2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2017 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2018 Salı

2017'NİN OLAY YARATAN 24 BLOG YAZISI

Herkese selam! Biraz geç olacak ama, 2017'nin olay yaratan (elbette kastettiğim şey en çok okunan, yorumlanan ya da ilgi gören anlamında) blog yazılarımı sizler için derledim! Kısa hatırlatmaların ardından linklere de yer verdim, okuyabilirsiniz... Bakalım 2017'de en çok okuduğunuz 24 blog yazım hangileriymiş? 

15 Ocak 2017: İsveç'teki hayatım bakın nasıl başladı 


Erasmus için gittiğim Malmö/İsveç'ten yazdığım ilk yazımda sizlere İstanbul'daki kar fırtınasını aşarak gittiğim İsveç'te gecenin 4'ünde uyandığım ilk sabahtan, kaloriferin neredeyse yanmadığı buz gibi odamdan ve aşırı pahalı İsveç SEK'lerinden bahsetmiştim. Soğuktan çatlayan ellerime de değinmeden geçmemiştim. İsveç'ten yazacağım ilk yazı tabii ki merakla bekleniyordu. Haliyle çok okundu ve ilgi çekti.


5 Şubat 2017: Bisikletle Lund'a gittik, bakın neler oldu 


Şubat'ın ilk günü, -1 derecede, saatte bilmem kaç kilometre esen rüzgara karşı gidiş dönüş 40 kilometre pedal çevirmek deliliğini yaptık arkadaşlarımla. Bu serüveni anlattığım yazı da çok okunanlara ilk sıralardan giriş yaptı.


26 Şubat 2017: Brüksel'de ne yaptım? 


Şubatın sonuna doğru spontane bir şekilde Brüksel'e gittik. Fazlasıyla Tenten, Manneken Pis/İşeyen Çocuk, çikolata, waffle, çizgi roman, French fries, müze ve Euro muhabbeti içeren yazım oldukça ilgi çekti. 


4 Mart 2017: İsveç'te kahvaltılarda ne yiyorum?


İsveç'te kahvaltılarımı nasıl yaptığım çok merak ediliyordu. Ben de yazdım.


15 Mart 2017: İsveç'te bisiklet tamirine 41,50 lira veren Mert'in dramı 

Bu dram da çok okundu. Çünkü 5 liralık bir işlem için tam 100 SEK vermiştim ve üstelik, devamı da gelecekti...


2 Nisan 2017: Bugün olaylarla dolu Katrinetorp Çiftliği'ndeydim!


Dizi çekmek için uygun entrikalı ortamları barındıran çiftliği gezip yazdığım yazı, oldukça beğenilmişti. 


20 Nisan 2017: Çay'a övgü


Çaya olan sevgimi dile getirdiğim yazı çok sevildi ve okundu. Ayrıca çay ve kahve diye okurlar ikiye bölünmedi de değil. 


30 Nisan 2017: İsveç Lund'da Valborg Festivali: Skam'ın gerçek hali!


İsveç'te kutlanan bir öğrenci festivali olan Valborg için tekrar bisikletle Lund'a gittim. Baharı karşılamak için olan bu festival bana "yahu öyle saçmalık olur mu, bahar geleli ohooo, yazı karşılayın bari" dedirtse de, öyle şeyler gördüm ki, sonrasında "Bundan sonra Skam'da izleyeceğim hiçbir şey beni şaşırtamaz!" tepkisini verdim.


4 Mayıs 2017 : Yeni çizgi roman dizisi: Mert'in İsveç Günlüğü - Bölüm 1


İsveç günlerimi çizgi romanlaştırma bahanesiyle yeniden çizgi roman yapmaya başladım! Hiç bilgisayar işi olmadan tamamen elimle çizip ve siyah-beyaz olarak bıraktığımm çizgi romanın ilk bölümü, İsveç'te geçen Ocak-Şubat aylarımı özetliyordu. Eğlenceli bir dille anlattığım için yazı çok okundu ve sevildi. 



21 Mayıs 2017: Stockholm'de muhteşem bir hafta: Neler yaptık?


İsveç'e gitmiş ama daha Stockholm'ü görmemiştim! Malmö'den hızlı trene binip Stockholm'e gittik! Deniz botuyla tura katılınıp Stockholm adacıkları denizden görüldü, Gamla Stan'dan eski çizgi roman kapaklarının teneke afişleri, karakter figürleri ve başka vintage parçalar alındı, Millennium Üçlemesi'nin geçtiği sokaklarda (Bellmansgatan, Götgatan, Hornsgatan, Zinkensdamm) dolaşıldı, Mikael Blomkvist'in evi ziyaret edildi, İsveç'in minimalist ve ferah dekorasyon stilinden ilham alındı, kahve içildi, bol bol fika yapıldı, gezildi, görüldü, yaşandı... Burada anlatıldı: 


28 Mayıs 2017: Bu sezonun "waoooouvw" dedirten yerli dizisi hangisiydi? 

İsveç'e gitmiş ama yerli televizyon ekranından da geri kalmamıştım! Başlığa verdiğim cevapsa herkesi şok etti tabii.



7 Haziran 2017: Malmö'ye, İsveç'e veda... 

İsveç'te Erasmus günlerimin sonuna gelmiştim artık... Ve yazımı şöyle bitirdim: "5 ay boyunca İsveçlilik oynadım. İstediğim tam da buydu zaten. Ben artık müsaade istiyorum, Malmöcüm. Kendine iyi bak. Sana verdiğim sırları da kimselere anlatma." 


15 Haziran 2017: Trabzon'dan sevgiler ve Laz böreğinin sırrı

Trabzon'dan birkaç şey anlattım.


18 Haziran 2017: Babamın muazzam kütüphanesi 



21 Temmuz 2017: Olay yerinden bildiriyorum: Korkunçtu! 

Marmaris'teki 6.3 büyüklüğündeki depremi yaşadım ve o gün anlattım:


2 Ağustos 2017: Şezlonglarda kitapsızım! 

Bu yaz okuyacak kitap bulamadığımdan yakındım. Çünkü her yerde Lise Aşkım, Çok Yakışıklı Çocuk, Karizmatik Çocuk, Hoş Çocuk, Çok Yakışıklı Çocuk II, Önüm Arkam Aşk, Arkam Önüm Aşk, Aşkımızın Meyveleri, Aşk Meyveleri, Çekirdeksiz Aşk gibi adları olan, kapaklarında size doğru agresif bakışlar fırlatan yarı çıplak erkek fotoğraflarının olduğu kitaplar olduğundan bahsettim.


20 Ağustos 2017: İnternete özel yepyeni hikaye serim geliyor! 


Yeni kitabım çıkana kadar sizleri bekletmeyeyim dedim ve internete özel yepyeni bir kurgu yazmaya başladım... Bu hikaye serimi yakında blogda paylaşmaya başlayacağımdan bahsettim ve ilk alıntıyı paylaştım: "Kendini, bir çay fincanına batırılan ve çıkarmaya zamanında yetişilemediği için fazla ıslanmaktan mütevellit çayın içine düşüp onlarca parçaya ayrılan bir bisküvi, kurabiye gibi hissediyordu." Tabii şimdi biliyorsunuz ki, o hikaye serim Mürekkep Kokunu İçime Çektim. 

22 Eylül 2017: Yeni bir macera: Mürekkep Kokunu İçime Çektim


Ve hikayenin adıyla konusunu duyurdum. Hayatının en zor döneminden geçen Irmak'ın, bir gün bir kitap alıp okumaya başlamasıyla her şeyin değişmesini anlatacaktı hikaye. İlk kapak buydu ama sonradan kapak değişti. 



28 Eylül 2017: Bu yazın en iyi albümü Hande Yener'den geldi! Çünkü...


Hande Yener bu yıl çıkardığı yeni albümü Hepsi Hit Vol. 2 ile, 2006'daki Apayrı ruhunu 2017'ye taşımıştı. Beklediğim Hande albümü geldi, sound'lar ve sözler muazzamdı! O nedenle Hande'nin 10 yılda bir gelen ustalık albümlerinden biri olduğunu yazdım. Pop, house, elektro, akustik, slow, vokal... albümü muazzam buldum. 


29 Eylül 2017: Mürekkep Kokunu İçime Çektim - 1. Bölüm


Mürekkep Kokunu İçime Çektim'ilk ilk bölümünü yayımladım. Yaklaşık 6000 kelimelik çok uzun bir bölüm olmasına rağmen okundu, hatta beş ayın en çok okunan yazısı da oldu. Şimdiye dek yayımladığım ilk 10 bölüm, toplamda 10.000 okuyucuya ulaştı! Eğer siz hala başlamadıysanız, geç değil. Irmak ve Atlas'ın romantik ve gizemli dünyasına dahil olabilirsiniz. 


15 Ekim 2017: Pazar gününüzü güzelleştirecek naif, hüzünlü kitap tavsiyeleri.

Bazı kitaplar vardır: Okurken sizi çok etkilerler ve bitirdiğinizde kendinizi darmadağın bir halde bulursunuz. Yazımda, içinizde bir yerlere mutlaka dokunacak kitapları listeledim.


25 Kasım 2017: Trabzon'da doğum günüm bakın nasıl geçti? 


Doğum günüm için spontane bir şekilde gittiğim Trabzon'da yediklerimi yazdım. Yazı çok okundu ve yorumlandı. Mürekkep Kokunu İçime Çektim'in 1. bölümüyle birlikte, 2017'nin en çok okunan ve ilgi gören yazılarından oldu. 


25 Aralık 2017: Hürriyet Seyahat'te Malmö'yü yazdım


Hürriyet'teki ilk yazımda, beş ay boyunca kaldığım Malmö/İsveç'i yazdım. 


27 Aralık 2017: 2018'den bazı isteklerim

2017'nin yavaş yavaş sonuna gelirken, 2018'de olmasını istediğim bazı şeyleri listeledim. Bunlar kişisel dilekler değil de, daha çok popüler kültüre ve yaşama ait bazı genel istekler oldu. 

http://kafadergi.blogspot.com.tr/2017/12/2018den-bazi-isteklerim.html

İşte geçen yılın en çok ilgi gören yazıları bunlardı! Peki sizler onları okuduğunuz ilk günü hatırlıyor musunuz? Ya da okumayıp gözden kaçırdıklarınız olmuş mu? Yazın bana!

Sosyal medya hesaplarım: 

twitter: @ofluoglumert
instagram: @ofluoglumert
facebook: @ofluoglumert 

27 Aralık 2017 Çarşamba

2018'DEN BAZI İSTEKLERİM


Herkese merhaba! 2017'nin yavaş yavaş sonuna gelirken, 2018'de olmasını istediğim bazı şeyleri listeledim. Bunlar kişisel dilekler değil de, daha çok popüler kültüre ve yaşama ait bazı genel istekler. Bakalım onlar neymiş: 

1 - WATTPAD KİTAPLARI ARTIK ÇOK SATMASIN


Kitapçıları ele geçiren, adları Aşk Adası, Aşk Vadisi, Papatya Falı, Bahar Dalları Bahar Aşkları, Keriz Mevsimi, Aşkım Canikom, Erkeğimin Peşinde, Kiralık Sevgili, Aşk Oyunu, Aşkın Yolu, Aşkın Tadı Tuzu, Sensiz Ölürüm, Seni Unutamadım, Seni Unutamıyorum, Seni Unutamayacağım, Çiçeğimsin Sen Benim, Kalbim Sende Kaldı, Bebeğimiz Olsun, Bana Artık Aşk De, Benim Adım Aşk, Adı Aşk, Mutlu Olalım, Gel Evlenelim, Pardon Bana Mı Dedin, Ya Seversen, İki Kere İki Dört Etmez, Lise Aşkım, Çok Yakışıklı Çocuk, Karizmatik Çocuk, Hoş Çocuk, Çok Yakışıklı Çocuk II, Önüm Arkam Aşk, Arkam Önüm Aşk, Aşkımızın Meyveleri, Aşk Meyveleri, Öküz Sevgilim, Üvey Abim, Psikopat Sapığım, Erkekler, Sapık Aşkım, Çekirdeksiz Aşk gibi şeyler olan, sigara içen, acılarla yanıp kavrulan, ölümü düşünen yakışıklı, serseri "kötü çocuk"ların ve onların fiziksel anlamda değil ama duygusal olarak "itip kaktığı" kızların aşk hikayesinden oluşan, edebi dili yerlerde sürünen, 10-20 yaş arasındakilerin yazdığı ve yine onların okuduğu, kapaklarında size doğru agresif bakışlar fırlatan yarı çıplak erkek fotoğraflarının olduğu Wattpad kitapları artık lütfen çok satmasın.

2 - BLOGGER'LAR, YOUTUBER'LAR SPONSOR ALDIKLARINI GÖZÜMÜZE SOKMASIN



Blogger'lar, youtuber'lar, instagrammer'lar sponsorlu içeriklerini gözümüze gözümüze sokmasınlar. Baksanız, sayfalarında paylaştıkları her bir fotoğraf reklam. Hal böyle olunca hiçbirini takip edesim gelmiyor. Ayrıca her gün kendi fotoğraflarını da paylaşmasınlar, "bir elimde cımbız, bir elimde ayna, umurumda mı ki bu dünya" dercesine. Sonra sokakta görüyorum, o instagram'daki tek derdi plastik kahve bardağını ve telefonu aynı anda düşürmeden tutmak olan hallerinden eser yok. 



3 - TRABZON İÇ ANADOLU'DA KALMASIN



Tamam, belki bundan on yıl öncesinden bahsediyor olsaydık Trabzon'un denize kıyısı olan bir şehir olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirdik. Ama artık Trabzon kenti denizden uzaklaşıyor ve şimdilerdeyse Trabzon'un doğal sahilinden, küçük plajlarından, balıkçı barınaklarından, kumsallarından, plajlarından maalesef eser kalmadı. Deniz doldurula doldurula, denizden uzaklaşan şehir İç Anadolu bölgesine geçecek diye korkuyorum. Ayrıca o ne kalabalık öyle? Şehrin nüfusunun çoktan 1 milyonu geçtiğini düşünüyorum. Artık sokakta yürümek bile çok zor... 



4 - İSTANBUL'UN TRAFİĞİ AZALSIN 



O ne trafiktir öyle? Saatlerimiz yollarda geçiyor. Üstelik herkes çok öfkeli, çok gergin. Sonra tabii neden mutsuzuz? 

5 - UMUTSUZ EV KADINLARI GERİ DÖNSÜN


Söylentiler doğru çıksın ve 2012'de final yapan Desperate Housewives 9. sezonuyla geri dönsün. Olmadı mı, bizdeki uyarlaması olan Umutsuz Ev Kadınları'ndaki Yasemin ve Emel'in sinema filmi çekilsin. Lütfen! 


Siz de benim gibi bunların hangilerini istiyorsunuz? Yeni yıldan böyle genel istekleriniz neler? 


Beni takip etmek için sosyal medya hesaplarım:




10 Aralık 2016 Cumartesi

BİR YILIN MUHASEBESİ...


Yılın ilk ayı Ocak'ta zevkten dört köşeymişim. Ters Düz'e gelen yorumlarla mutluluktan havalara uçmuşum, kimse beni yere indirememiş. Kitabevi raflarında yerini alan kitabımla aşk yaşamış, o radyo röportajı senin bu televizyon programı benim stüdyolar arası mekik dokumuşum.

Şubat'ta İstanbul'a mola verip birkaç hafta Trabzon'a kaçmışım. Son elli yılın en yoğun karı yağmış, "home sweet home" deyip bile isteye evde mahsur kalmışım. Bir sürü kitap okumuşum, yeni kitabımı yazmaya ise çoktan başlamışım. Trabzon sahilinin doldurulmasına da üzülmeden edememişim, Trabzon'un denizden uzaklaşa uzaklaşa yakında İç Anadolu'da kalacağını düşünmüşüm. 

Mart'ta Kitap Fuarı'nda ilk imza günümü yapmışım. İster istemez heyecanlanmışım. Ayrıca yayınevlerinin aslında edebiyat heveslilerinin bir araya toplanıp sanatsal konuşmalar yaptıkları yerler değil, para kazanma hırsıyla birbirini yiyen insanların ne tür kitaplar basıp daha çok para kazanabileceklerini tartıştıkları ticarethaneler olduğunu iddia etmişim. Bunların dışında, güzel dostlar edinmiş, anılar biriktirmişim.

Nisan'da her zamanki gibi blog'da yazı yazmalara doyamamışım. Her geçen gün Ters Düz'e gelen yorumların sayısı artmış, benim için gökyüzünde artık mutluluktan uçacak boşluk kalmamış. 

Mayıs'ta gece gündüz demeden ikinci kitabı yazmışım, neredeyse bitti bitirmişim... 

Yazın neredeyse üç ay boyunca Marmaris'te kalmışım. Denizdeki balıklara bakıp seyre dalmışım, hem de hayallere. Hep yalınayak dolaşmışım, palmiyeler arasında bisiklet sürmüşüm. Gitmediğim koy, yemediğim tat kalmamış. Tatil yapmışım ama ne yüzmeden durabilmişim, ne yazmadan. İkinci kitabı da bitirivermişim.


Eylül'e tazelenmiş başlamışım. Yeni projeler için heyecanlıymışım. Bir de ikinci dönem İsveç yolcusu olduğum için...

Ekim'de Erasmus işleriyle yoğrulmuş, boğulmuşum. Belgeler prosedürler hiç bitmeyecek sanmışım. Her şeyin bir sonu varmış, anlamışım. 

21 Kasım'da doğmuşum, iyi ki doğmuşum, 22 olmuşum! Yine en güzel doğum günü kutlaması benimki olmuş. Akrep miyim yay mı diye düşünüp durmuşum, 22'sinde doğsam yay olacakmışım, zaten yükselenim de yaymışım, kısacası yay gibi gerilir akrep gibi sokarmışım. 21 Kasım aynı zamanda Ters Düz'ün de 1. yaş günüymüş. Kitapla ilgili hala bir sürü güzel geri dönüşler alıyormuşum. Ne mutlu banaymış, insanları dış dünyadan uzaklaştırıp sayfalar arasına çeken bir kitap yazmışım.

Derken geldi işte Aralık... Bir sürü dergiyi, kitabı, hayali, umudu, ümidi, dileği kucaklayıp başlamışım yeni yılı beklemeye... Gündemimde şimdilik İsveç yolculuğu varmış ama, sizi çok şaşırtacak sürprizlerim de yoldaymış... Nasıl olsa yakında kokusu çıkarmış.. 

2017 benim için İsveç heyecanıyla başlayacak, yılın ilk yarısının İsveç'te geçireceğim (hatta bir ay sonra tam da bugün bu saatte Kuzey'e giden bir uçakta olacağım). Kalan yarısında kim bilir hayat bana neler getirecek?

Şimdiden herkes için mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl olması dileklerimle...

Beni sosyal medyada eklemeyi de unutmayın:



Dünya Kupası ve Kariyer Mesajı

Kim demiş 40'lar başarı zirvesine oturmak için çok geç diye? Vozinha'nın cevabı sahadan geliyor. Başarı hikayeleri anlatılırken gene...