de dokunmuştur :)

(Kitaplarımı incelemek için bu linke bakabilirsiniz: https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html)

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert 


 

8 Aralık 2021 Çarşamba

YENİ KİTABIM UÇURUM ZAMANI'NA İLK OKUR YAZILARI SİZLERDEN GELDİ!

Yeni kitabım Uçurum Zamanı'na dair kitap yorumu olarak yazılmış ilk yazılar, siz sevgili blog okurlarımdan geldi. Ben de mutlulukla paylaşayım. 

İlk yazı Okuma Günlüğüm blog'undan gelmiş. "Ece bu romanda bir taraftan Bozbalık'ta kardeşleri ile kurduğu yeni yaşamına alışmaya çalışıyor, bir taraftan gizemli mesajların sırrını araştırıyor,  bir taraftan da kalbindeki gerçek aşkı arıyor. ... Mert Ofluoğlu yine Trabzon'un eşsiz güzelliğini, yaşam tarzını, kendine özgü tatlarını arka plana yerleştirip okuruna her sayfasını merakla çevirttiği heyecanlı ama aynı zamanda psikolojik yönü de olan harika bir romana imza atmış. ... 400 sayfaya yakın roman su gibi akıyor."


Diğer yazımız da Makbule Abalı'nın blog'undan... "Romanda olaylar Karadeniz dolaylarında Bozbalık adlı bir köyde geçer. Ana kahramanın etrafında olaylara karışan pek çok insan vardır. Ve hayatın  içinde yaşanabilecek pek çok sürpriz olay... Mert Ofluoğlu toplumdaki yozlaşmaların, kısa süreli aşkların, sataşmaların, aldatmaların, ihanetlerin yansıyan yüzünü romanda da işlemiş. Kitaptaki karakterler arasındaki ilişkiler bazen basit sallantılarla çatırdıyor ya da yıkılıyor. Romanı okurken bazen bir aşk romanı okuduğunuz izlenimine kapılıyor, bazen bir polisiye roman tadı alıyorsunuz. Yazar genç yaşına rağmen çok ustaca karakter tahlilleri ve doğa tasvirleri yapmış."


Umarım atladığım hiçbir yazı yoktur... Her gün instagram veya diğer sosyal medya mecralarından bir sürü yorum/düşünce/mesaj geliyor, ama benim için böyle uzun blog yazılarının değeri her zaman bir başka, biliyorsunuz... Lütfen yazdığınız yazılardan haberdar olmamı sağlayın! Ve bu vesileyle, 2015 yılındaki Ters Düz'e gelen ilk kitap yazısının linkini de şuraya bırakmak isterim. 

Bozbalık'ta görüşmek üzere!


24 Kasım 2021 Çarşamba

YENİ KİTABIM UÇURUM ZAMANI'YLA İLGİLİ RÖPORTAJIM BİRGÜN KİTAP'TA!

Merhaba...

BirGün gazetesinin Kitap ekiyle yeni kitabım Uçurum Zamanı için (tabii ilk göz ağrım Ters Düz'ün de kulağını çınlatarak) keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Yeni bir yazarsanız kitabınızı yayımlatma çabasının tam bir savaş meydanına dönüştüğünden, bu ülkede sosyal medya fenomeni olmanın kendini bir yazar olarak ispatlamaya çalışmaktan çok daha kolay olduğundan, yazar olarak "Ben buradayım!" demeye çalışmanın zorluğundan, ama ne olursa olsun yazmaya hep devam ettiğimden, hep ediyor olduğumdan ve hep edeceğimden bahsettiğim çok samimi bir röportaj oldu. 

İnternetteki bu linkten de okuyabilirsiniz.



Bu arada dolar ve euro haberleri malum; ekonomi battı batacak, her şey gibi kitaplara da çok fena zam gelecek, bunu hatırlatmanın pek sırası değil ama okumak istiyorsanız bence vakit kaybetmeden edinin!

İnsanın istediği bir şeye ulaşması bu kadar zor olmamalı ya!


3 Kasım 2021 Çarşamba

AŞK YANILGISI

"Onu sevdiğini zannediyorsun, değil mi? Belki de o temiz kalbin ilk defa birisi için çarptığından bir aşk yanılgısına düştün. Bir daha böylesini bulamam sanıyorsun. İnan bana bulacaksın. Karşına öyle insanlar çıkacak ki, gerçek aşkın ona hissettiklerinden çok daha pür ve kıymetli bir şey olduğunu anlayacaksın."

Yeni kitabım Uçurum Zamanı'ndan bir alıntı.

Okuyanlarınızın yorumlarını heyecanla bekliyorum.

Sevgiler

https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert 

30 Ekim 2021 Cumartesi

ÖMÜR BOYU UNUTULMAYACAK TRAVMA

"Sadece anlık zevklerle bedenini kirletecek olmanın ruhunda yaratacağı travmayı ömür boyu unutamazdı."

Mert Ofluoğlu, Uçurum Zamanı 

 Bu alıntı, yeni romanım Uçurum Zamanı'ndan.

Böyle düşünen karakter, kendini aşk sandığı bir şeyin içinde buluyor. 

Ancak nasıl bir belaya bulaştığının farkında bile değil. 

Kitaplarımın Kitapyurdu linki: https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert

25 Ekim 2021 Pazartesi

BENNU YILDIRIMLAR YENİ KİTABIMI OKUYOR

İlk kitabım Ters Düz'ü çok beğenen Bennu Yıldırımlar (benim canım Bennu ablacım), şimdi de yeni kitabım Uçurum Zamanı'nı okuyor...

Onunla dün buluştuk ve konuştuk... Şu sıralar Shakespeare'in 12. Gece oyununda oynuyor, ikimize de uygun bir günde buluştuk... Ters Düz'ü çok beğenmiş ve arkadaşlarına da önermişti, bakalım Uçurum Zamanı'nı okuyup bitirince neler düşünecek? Yazarlığın en sevdiğim kısmı okur kritikleri... Hele de böyle değerli bir sanatçı dostumdan...

Ters Düz ilk çıktığında yani Aralık 2015'te yazdığım "Ters Düz dizi olsa, kimi kim oynasa?" yazımda da Münevver'i Bennu Yıldırımlar'ın oynamasını istediğimi yazmıştım.

Münevver karakterini senden iyi kimse oynayamaz, kraliçem!

Çocuklarımla baş başa...

Yorumlarınızı, blog'larınızda yazacağınız kitap eleştiri yazılarınızı merakla, heyecanla, samimiyetle bekliyorum!

https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html

instagram.com/ofluoglumert

twitter.com/ofluoglumert


22 Ekim 2021 Cuma

KİTABIMA YORUMLARINIZI HEYECANLA BEKLİYORUM!


Yeni kitabım Uçurum Zamanı çıktı! Şimdi sadece Kitapyurdu'nda satışta, link burada: https://www.kitapyurdu.com/yazar/mert-ofluoglu/184576.html

Yorumlarınızı, blog'larınızda yazacağınız kitap eleştiri yazılarınızı merakla, heyecanla, samimiyetle bekliyorum! 

Tıpkı Ters Düz'de olduğu gibi Uçurum Zamanı için de sizin detaylı yorum ve yazılarınızdan oluşan bir "Kitap hakkında kim ne demiş" yazısı biriktirmek için sabırsızlanıyorum. 

Sonra belki farklı şehirlerde olanlarınızla oralara yolum düştükçe tanışıp küçük imza günleri, kitap söyleşileri düzenleriz, ne dersiniz? 




15 Ekim 2021 Cuma

YENİ KİTABIM UÇURUM ZAMANI ÇIKTI!


Ece, Burak, Meryem, Ali, Nilgün, Mehmet, Melek, Bora, Münevver, Hasan, Ceren, Kerem ve diğerleri... Köylüler geri dönüyor! 

Yeni kitabım Uçurum Zamanı çıktı! Şimdi sadece Kitapyurdu'nda satışta, link burada: https://www.kitapyurdu.com/kitap/ucurum-zamani/596811.html


Ters Düz'ün özel baskısı gibi bu kitap da sadece Kitapyurdu'ndan sipariş edilebiliyor. 

Ana taslağını her ne kadar 2016 yılında yazıp bitirmiş olsam da yıllar boyunca Uçurum Zamanı benimle birlikte büyüdü, gelişti, olgunlaştı ve belki de yalınlaştı. Yıllar içinde demlene demlene kaynadı, su gibi akıp yolunu buldu, son şeklini aldı. 2016'dan 2021'in şu gününe dek Uçurum Zamanı olmadan tek bir günüm geçmedi; belki de bu kitap değişik okurlarca okunacağı toplam sayıdan daha çok, yazarı olarak benim tarafımdan baştan sona binlerce kez okundu.

İşte bunca yıldır çıkmasını merakla beklediğiniz roman nihayet sonunda sizlerle buluşuyor! Yorumlarınızı, blog'larınızda yazacağınız kitap eleştiri yazılarınızı merakla, heyecanla, samimiyetle bekliyorum! 

Tıpkı Ters Düz'de olduğu gibi Uçurum Zamanı için de sizin detaylı yorum ve yazılarınızdan oluşan bir "Kitap hakkında kim ne demiş" yazısı biriktirmek için sabırsızlanıyorum. 

Sonra belki farklı şehirlerde olanlarınızla oralara yolum düştükçe tanışıp küçük imza günleri, kitap söyleşileri düzenleriz, ne dersiniz? 

"Keşke ben de bir kitap karakteri kadar şanslı olabilseydim. Seçimlerim önceden yapılmış olsa, kaderim bir yazar tarafından belirlenseydi. O zaman ne yapmam gerektiğiyle ilgili kafam bu kadar karışık olmazdı."



Tüm kitaplarım için: 

4 Ekim 2021 Pazartesi

KAR FIRTINASI GELİYOR!

Aşklar, yalanlar, entrikalar, ihanetler, sırlar, gizemler... Yaklaşmakta olan kar fırtınası Bozbalık'ta tüm dengeleri değiştirmek üzere! ❄

Yeni kitabım Uçurum Zamanı, 15 Ekim'de sadece Kitapyurdu'nda satışta! 🤍📚 Heyecan dorukta! 🥳

Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum!



7 Eylül 2021 Salı

YENİ KİTABIM UÇURUM ZAMANI ÇIKIYOR!

KARA KIŞIN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ BOZBALIK'TA HERKESİN İÇİ FARKLI BİR HESAPLAŞMANIN ATEŞİYLE YANMAKTADIR. ÜSTELİK FIRTINANIN ARDINDAN UĞURSUZ BİR ŞEYLER YAKLAŞMAKTADIR. ❄❤️‍🔥❄

"Her şeyi biliyorum."

Telefonuna bu mesaj geldiğinde, Ece Duman zor günlerin kapıda olduğunu anlamıştır. Kalandar gecesi yaşanan korkunç olayı bilen biri, Ece'ye tehdit mesajları göndermektedir. Peki bu kişi kimdir ve aslında ne istemektedir? Ece'nin adaletsizliğe göz yumduğu böyle bir dönemde yakınlaştığı kişi ise, köyün gözü pek jandarma komutanı Ali'den başkası değildir.

Aynı zamanda, vicdan azabı Nilgün'ü kasıp kavurmaktadır. Tehlikeli bir sırrın suskunluğu içinde günden güne büyük bir bunalıma sürüklenen genç kız, hiç istemediği başka bir duygunun daha pençesine düşmüştür: Aşkın. Ya da o bunu aşk sanıyordur. Nasıl bir belaya bulaştığının farkında bile değildir.

Öte yandan Meryem artık bir intikam makinesidir. Ali'yle evliliği bitmiştir ve bundan Ece'yi sorumlu tutmaktadır. Ece ve Burak, aşklarının önündeki tehditten habersizdir. Ve bu dörtlünün yolu, aynı uçurumun kenarında kesişmek üzeredir…

İlk kitabı Ters Düz'le büyük beğeni toplayan Mert Ofluoğlu, Bozbalık Üçlemesi'nin yıllardır merakla beklenen ikinci kitabı Uçurum Zamanı'nda tempoyu yine hiç düşürmüyor. Sürprizler, yalanlar, entrikalar ve yeni gizemler, yeni sırlar… Bozbalık'ta sular durulmuyor!

Tam altı yıldır beklediğiniz yeni kitabım sonunda geliyor... Uçurum Zamanı, 15 Ekim'de okurla buluşuyor! Ters Düz'ün yepyeni kapaklı yeni baskısı sadece Kitapyurdu'nda.

Edebiyat Dünyasından Son Dedikodular...

Edebiyat dünyasının gündemi bazen en heyecanlı magazin haberlerini aratmıyor. Kitabını yapay zeka ile yazdığı iddia edildiği için prestijli ...