12 Mayıs 2016 Perşembe

KİTAPLAR, KİTAPLIKLAR, DUYGUSALLIKLAR


A a, hangi eve gitsem rafta bir tane Ters Düz!

Bu, fotoğrafın açıklayıcı cümlesiydi... 

Şaka bir yana, ben gittiğim evlerdeki kitaplıkları incelemeyi çok seviyorum.

O raflarda hangi kitapların durduğu, rafta nasıl sergilendikleri... Saatlerce kütüphane gezip kitap karıştırabilirim... Hiç sıkılmam...

Geçen yıl 5 Haziran'da şöyle bir yazı yazmışım. Onu hatırladım, hatırlatayım:

Babamın m-tr-z-ilyon tane dergisi ve kitabı var. Abartmıyorum, isteyen buyursun eve gelsin, yerinde incelesin, hatta gelmişken birkaç tanesini de hediye edelim, okuya okuya gitsin. Zira bu sayı her geçen gün artmakta ve artık kütüphane nefes alamıyor. Neredeyse antika değeri olanyüz binlerce teknoloji, bilim, sinema, televizyon, dekorasyon, seyahat, yaşam, çizgi roman ve mizah dergileri artık raflara sığmıyor! On adet ayrı ansiklopedi serisi var! 1960'lı yıllardan beri bir sürü dergi toplamış babam, daha eskilere ait sakladığı dergileri de var, ama kabaca böyle söyleyeyim. Atmaya kıyamazsınız, o kadar kıymetliler ki... Ben de aldığım her dergiyi kitabı saklarım. Ama bir yandan da düşünüyorum: Bu kadar şeyi sakla sakla ne olacak? Babam yıllardan beri saklıyor (sonuçta evdeki kütüphane de bu yüzden var), ben de saklıyorum ama aslında temizlik yapmak da lazım. Çünkü bu sefer yenilerini koyacak yer kalmıyor. Yüzlerce raf, çekmece, dolap var ama yetmiyor. Birine verecek olsan değerini bilecek bir alıcı çıkmıyor, satayım desen -en azından bizim ülkemizde- alıcısı çıkmaz.  Ayrıca niye satayım yahu güzelim dergileri? Hediye veririm daha iyi. Yani atsan atılmaz satsan satılmaz.Okul kütüphanelerine ve özel ilgi alanı olan kişilere vereceğiz biz de bazılarını, ama ver ver sonu gelmez yine de. Üstleri toz tutuyor, biz titizlikle saklıyoruz. Yani uzun lafın kısası aslında eşyalara kölelik, kitaplara hamallık yapıyoruz. Yahu şu teknoloji ne büyük nimet! Ne büyük temizlik! Yoksa bunca kitabı dergiyi biriktirmekten içinde kaybolur insan...

Bu yazıyı yazdığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Sürekli kitap, daha çok kitap alıyorduk ve bu yazıyı yazarken "ARTIK YETEEER!" dediğim bir dönemdi.


Ne değişti?

Hiçbir şey.

Hala çok kitap alıyoruz ve kütüphanede kitap koyacak yer kalmadı artık!

Zaten ben hep ne diyorum: Bizim evde aslında kitaplar yaşıyor! Biz onlara misafirliğe gelmişiz! 

Aslında sizlere evdeki kütüphanemizle, benim en çok sevdiğim ve ara ara elime alıp karıştırdığım kitaplarımla, odamla, çalışma masamla ilgili bol fotoğraflı daha çok yazmak istiyorum. Geçen odamı tanıttığım bir yazı yazmıştım ya hani, öyle şeyler yazmak hep aklımda. Çünkü biliyorum ki sizler de kitap, kağıt, kalem, kırtasiye delisisiniz benim gibi. 

Unutursam, mutlaka hatırlatın.

Şimdilik iyi akşamlar! 

Beni bloglarımın yanı sıra daha çok içerik ve paylaşım için aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan da takip edebilirsiniz: 

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

11 Mayıs 2016 Çarşamba

BOZBALIK KÖYÜ'NÜ ÇİZMİŞ!


Herkese merhaba! Dün kendi yaptığım birkaç çizimimi paylaşmıştım, bugün de sıra benim için yapılan bir çizimi paylaşmakta... Ters Düz'de olayların geçtiği kurgu ürünü Bozbalık Köyü'nü okurken kafasında hayal ettiği gibi çizmiş Cihan! Şu huzurlu, sakin ve doğa harikası Bozbalık manzarasına bakınca onca sırrın, gizemin, entrikanın ve karanlıkta gizlenen diğer şeylerin Bozbalık'ta gerçekleşiyor olduğuna inanmak güç doğrusu. Eh, ne demişler, görünüşe aldanmayın! #yokböylebirköy

En öndeki evi Ece ve kardeşlerinin evi olarak düşünüp çizmiş...

Bozbalık'ın kendi sayfası için: http://bozbalikkoyu.blogspot.com.tr/

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

10 Mayıs 2016 Salı

ESKİ ÇİZİMLERİMDEN BİRKAÇI

Bugün biraz nostalji yapıp eski çizimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum...

İlkokulda okuma yazmayı öğrendiğimden beri yazdığımı zaten biliyorsunuz, ama aslında ilkokuldan çok daha önceye dayanan ilk merakım çizmek benim. Çizmek, özellikle de çizgi roman yapmak benim için her zaman vardı. İlkokulda saman kağıtlara kurşun kalemle çizdiğim ve sonra renkli boya kalemleriyle renklendirdiğim bir sürü çizgi roman dizimi hala saklarım (ama onlar benim için çok özel, şimdilik kendime saklayayım). Altta paylaşacaklarım kurşun kalemle değil, daha sonraları mürekkepli kalemle yaptığım çizimlerimden birkaçı...


Çok çok çok eskiden yaptığım çizgi roman serilerimden sevdiğim bir kare! Karakter büyüleyici su altı dünyasına tehlikeli bir dalış yaparken...



Bu arada, hakkında birkaç şey söylemeden geçmeyeyim... Benim de büyük zevkle okuduğum, hatta Ters Düz'de bile bunun izlerine rastlayabileceğiniz Zagor'u hepiniz bilirsiniz... İşte geçtiğimiz ay, Zagor'un yaratıcısı İtalyan grafiker Gallieno Ferri 87 yaşında yaşamını yitirdi. Kendisi 120 bölüme ve 600 kapağa imzasını atmıştı. Ben Zagor'u çocukken çok severdim, hala da ara ara açıp okurum. Zagor ve Çiko yola bundan sonra meşhur Ferri'siz devam edecekler...

Ee, nasıl, beğendiniz mi çizimlerimi? Yedi yıl önce falan yapmıştım sanırım bunları... 

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

9 Mayıs 2016 Pazartesi

FALAN FİLAN

Günaydın, merhaba, nasılsınız?

İşte yeni bir haftanın daha ilk günü!

Günler, haftalar, aylar nasıl hızla geçip gidiyor, değil mi?
.
.
.
Geçen bir yerde okudum, ilk kitabın beğenilmesi hem lütuf hem lanettir diye. Kim dediyse doğru demiş! Çünkü ikinci kitapla ilgili beklentiyi artırıyor ve acaba bu beklentiyi karşılayabilecek miyim diye düşündürüyor yazarı...

Kitabım hakkında hangi blogger ne demiş, ne yazmış diye bir araya topladığım ve bu nedenle de sürekli güncellediğim yazım şurada. Harika yazılar gelmeye devam ediyor, hepinize çok teşekkür ediyorum. Arada atladığım bazıları olmuş olabilir, kitap hakkında yazan varsa hatırlatsın lütfen! 


Fotoğrafla alakalı ama yazıyla alakasız yazı ortası bilgisi: Dün tarçınlı Brooklyn sakız aldım.
Fotoğrafla alakalı ama yazıyla alakasız yazı ortası bilgisi 2: Eti Hoşbeş'in her çeşidini seviyorum! 

Bozbalık Köyü'nün kendi web sitesini açtığımı söylemiştim, değil mi? Evet, artık Bozbalıklıların bir blogu var! Bu blogda köyle ilgili haberler, etkinlikler yer alıyor. Artık 7/24 Bozbalık'ta ne olup bittiğinden haberdar olacağız. Mesela Nino'nun Polen Kafesi'ni yazmışlar geçen. Eğer kalmak istiyorsak, bir an önce köydeki pansiyona rezervasyon yaptırmak gerektiğini söylemişler. Çünkü yaz geldiğinden, her oda haftalar öncesinden doluyormuş. Ha bir de Bozbalık'ta her an güvendesiniz demişler -de cidden öyle mi, bak bilemedim şimdi. Anladınız siz onu.


İşte sitenin linki burada: http://bozbalikkoyu.blogspot.com.tr/ Takipte kalın, çünkü her an güncelleniyor!

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

6 Mayıs 2016 Cuma

ODAMDAN SEVGİLER!


Herkese merhaba... Henüz çok kesinleşmiş olmamakla birlikte, yakında yeni bir sürprizle geliyorum! Belki yeni bir kitap? Belki de başka bir şey? Söylemem!

(Kitap çıkalı aylar oldu ama şöyle ağız tadıyla bir Ters Düz + selfie = tersdüzelfie yapamamıştım. İşte sonunda yaptım!)


Bu yazıda sizi biraz odamda tura çıkarayım istedim. Bundan sonra yaşadığım ortamı tanıtan böyle yazılar da yazmak istiyorum. Yani zaten yazıyordum ama artık düzenli olarak bu tarz yazılar yazmaya karar verdim. Unutursam hatırlatın. Evet, bu fotoğrafta gördüğünüz benim odamın en sevdiğim köşesi! 


Bu puzzle-tablo, bir yazarın yolculuğunu anlatıyor. Yani yazarlık aşamaları nelerdir, bir kitap nasıl yazılır, nasıl matbaaya gider gibi detayları göz önüne seriyor. Ben bu tablomu çok seviyorum.



Ayraç koleksiyonum olduğunu duymayan kalmadı sanırım? Gün geçtikçe büyüyor koleksiyonum! Ama hiçbirini kullanmaya kıyamıyorum, süs gibi, titizlikle saklıyorum onları...


Duvar kağıtlarını sevenler el kaldırsın!


Bu da Ters Düz'ü yazıyor olduğum zamanlardan, nostaljik bir kare... Fotoğrafın en üstünde görünen, Marilyn Monroe film DVD'leri. 


Yatak örtümün üstüne klaketim, sandığım, Ters Düz'üm ve mini radyo magnetim sizce de çok uyum sağlamamış mı? 


Veeeeeee... Evimizdeki devasa kütüphanenin önünde ben! Aslında bizim evin her yeri kütüphane. Hatta, evde aslında kitaplar yaşıyor da biz onlara misafirliğe gelmişiz gibi bir durum söz konusu. O kadar çok kitap var bizim evde! Bir gün müze olur mu? Olur! 

Beni bloglarımın yanı sıra daha çok içerik ve paylaşım için aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan da takip edebilirsiniz: 

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

5 Mayıs 2016 Perşembe

BEŞİRLİ'DE YAŞAMAK İÇİN 7 NEDEN



Beşirli eskiden Trabzon'un Bebek'iydi... Evler denize sıfırdı, balkondan taş atsanız denize düşerdi. Maalesef Trabzon son yıllarda denizi doldurup hiçbir anlamı olmayan boş alanlar yaratma hevesine kurban gidince, Beşirli de denizden metrelerce içeride kaldı. Ama kalitesinden ve nezih çizgisinden hiç ödün vermedi! Beşirli artık Trabzon'un Cihangir'i, Nişantaşı'sı. Günün birinde olur da tası tarağı toplayıp Trabzon'da şehirli bir yaşam sürmek isterseniz, "neden Beşirli semtini tercih etmelisiniz"i anlatacağım bugün size... Tamam, denizden uzaklaştı ama Trabzon'un en güzel semti olan Beşirli'de yaşamak için hala sebep çok.

1 - NEZİH KOMŞULAR

Ev alma komşu al demişler, değil mi? Beşirli size bu sözün ne kadar da doğru olduğunu kanıtlamaya hazır! Trabzon'un ortam olarak en nezih/kaliteli semtlerinden biri olan Beşirli, genellikle okumuş, eğitimli insanların yaşadığı bir semt ve burada komşuluk ilişkileri gerçekten gelişmiş. Çaylı sohbetli ev buluşmalarının tadına doyum olmaz. 

2 - KAFELER&RESTORANLAR



Cihangir dediysek boşuna demedik! Beşirli, Trabzon'un kafe cennetidir. Lezzetten tutun dekorasyona kadar Trabzon'un en iddialı kafeleri Beşirli'de sıralanmıştır. Bir zamanların meşhur Palet'i ve Royal'i artık yoktur ama yeni açılan kafe ve pastaneler onları çoktan unutturmuştur. Hatta öyle kafeler vardır ki, konseptlikte Karaköy'dekilerden ayırt edilemezler. Denize sıfır lüks restoranlarda köfte/balık ikilisinden oluşan enfes bir akşam yemeği yemek de cabası. 

3 - BUTİK VE MARKETLER

Organik ürünlerin satıldığı marketler, yöresel sağlıklı atıştırmalıkların olduğu dükkanlar, küçük tasarım butikleri... Nişantaşı'nda değil, Beşirli'desiniz! 

4 - SABAH YÜRÜYÜŞÜ



Tamam, sahil yolu denizden metrelerce içeride kaldı ve deniz kıyısında artık şantiye tozu dumanı tütüyor ama olsun, en azından Beşirli'de bir yürüyüş yolu yok değil.

5 - DENİZ MANZARASI


Evet, evler denizden uzaklaştı ama balkonlar hala deniz manzaralı... Aa, Ters Düz mü görüyorum orada?

6 - ÜNLÜ GÖREBİLİRSİNİZ


Hayır, futbolcu değil kastettiğim... Karadeniz'de çekilen film ve dizilere ev sahipliği yapan yerin Trabzon olduğunu artık bilmeyen yok. Tabii diziler şehir merkezinden çok çok uzaktaki köylerde/yaylalarda çekiliyor, ama oyuncuların çoğu günün sonunda Beşirli'deki bir otelde konaklıyor. Dolayısıyla sokakta yürürken bir oyuncuyla selamlaşabilir, hatta kendinizi bir anda bir setin içinde bile bulabilirsiniz. Kısacası Beşirli sürprizlerle dolu bir semt. 

7 - HUZUR 

Beşirli, şehrin hem içinde hem dışında... Sahil yolunda trafik kilitlense de korna sesleri sizi çok rahatsız etmez. Yaz gecelerinde tek duyduğunuz kafelerden yükselen çatal bıçak sesleri ve neşeli kahkahalardır, o kadar. Kısacası, Beşirli şehrin en huzurlu ve sakin noktalarından biridir aynı zamanda. Bu yazı da Beşirli hakkında kısa bir bilgilendirme yazısı olmuş olsun.

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert


3 Mayıs 2016 Salı

TİYATROSUZ OLMAZ!



Tiyatrosuz olur mu? Olmaz!

Her ay olmasa da mutlaka tiyatroya gitmeye çalışırım. 

Operadaki Hayalet, Kim Korkar Hain Kurttan, The Illusionists, Nehir, Kafkas Tebeşir Dairesi, Yokuş Aşağı Emanetler gibi özel ve pahalı prodüksiyonları aman kaçırmayayım derken, Devlet Tiyatrosu'ndaki oyunlar arada kaynıyordu. Profesyonel ve Buluşma Yeri'ne gidebilmiştim sadece (bu yazılarımın hepsini tiyatro etiketinde bulabilirsiniz). Ve uzun bir aradan sonra, bu cumartesi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ndeki 12. Gece'ye gittim. Devlet tiyatrosu oyunu ama en az özel tiyatro oyunları kadar iddialı! Her şeyden önce, kadrosu iddialı. Shakespeare'in 12. Gecesi'nde Bennu Yıldırımlar, Özge Özder, Senan Kara Tutumluer, Erkan Sever, Levend Öktem, Kubilay Penbeklioğlu gibi oyuncular rol alıyor. Viola/Sebastian, Olivia, Orsino, Malvalio, Feste, Tobi Dayı, Andrew... Çok fazla karakter var. Eğlenceli ve komik, ama yer yer hüzünlü bir oyun bu. İşte konusu: "Shakespeare'in en sevilen komedilerinden biri olan 12. Gece'de, ikiz kardeşler Viola ve Sebastian, bir gemi kazasından sonra, birbirlerini öldü sanıp ayrı düşerler. Viola, Illyria dükü Orsino'nun hizmetine girebilmek için erkek kılığına girer. Orsino adına güzel Olivia'ya kur yapmakla görevlendirilir. Olivia ise kardeşinin ölümünden sonra yastadır ve ayağına gelen herkesi geri çevirmektedir, ta ki şimdi erkek kılığındaki Viola'ya aşık olana dek. Bu sırada, Olivia'nın dayısı Tobi, tutucu hizmetkar Malvolio'ya şamatalı bir oyun oynarak, bu cümbüşlü kimlik yanılması ve karşılıksız aşk hikayesini iyice kızıştırır."




Ben her şeyden önce, oyunun sahne dekorunu çok beğendim. Hele o dev kaktüsler... Zaman zaman yaratılan rüya atmosferi de seyirciye gerçekten çok güzel geçti. 

Oyun 110 dakika ve tek perdeydi. Hiç araya çıkmadığı için koltuklarında huzursuzca kıpırdanan seyirciler olmadı değil... (Evet, bence de bir ara verilebilirmiş.) 

İlk kez izlediğim Senan Kara Tutumluer'in performansı harikaydı. Neden bilmiyorum ama Sezin Akbaşoğulları'nı izliyormuşum hissine kapıldım ara ara.


Oyundan sonra Bennu Abla'yla önceden konuştuğumuz üzere kuliste buluştuk. 12. Gece sonrası yüzünde yorgun ama her zamanki gibi çok tatlı bir gülümseme, elinde ise bir küçücük Ters Düz var Bennu Abla'mın... Dediğim gibi oyun harika, mutlaka gidip görün. Şarkılı, müzikli, güzel bir oyun bu! Bennu Yıldırımlar'ın performansına gelince... Ya bir insan her karakteri mi bu kadar iyi canlandırır! Her seferinde bu yeteneğe daha çok hayran oluyoruz! (Her yıl nisan-mayıs aylarında bir şekilde bir tiyatroda, etkinlikte bir şekilde bir araya gelir olduk. Bu üçüncü oldu.)

Instagram hesabım: instagram.com/ofluoglumert
Twitter hesabım: twitter.com/ofluoglumert
Facebook hesabım: facebook.com/ofluoglumert

Diziler, Filmler... Ne İzlesek?

The Shards 80'ler modası Instagram üstünden pazarlanırken ve insanlar da gönüllü üreticiler olarak 80'ler fotoğraflarını keyifle pa...