ÜNİVERSİTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÜNİVERSİTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2018 Cumartesi

1.LİKLE MEZUN OLDUM!


Bölüm 1.si olarak ilk sıradan girdiğim üniversitemi (İstanbul Bilgi Üniversitesi), yine bölüm 1.si olarak yüksek onur derecesiyle tamamladım... 

Çok mutluyum!



Dün akşamki mezuniyetimden fotoğraflar... Tabii daha çok ve detaylıları instagram hesabımda yerini aldı...


Mezuniyet töreni Santral kampüsünde akşam 19'da başlayacak olmasına rağmen bizler 16.30 gibi okuldaki yerimizi almıştık... Hava çok sıcaktı ve cübbelerin içinde hem susadık hem bunaldık... Ama harika bir tören gerçekleşti...


Medya ve İletişim Sistemleri'nde bölüm 1.si olarak mezun oldum... 


Yazarlık, senaristlik, editörlük, dergicilik, gazetecilik, çizerlik, sosyal medyacılık ve televizyonculuk işleriniz itinayla yapılır.

Görüşmek üzere!

instagram.com/ofluoglumert
twitter.com/ofluoglumert
facebook.com/ofluoglumert 

24 Mayıs 2017 Çarşamba

İSVEÇ'E GELMİŞKEN ÇİZGİ ROMAN SERGİSİ AÇIVERDİM!


Dedim İsveç'e gelmişken bir çizgi roman sergisi açmadan dönmeyeyim! Şaka şaka, dersimin final projesi. İsveç'teki hayatımı anlattığım Mert'in İsveç Günlüğü'nün 1. bölümünü sizinle şurada paylaşmıştım, çok da güzel yorumlar aldım, herkese çok teşekkürler. İşte çizgi romanımın tamamını fotoğrafta arkamdaki panoda görüyorsunuz. 


Sergi açılışı Malmö Högskola'nın Niagara binasında oldu. Atıştırmalıklar da tam İsveç usulüydü! Burada çok tüketilen lakritz şekerleri ve jelibonlarıyla tam üç çeşit cips vardı. Çizgi romanımda da bahsettiğim gibi, bu İsveçliler sabah kahvaltılarında yulaf ve avokado yiyorlar ama aslında o kadar da sağlıklı beslenmiyorlar, abur cubur yemeye bayılıyorlar ve çok fazla şeker tüketiyorlar. Yani sabahları sebze meyve yiyorsunuz tamam ama, onlar sizi kurtarmaz, n'aber?



Benim kalemimden, klasik Türk kahvaltısı vs İsveç kahvaltısı... 




Daha çok paylaşımım için beni sosyal medyadan da takipte kalmayı unutmayın!



30 Nisan 2017 Pazar

İSVEÇ LUND'DA VALBORG FESTİVALİ: SKAM'IN GERÇEK HALİ!


Bunları döner dönmez ayağımın tozuyla yazıyorum. 

Bugün yine Malmö-Lund arası bisikletle (en az) 50 kilometre pedal çevirdim. Delilik! 

DELİLİK!

Bacaklarım zaten ağrıyordu, rüzgar yine sert esiyordu, ama kışın gittiğimde gördüğüm manzaralar o kadar güzeldi ki, o yolun bir de bahar halini görmezsem aklım kalırdı. Hatırlayacağınız üzere, Şubat'ın ilk günü de Lund'a bisikletle gitmiştik (o meşhur yazımı hala okumadıysanız buraya buyurun); işte bugün de tam üç ay üstüne, Nisan'ın son günü bisikletle Lund yollarındaydım. Hava serindi tabii ama güneşliydi ve ağaçların tepelerinde öten kuşların sesleri yol boyunca radyo gibi bana eşlik etti. Her şey çok pastoraldi ama bir ara kaybolup kendimi ıssız çiftlik yollarında, tarlaların arasında buldum. Zaten Malmö-Lund E22 karayolundaki tır şoförleriyle de kanka olacağım yakında! 


Şubat'ın ilk günü Lund'a ilk kez giderken...

Peki Lund'a niye gittim? 
Valborg Festivali sebebiyle! Valborg nedir? Bu aslında tüm İsveç'te kutlanan bir festival ama en eski öğrenci şehri Lund olduğu için Lund'daki kutlamalar hep daha büyük ve gösterişli oluyor. İsveç'in her yerinden herkes Lund'a gidiyor, o nedenle ben de Lund'a gittim. Valborg baharı karşılamak içinmiş, "yahu öyle saçmalık olur mu, bahar geleli ohooo, yazı karşılayın bari" dedim başta ama aynı zamanda, okulda dersleri biten üniversitelilerin rahatlamak amaçlı yaptıkları büyük bir piknik bu.

Yani sizin anlayacağınız, bu İsveçliler eğlenmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor, iyi de yapıyorlar! 


Patlamış mısır!

30 Nisan sabahı erkenden başlıyor Valborg. 
Ben de sabah 6'da kalktım (zaten erkenciyim, biliyorsunuz), 7.30'da yollara düştüm. Gittiğimde herkes çoktan parkta çimenlere kurulmuştu, yüz binler vardı desem abartmış olmam, İsveç'teki tüm öğrenciler Lund'a gelmiş sanırım ve evet, internette okuduğum gibi kahvaltıda çilek yiyenleri ve her yere kurulan (bazıları üstü açık) seyyar tuvaletleri de gördüm (Ah daha başka öyle şeyler gördüm ki, bundan sonra TV dizisi Skam'da izleyeceğim hiçbir şey beni şaşırtamaz, size o kadarını söyleyeyim)! Kısacası baya çılgın bir kafa bu Valborg. Bu seferlik instastory'e hiçbir şey koymadım, çünkü her şeyi detaylarıyla blog'da bu yazımda anlatmak üzere sakladım. Seyyar tuvaletlerin önündeyse otuz kırk kişilik kuyruklar vardı...


Valborg kahvaltısında çilek yiyen İsveçliler.
Seyyar tuvaletlerin önündeki kuyruk...





E22 karayolundaki tır şoförleriyle kanka olacağım bu gidişle... Bugün epey yoruldum! 50 kilometre bisiklet sürmekten bahsediyoruz! Ama çok da güzeldi...

Ve son olarak, ne diyeyim, Valborg'unuz kutlu olsun! 

Not: Son üç beş gündür sağ bacağımda bir ağrı var. Ağrı bile değil de, bir uyuşukluk, arada bir karıncalanma hissi gibi. Gün içinde yürüyen, bisiklet süren ve bilgisayar başında da çokça oturan biriyim. Bilgisayarı, klavyeyi şu sıralar mouse'suz kullanıyorum, yani elimle, acaba sağ elimde başladı da sonra bacağıma mı indi bu uyuşma hissi? Yoksa huzursuz bacak sendromuna mı yakalandım (yok artık!)? Otururken de, ayaktayken de bazen hissediyorum o yüzden bence bisiklet sürmemle de bir ilgisi yok. Ciddi bir şey yok, sadece merak ettim. Bilen varsa yazarsa çok sevinirim. :) 

23 Kasım 2016 Çarşamba

İKİNCİ DÖNEM İSVEÇ YOLCUSUYUM! PEKİ İSVEÇ'TE NE İŞİM VAR?


Hani size birkaç aydır Erasmus'a gideceğimden bahsediyordum, sizce neresidir diye soruyordum ya, siz de çoğunlukla İngiltere (polisiyelerle bağlantılı bir ülke dediğim için İngiltere demişti çoğunuz), Fransa, İtalya, Almanya diyordunuz, işte bu yazıda nereye gideceğimi açıklıyorum. Aslında başlığı okuduğunuz için çoktan öğrendiniz bile. 

Evet, ikinci dönem İsveç'e gidiyorum! 

Bahar dönemini İsveç'te Malmö'de geçireceğim. Malmö Üniversitesi'nde, amblemi de çok hoş, baş harfimiz aynı. Bahar dönemi dediğime bakmayın. 10 Ocak'ta gideceğim ve Haziran'ın başına (belki sonuna) kadar oradayım! İsveç'te bahar dönemi işte böyle kışın başlıyor. Tam o kara kışta İsveç'e ayak basacağım yani. Şu sıralar İsveç alışverişi yapıyorum sürekli. Yeni sezonun kazakları, montları, goretex botları benden sorulur (bot ve mont için marka önerileriniz varsa alabilirim-çok pahalı zaten hepsi, 500-800 lira arası)! Çok pahalıya patlıyor bana bu İsveç! Arkadaşım diyor ki "Mert İtalya'ya, İspanya'ya falan gitseydin bir şort terlik yeterdi, İsveç amma masraflı..." Hakikaten öyle valla. Hem ülkede yaşamak, ulaşım, hatta bunları geçtim bir yudum kahve içmek bile pahalı, hem de işte bu alışveriş masrafları... Uçak bileti fiyatlarını söylemiyorum bile. 

Peki NEDEN İSVEÇ?

Soğuğu hiç sevmememe, kasvetten ve kapalı havalardan nefret etmeme, 10 derecede bile donmama, ellerimin hemen çatlamasına rağmen, dünyanın en soğuk ve en karanlık ülkesi İsveç'te ne işim var? Size şu kadarını söyleyeyim: Ne işim yok ki!

İşte cevapları: 

1. Başlı başına bir sebep olarak: Millennium üçlemesi ve Stieg Larsson ve Mikael Blomkvist ve Lisbeth Salander.

Şimdi diyeceksiniz ki, sanki İsveç'e gidince Mikael Blomkvist Malmö tren istasyonunda kollarını açmış seni mi bekliyor olacak, her yer sarı olay yeri geçilmez şeritleriyle, cinayet mahalleriyle mi dolu? Hayır. Elbette bunun ben de farkındayım. Ama o kurgusal karakterlerin yaşadığı ülkeyi gidip görmek ne zamandır aklımdaydı. Ayrıca bu demek değil ki Malmö'den kitapta olayların geçtiği 600 kilometre uzaklıktaki Stockholm'e gidip de kitaptaki kilit lokasyonların görüldüğü Millennium şehir turuna katılmayı planlamıyorum!

2. Elbette tek sebep bir kitap serisi olamaz değil mi? Başka kitaplar da var, nihihaha.

Camilla Lackberg'in kitapları mesela. Ve onun da Fjallbacka'da olayların geçtiği mekanların görüldüğü kasaba turu var! Anlaşılan polisiye kitaplar ve geçtikleri mekanlarla bağlantılı şehir turu yapmak İsveç'te başlı başına bir sektör arkadaşlar. Siz hala Harry Potter deyip durun. Hıh, çok demodesiniz.

3. Sadece kitaplar yüzünden İsveç'e mi gidilir? Tabii ki HAYIR! Yüksek yaşam kalitesi, temiz hava temiz çeşme suyu, doğası, bisiklet dostu olması, herkesin İngilizce bilmesi ve konuşması, şık ve nezih kafeler, restoranlar, Instagram'a şenlik ortamlar. 

Yaşam kalitesinin ÇOK ÇOK ÇOK ÇOK yüksek olması başlıca sebebim. Ve Malmö'ye gideceğim diye Instagram'da epey İsveç hesabı buldum. Valla gözüme kestirdim, her gün evlerinden ve İsveç life style'larından fotoğraflar koyan o insanların evinde bir gece yatmadan dönmem! :)) #visitmalmö #visitstockholm #visitsweden ! Turning Torso! 

4. Minimalist İsveç tasarımları! 

Beyazla grinin buluştuğu o minimalist, kullanışlı ve stil sahibi "less is more" dekorasyon tarzından tutun (IKEA!!!), tasarım harikası evlerine kadar İsveç tasarımları kalp ben! Ben şimdiden oradan ne tutup getirsem diye düşünmeye başladım bile... 

5. İsveç'in en büyük 3. şehri olan Malmö ülkenin en güneyinde ve sanılanın aksine ılıman bir şehir.

Ha tabii hissedilen -20 olabilir. Ama Gulf Stream sıcak su akıntısı nedeniyle ılıman bir iklime sahip. İsveç kocamaaan bir ülke, her yeri aynı değil. Yani hava durumunun İstanbul'dan, Trabzon'dan çok da farklı olacağını sanmıyorum. 

6. Erasmus, İsveç gibi bir kuzey ülkesine gitmek için harika bir fırsat.

Almanya'ya, İtalya'ya falan her zaman gidilir. Ama İsveç malumunuz güzergah olarak biraz daha tepede. Yani Erasmus İsveç'e gitmek için harika bir fırsat.

Hadi İsveç'le ilgili popüler hafızamızı bir yoklayalım... IKEA, İsveç köftesi, H&M, Spotify, tarçınlı çörekler ve kurabiyeler, Anita Ekberg, Ingrid Bergman, Lisa Ekdahl... İsveç'in öyle meşhur bir yemeği var mı? Yani balık falan oralarda çok var. Kızılcık reçeli onlarda da var, hatta üstteki fotoğrafımda da gördüğünüz gibi IKEA'da köftenin yanında servis ediyorlar. Köfte ve kahvaltıda yediğimiz reçel ne alaka? Ben çıtır Wasa (Evet, Wasa da İsveç'ten!)'ya kızılcık reçeli sürüp yoğurtlu reçelli müslimi de yedim mi, tamamdır! 

Yani bekle beni İsveç! 

Yani ikinci dönem buralar karlı İsveç manzaralarıyla dolacak millet! Ama dakikası dakikasına ne yaptığımı görmek için beni Instagram'dan takip edebilirsiniz. Sonuçta her şeyi günü gününe blogda yazamayabilirim. 

Beni sosyal medyada eklemeyi unutmayın:

Hayal Kurmak, Yürümek, İzlenimler

"Hem bir hayal, dostum, bir umut değildir; onunla yetiniriz; hatta, imkansız olduğuna inandığımızda onu daha güzel buluruz, çünkü o zam...